21 Ocak 2017 Cumartesi

UZUN HİKAYE ÖZETİ VE YORUMU

mustafa kutlu uzun hikaye çözeti
Kitabın yeni basım kapaklarında film oyuncuları kullanılmış. 


Uzun Hikâye’yi üniversite yıllarımda okumuş ve kısa bir özetini çıkarmıştım. O zamanlar okuduğum kitapların özetini çıkarıp özet defterime yazıyordum. Blogumu ilk açtığım zamanlarda o özetlerden bazılarını blogumda paylaşmıştım. 
Uzun Hikâye’yi de paylaşmışım, burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.

Mustafa Kutlu kalemini sevdiğim bir yazar. Üniversitedeyken bir hocamızın tavsiyesiyle tanışmış ve o dönem 4-5 kitabını okumuştum. Hatta o zamanlar setini alıp bütün kitaplarını okumaya karar vermiştim ama zamanla başka yazarlar, başka kitaplar dikkatimi çekti ve ben Mustafa Kutlu’yu unuttum. Bu sene Sarıçam Okuma Şenliği’nde 8.sınıf öğrencilerimiz için seçilen kitaplardan biri de Uzun Hikâye olunca yazarla tekrar buluşmuş olduk. Onun basit görünen ama sıcacık olan, içimizden insanları başarıyla anlattığı, akıp giden üslubunu özlediğimi fark ettim. Yazarla daha sık buluşmaya karar verdim.

Yarışmaya katılacak öğrencilerim için çıkardığım detaylı özeti başkalarına da yararlı olabilmek adına buraya bırakıyorum.
mustafa kutlu uzun hikaye çözeti
Bu da kitabın eski basım kapağı 

UZUN HİKÂYE KİTAP ÖZETİ
Yazarımızın babası Ali. Bulgar göçmeni olduğu için Bulgaryalı Ali diyorlar. Dedesi ile birlikte yaşıyor. Yakışıklı, hoşsohbet, cana yakın biri. Annesinin adı Münire. Sarışın, mavi gözlü, lepiska saçlı güzel bir kadın. İstanbul’un belalı ailelerinden birinin kızı. Ali, Münire’yi ister ama ailesi kızı vermez. Ali de Münire’yi kaçırır. O günden sonra Münire’nin ailesi onları yakalamasın diye köy köy, şehir şehir gezmeye başlarlar.

Ali bir okulda iş bulur. Okulun bahçesine meyve ağacı diker, sebzeler eker. Okul müdürü bahçenin ürünlerinden sadece kendisi yararlanır, çevresine sanki bahçeyi o yapmış gibi davranır. Ali bu haksızlığa dayanamaz. Bahçede emeği olan hademelerin de hakkının verilmesi gerektiğini söyleyerek müdürle tartışır. Müdür ona “Hakkını vermek lafları ediyorsun. Sosyalist misin sen?” der. Ali sosyalistin ne olduğunu bilmeden “Evet, sosyalistim.”der. O günden itibaren adı Sosyalist Ali olarak kulaktan kulağa yayılır.

Bu arada Münire ikinci çocuğuna hamiledir. Bir gün fenalaşır, hastaneye kaldırılır. Maalesef hem kendi hem de bebeği ölür. Ali de oğlunu alıp yine göçer. Her göçtükleri yerde saka kuşu ve küpe çiçekleri olur.

Bir kasabaya yerleşirler. Bu arada yazar 16 yaşına gelir. Çerçi Abdullah ile Şadiye’nin oğlu Celal ile arkadaş olur. Celal’de kas erimesi olduğu için yürüyememektedir. Bütün gün evinin penceresinden etrafı seyrederek boncuk işler. Savcının kızı Ayla’ya yazar da Celal de âşık olur ama Celal, yazardan Ayla’ya mektup göndermesini isteyince Celal’i kıramaz. Celal’in Ayla için yaptığı kolyeyi götürür. Ayla da Celal’e hatıra olarak kalması için bir şiir yazar. Yazar Ayla’ya açılamaz, âşkını içine gömer. Bu arada Ali kasabada arzuhalci, dava vekili olarak çalışır. Sürekli daktilosunda yazılar yazar. Bu yazıları çekmecesinde saklar. Bir gün kasabanın ileri gelenleriyle tartıştığı için polisler evini basar. Yazılarını oğlu sakladığı için yakalanmaz ama artık burada kalamayacaklarını anlayarak yine yollara düşerler.

Hanyeri kasabasına gelirler. Yazar liseyi bitirir. İki yıl üniversite sınavına girer, kazanamayınca okumaktan vazgeçer. Babası ile bir kitapçı açıp işletirler. Tabelacı Osman’ın çırağı Turan ile arkadaş olur. Turan Suna’ya âşıktır ama aşkına karşılık alamaz.

Ali kitapçıyı oğluna bırakır, Hanyeri gazetesinde yazı yazmaya başlar. “Particilik” başlığıyla yazdığı yazı kasabanın siyasilerini rahatsız eder. Ali’yi hapse attırırlar. Bu arada oğlu, Feride adında kapalı bir kıza âşık olur ama babasının hapiste olması ve adının sosyalist olarak çıkmasından dolayı kızın ailesi kızlarını yazara vermek istemezler. Yazar da Feride’ye kaçmayı teklif eder ama Feride ailesinin adını kirletmemek için kaçmayı reddeder. Bunun üzerine yazar bunalıma girer, artık orada kalmak istemez. Babası ile hapiste vedalaşır. Babası oğluna daktilosunu verir. Yazar eşyaları ve babasının verdiği daktilo ile beraber bir trene biner. Amacı İstanbul'a gitmektir ama birden adını bile bilmediği bir istasyonda iner ve daktilosuna hayatını yazmaya başlar. 

14 yorum:

  1. Özetini pek okumadım belki okurum diye fakat çok hüzünlü bir kitap gibi geldi bir an neden bilmiyorum. İlk kapak hiç güzel değil sanırım film yapmışlar onun için tekrar basım olmuş ama ikinci fotodaki daha güzel :).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öneri makinesi, doğru tahmin ettin, hüzünlü bir kitap. İlk kapağı kitaba çok uyumlu. kitabı okusaydın kapağı da severdin. Kitabın filmini yaptıkları için yeni basımlarda filmin oyuncularını kullanmışlar, o kapak da güzel olmuş.

      Sil
    2. Ben o zaman özeti okuyayım kitap kalsın çünkü pek okuyamıyorum çok hüzünlü kitapları ☺

      Sil
    3. öneri makinesi, filmini de izleyebilirsin. Kitaptaki bazı detayları değiştirmişler ama filmini başarılı buldum.

      Sil
  2. Mustafa Kutlu'nun Nehir Söyleşi ve Huzursuz Bacak kitabını okudum. İkisini de beğendim. Bende sizin gibi tüm kitaplarini okumayı düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. cem kazan, ben de yazarın Chef ve Beyhude Ömrüm kitaplarını okuyup sevmiştim. İkisini de tavsiye ederim.

      Sil
  3. Yazarı daha önce hiç okumadım ama özellikle bu kitabını merak ediyordum, teşekkürler bu güzel paylaşım için, sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eren O. ben teşekkür ederim yorumun için. Benden de sevgiler canım :-)

      Sil
  4. Mustafa Kutlu'nun denemelerini okumuştum. Vatan Yahut İnternet haatta baya hoşuma gitmişti. Bu kitap fuarından da aldım bir iki kitabını ama bu hiç aklıma gelmemişti. Bir dahaki sefer de Uzun Hikaye'ye bakarım artık. Yayın için teşekkürleeer, saygılarımla~~

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elif Kara, yorumun için ben teşekkür ederim. Ben de Mustafa Kutlu'nun denemeleri olduğunu bilmiyordum. Deneme türünü çok severim, mutlaka okuyacağım. Benden de saygılar :-)

      Sil
  5. Filmini çok severek izlemiştim. İnşallah bir gün kitabı da alıp okurum. Mustafa Kutlu hiç okumadan sevdiğim yazarlardan biri acaba okusam diyorum ne kadar çok severim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. okumasyon, bir iki kitabını alıp sevip sevmediğine bakabilirsin ama bence seversin. İnsana huzur veren bir tarzı var.

      Sil
    2. Bence de seveceğe benziyorum :)

      Sil
    3. okumasyon, inşallah :-)

      Sil

Yorumlarınız için çok teşekkür ederim :-)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...