8 Eylül 2016 Perşembe

TEMMUZ AYINDA OKUDUKLARIM (2016)

abidin dino kısa hayat öyküm içimde oğuz atay ile orhan gencebay ikizi yaşıyor.


Herkese merhaba. Eylül ayının ilk haftasında temmuz ayında okuduğum kitapları yazmak için karşınızdayım :-)

Bu sene bir kez daha anladım ki ben yazın kitap okuyamıyorum. Adana’nın meşhur sıcağında tek yapmak istediğim bütün gün yatıp bir şeyler izlemek oluyor. Bu yüzden temmuz ayını ikisi de bir günde biten iki incecik kitapla geçirdim. İkisini de Can Yayınları’nın D&R’daki 5 liralık kitaplar kampanyasından almıştım. Sizde de oluyor mu bilmiyorum, evde bekleyen onlarca kitap varken en son aldığım kitapları en önce okuyorum ve bekleyen kitaplar beklemeye devam ediyor. :-) Bu sefer de öyle oldu. Neler okuduğumu ve ne düşündüğümü anlatmaya başlıyorum.
murat yalçın içimde oğuz atay ile orhan gencebay ikizi yaşıyor.

MURAT  YALÇIN - İÇİMDE OĞUZ ATAY İLE ORHAN GENCEBAY İKİZİ YAŞIYOR
Bu kitap ismiyle ilgimi çekti. Bence ilgi çekmeyecek gibi de değil.  Murat Yalçın bir edebiyat dergisinde editörlük yaparken kendisine gelen mektuplardan yola çıkarak onlara benzer mektuplar yazmış. İçlerinde o kadar farklı ve ilginç olanlar vardı ki çok zevk alarak okudum. Kitabın arka kapağında dediği gibi “Editöre daha çok kitap okuması gerektiğini önerenlerden sen benim kim olduğumu biliyor musunculara, sponsor arayışı içindeki profesyonel okurdan kırgın şaire, içini editöre dökenler…” vb. onlarca farklı insanla karşılaşmak için okuyabilirsiniz. Ayrıca bu kitaptan noktalı virgülün mucidinin Aldus Manutius olduğunu öğrendim.

abidin dino kısa hayat öyküm yorumu

ABİDİN DİNO – KISA HAYAT ÖYKÜM
Abidin Dino ismini birçoklarınız gibi Nazım Hikmet’in “Bana mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” dizesinden tanıyorum. Bu kitapla kendisini daha yakından tanıdım ama kitap detaylı bir otobiyografi kitabı değil. Kitaba önsöz yazan Ferit Edgü şöyle demiş: “Bu kitabın Abidin Dino’nun gerçek özyaşam öyküsünün bir girişi olarak okunmasını diliyorum.

Abidin Dino ressam, karikatürist, heykeltıraş, sinemacı ve yazar sıfatlarını taşıyan çok yönlü bir sanatçı.

Abidin Dino’nun ailesi 1. Dünya Savaşı başlamadan az zaman önce bir Avrupa seyahatine çıkmış, savaş başlayınca yurda dönmemiş, Cenevre’ye yerleşmişler.

Sanatçının ailesi oldukça varlıklıymış. Dino da ayrıcalıklı bir hayat yaşamış. Ailenin kültür seviyesi yüksek olunca doğduğu günden beri kendini geliştirme şansı bulmuş. Farklı dilleri ana dili gibi konuşmasında yetişme şartının büyük etkisi var. Kendisi bu konuda şunları söylüyor: “Evde üç değişik dil konuşulurdu. Belki de bu benim dilsel özelliğimi açıklayabilir çünkü daha baştan üç dil konuşuyordum. Tabii ilkin Türkçe, sonra Rumca çünkü evin yarısı(hizmetçiler) Rumca konuşuyordu ve tabii Cenevre’de olduğumuz için Fransızca. Rusya’da yaşadığım dönemde de altı ayda su gibi konuşuyordum Rusça’yı.

Dino Rusya’ya film çekmek için gider. Orada bir süre yaşadıktan sonra Paris’e geçer. Paris’te Picasso, Gertrude Stein, Tzara gibi isimlerle arkadaş olur. El deseni çizmeyi çok seven Dino için Picasso için şöyle der: “Şöyle doğru dürüst el deseni çizmeyi bilen bir sen varsın bir de ben.”

1938 yıllarının sonunda Türkiye’ye dönen Dino çıkardığı dergiler, sergilediği resimler ve gösterdiği muhalif duruş yüzünden Adana’ya sürgüne gönderilir. Abidin Dino bu konuda şunları söylüyor: “Adana'ya postalanmam garipti. Büyükbabam, onun da adı Abidin’di ama o paşaydı, bir zamanlar bu yörenin genel valisiydi. Başka bir deyişle polis tarafından kuramsal olarak büyükbabamın bir zamanlar yönetiminde olan topraklarda ikamete zorlanmıştım. Doğrusu çok hoş bir durumdu bu çünkü Adana’nın en büyük caddesi büyükbabamın adını taşıyordu. Hâlâ da taşıyor.” Ben Adana’daki Abidin Dino Caddesi’nin isminin ressamdan geldiğini sanıyordum, meğerse dedesinden geliyormuş :-)

Abidin Dino Adana’da Yaşar Kemal’le de tanışır: “Adana’nın özellikle o günlerde ne mene bir yer olduğunu benim anlatmam mümkün değil. Bunu öğrenmek için Yaşar Kemal’in romanlarını okumak gerek. Onunla karşılaştığımızda handiyse bir çocuktu. 16-17 yaşlarında, iğne gibi ipince, bir köyden bir köye dolaşır ve ağıtları derlerdi.” (Bu ay okuduğum Zülfü Livaneli’nin Yaşar Kemal, Gözüyle Kartal Avlayan Yazar kitabından daha detaylı öğrendiğime göre yazarın kişisel gelişimine çok büyük katkıları olmuş.  O kitabın yorumunda daha ayrıntılı bilgi vereceğim.)

Bu çok yönlü sanatçıyı daha yakından tanımak isteyenlere kitabını tavsiye ediyorum. 

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. “Ölmekle, dünyadan ayrılmak kadar zordu doğmakla dünyaya alışmak.”
2. Dünya’ya gelmek dünyadan gitmek kadar zor. Çok sonra bilecektim ki, doğumla ölüm bir ikiz.
3. “İnsanoğlu hayatının en mühim olaylarını yaşarken bile hiçbir şeyin farkında değildir.” Stendhal



16 yorum:

  1. İlk kitabın kapağı çok tatlı. Adı da çekici, merak ettim. İkinci kitabı da güzel anlatmışsınız merak ettim. Zaten Mina Urgan'dan sonra otobiyografik kitaplar daha çok ilgimi çekiyor, bu kitabı da okumak isterim. Hele ki böyle dolu dolu bir insansa daha da güzel oluyor okumak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öneri makinesi, mina ugan'ın bir dinozorun anıları kitabına tek kelimeyle bayılmıştım ve yazarın hayatına hayran olmuştum. abidin dino'nun kitabını okurken de aynı şeyi hissettim. millet ne hayatlar, ne dolu günler geçiriyor. benim hayatım ne kadar basit diye düşünüyorum :-)

      Sil
  2. İlk kitabın isminin çekiciliğine ben de kapıldım :) Sanırım alıp bende okuyacağım...
    Bu sıralarda çıtır çerez kitapları daha çok seviyorum. Tabi birde okuyabilsem, dediğin gibi kış geldi. Okuma zamanlarımı başlatabilirim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oytunla Hayat, serin havalardan ben de ümitliyim. bu sene fazla ve güzel kitaplar okuyamadığımı hissediyorum. bu yüzden kalan 4 ayı iyi değerlendirmek istiyorum.

      Sil
  3. İlk kitabı baya merak ettim. Adı da mektuplar da çok ilgimi çekti. Malesef yazın kitap okuyamama durumu beni de çok etkiliyor ve okuyanlara gıpta ediyorum :) neyseki sonbahar geldi de okuyacağız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. okumasyon, sonbahardan ben de ümitliyim. bu sene fazla ve güzel kitaplar okuyamadığımı hissediyorum. bu yüzden kalan 4 ayı iyi değerlendirmek istiyorum.

      Sil
    2. İnşallah okumak istediğimiz tüm kitapları okuruz ve kalan zamanı verimli geçiririz :)

      Sil
    3. okumasyon, inşallah ama benim kalem kağıdı alıp plan yapmam lazım yoksa düzenli hareket edemiyorum. kendime bir okuma planı yapmayı düşünüyorum. başarabilirsem blogda yazarım :-) umarım sen de istediğin kadar çok ve güzel kitaplar okursun.

      Sil
    4. Planını merakla bekliyorum :)
      Ben plan yapınca sadık kalamıyorum. Ne zaman liste yapsam tutmuyor. Okuma maratonları olunca kendimi şartlandırıp yapıyordum ama onunda akibeti nolur bilmiyorum. Son olana katılmadım

      Sil
    5. okumasyon, ben de planlarıma çok bağlı kalmıyorum ama yine de işe yarıyor. öbür türlü elim hep kolay okunan kitaplara gidiyor, sırf daha hızlı okuyayım, okuduğum kitap sayısı artsın diye. bunu engellemek için liste yapmam şart.

      eylülün sonunda güz okuma şenliği başlar, ona katılabilirsin. kategorilere kitap uydurmak, çok okuyup yüksek puan almak, listede yukarılara çıkmak vb. güzel heyecanlar :-)

      Sil
    6. Evet çok seviyorum o şenlik telaşını :)
      Kategorilerde güzel olursa tadına doyum olmaz :)

      Sil
    7. okumasyon, daha bu şenlik bitmeden yeni şenliğin kategorilerini merak ediyorum ben :-)

      Sil
    8. Ben de. Hem de çok :) Liste hazırlama telaşı, okumak istediklerini listeye yerleştirme çabası, eksikleri tamamlama derken o heyecanı özledim :)

      Sil
    9. okumasyon, az kaldı az :-)

      Sil
  4. İlk kitabı çok merak ettim. Not alıyorum hemen. İnceymiş de hem rahat rahat okumalık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. esseve rin, kitap ismi ne kadar önemli değil mi? herkesi ismiyle tavladı kitap :-) bir günde okuyup bitirirsin canım.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...