20 Şubat 2018 Salı

Christy Brown - Sol Ayağım Özeti

sule uzundere blog kitap özetleri
5 Haziran 1932’de Rotunda Hastanesi’nde(İrlanda) doğmuşum. Benden önce 9, benden sonra 12 çocuk vardı. 22 çocuğun 17’si yaşadı, 4’ü bebekken öldü. 13’ü yaşıyor.

Bende bir sorun olduğunu ilk kez annem fark etmiş. 4 yaşındayken başımın sürekli düştüğünü fark etmiş. Beni hastanelere 1 yaşımı biraz geçince götürmeye başlamışlar. Doktorlar benim umutsuz vaka olduğumu, zihinsel engelli olduğumu söylemişler. Annem buna inanmayı reddetmiş ve benden umudunu kesmemiş.

Annemin bakması gereken başka çocukları vardı. Erkek kardeşlerim Jim, Tony ve Paddy ile iki kız kardeşim Lily ve Mona vardı. Hepsi çok küçüktü. Aralarında bir ya da ikişer yaş vardı.

5 yaşına geldiğimde hiçbir ihtiyacımı karşılayamıyordum. Bu konuda babam benimle ilgileniyordu. Genellikle mutfakta yatıyordum. Güneşli ve sıcak günlerde bahçeye çıkıyordum.

Soğuk bir aralık gününün öğleden sonrasıydı. Bütün aile mutfakta oturuyordu. Mona ve Paddy sarı bir tebeşirle toplama işlemleri yapıyordu. Tebeşir çok ilgimi çekti. Sol ayağımla uzanıp kardeşimin elinden tebeşiri aldım. Tebeşiri ayak parmaklarımın arasında tutup gelişigüzel karalamalar yaptım. Herkes konuşmayı kesip bana baktı. Annem bana “Sana onunla ne yapılacağını göstereceğim.” dedi ve yere bir “A”çizdi. Benden aynını çizmemi istedi. Zorla ve eğri büğrü de olsa bir A çizmeyi başardım. Annem ağladı, babam beni omuzlarına aldı.

O günden sonra annem bana bütün alfabeyi öğretti. İlk olarak adımın ve soyadımın baş harfleri olan “C.B.”yi yazdım. İlerleyen günlerde ismimi tam yazmayı başardım.

6 yaşına gelmiştim. En büyüğümüz Lily evin küçük annesi olmuştu. O evin işleri ve kardeşlerimle ilgilenirken annem bana alfabeyi öğretiyordu. Hâlâ konuşamıyordum ama ailemin anlayabileceği homurtular çıkarabiliyordum.

7 yaşındayken tek başıma doğrulabiliyor ve sürünerek bir yere gidebiliyordum. Erkek kardeşlerimin yardımıyla yaşıtlarımla arkadaş olmaya başlamıştım. Beni “Gezinti arabası” dedikleri paslı, eski bir arabayla taşıyorlardı. Mahalleden birçok arkadaş edindim. Evde kardeşlerimle saklambaç ya da körebe oynardık.

Noel zamanı annemle radyodan ayin dinlerdik. Annem ilahiyatla ilgilenmemi çok istedi ama hikâyeler benim ilgimi daha çok çekiyordu.

Tony yabani bir çocuktu. Bütün kızlar peşinden koşardı. İçimizde en yakışıklı oydu. Ben de onu ilk kahramanım ilan etmiştim. Bir gün onu ev hapsinden kurtardım. Bir çocuğu dövdüğü için babam onu odaya kilitlemişti. Annemin cebinden anahtarı alıp Tony’i çıkardım. Bana teşekkür etti.

Arabama Henry adını vermiştim. Onunla her yere giderdim. Hatta Jim’in sırtında sinemaya da giderdim. Sinemada film izlemeyi çok seviyordum. Kardeşlerimle göle gittiğim bir gün suya girdim ve yüzmeyi öğrendim.

Bir gün Henry bozuldu, tamir edilecek durumda değildi. Depoda çürümeye bırakıldı. Artık kardeşlerimle gezmelere gidemiyordum. Bu beni çok mutsuz etti.
10 yaşında ne kadar çaresiz olduğumun farkına vardım. Yürüyemiyor, konuşamıyor, diğer çocuklar gibi yemeğimi kendim yiyemiyordum. Aynalardan nefret ediyordum.

Annem bana yeni bir araba almayı başardı. Tekrar sokağa çıkmaya başladım ama eski neşem yoktu. O günlerden sonra yılda bir ya da iki kez hariç dışarı çıkmadım.
Bir Noel’de bana oyuncak asker hediyesi geldi, Paddy’e ise harika boyalar. O boyalarda gözüm kalmıştı. Paddy ile hediyelerimizi değiştirdik. O günden sonra resim yapmaya başladım. Resim beni yeniden hayata bağladı. Odamda saatlerce yalnız başıma resim yapıyordum.

Ben 11 yaşındayken annem 22. Ve son çocuğunu doğurdu ama durumu iyi değildi. Evin bütün neşesi sönmüştü çünkü annemin öleceğini düşünüyorduk. Annem hastanedeyken Katriona Delahunt adında 18 yaşında, hayatımda gördüğüm en güzel kız evimize geldi. Annemin yattığı hastanede hasta bakıcıymış. Annemden beni öğrenince benimle tanışmaya gelmiş. O zamanlar annemden sonraki en büyük ilham kaynağımla tanıştığımı bilmiyordum, hayallerimdeki kızla tanışmıştım.

O günden sonra Katriona bize sık sık geldi. O resimlerimle ilgilendikçe daha büyük bir şevkle resim yapmaya devam ettim.

Bir gün 12-16 yaş arası çocukların katılabileceği bir resim yarışmasının ilanını gördüm. 12 yaşımı biraz geçmiştim. Cinderella’nın balosunu boyayacaktım. Kazanma umudum olmasa da yarışmaya katıldım. Sonraki günler yarışma tamamen aklımdan çıktı.

Bir gün İndependent’tan beni görmek için bir muhabir ve fotoğrafçı geldi. Bayan Delahunt gazeteye, yarışmaya katılanlardan birinin resmi sol ayağıyla boyadığını söylemiş. Onlar da inanmayıp iki gazeteci göndermişler. Annemden hikâyemi dinlediler ve resim yaparken fotoğrafımı çektiler. Bu, benim ilk fotoğrafımdı.
Ertesi pazar gazeteden resim yarışmasını kazandığımı öğrendim.

13 yaşıma geldiğimde mahallemizdeki Jenny’e âşık oldum. Çok güzel ve neşeli bir kızdı. Sesini duyduğum an pencereden ona bakardım. Bir gün göz göze gelince bana öpücük attı. Bundan cesaret alarak bir notta onu sevdiğimi ve resmini yapmak istediğimi yazdım. Kardeşimle notu gönderdim. Jenny notuma karşılık verdi. O günden sonra çok iyi iki arkadaş olduk.

Bir gün arka bahçede resimlerime bakarken Jenny beni alnımdan öptü ve koşarak gitti. O günden sonra onu not bombardımanına tutmama rağmen haftalarca görünmedi. 14. yaş günümde bana not gönderdi ama gelmedi. Bir gün arka bahçede Jenny göründü. Bana acıyan gözlerle baktı. İkimiz de konuşmadık. Sonra Jenny bahçeden ve hayatımdan çıktı.

Evde herkes büyümüş ve değişmişti. Yaşı bana en yakın olduğu için en sevdiğim kardeşim Peter bile değişmişti. Küçük kardeşlerimle aramda sıcak bir ilişki yoktu. Onlarla pek konuşmuyordum, onlar da benden çekiniyordu.

15. yaş günümde annem evde bir parti verdi. Artık çocuk değildim ama yetişkin de değildim. Günlerim umutsuzluk ve keder içinde geçiyordu. Sinirli biri olmuştum. Annemle bile kavga ediyordum. Kendimi pencereden aşağı atarak öldürmeye karar verdim. Bir veda mektubu yazdım, pencereye çıktım. O an annem, babam, kardeşlerim ve Katriona Delahunt aklıma geldi, yapamadım. Ağlayarak pencereden indim.
sule uzundere blog kitap özetleri

Artık 16 yaşındaydım.

Babam bütün oğullarının kendisi gibi duvar ustası olmasını istiyordu. Jim, Tony, Paddy ve Peter onun dileğini gerçekleştirmişlerdi.

17 yaşımda hikâyeler yazmaya başladım. Sinemada izlediğim filmlerden ilham alarak kanlı maceralar yazıyordum.

Bir haziran sabahı Katriona kilisede evlendi. Annem tekerlekli sandalyemle beni de götürdü. Artık Bayan Maguire olmuştu.

Küçük yaşlardan beri müziğe düşkündüm. Çocukken saatlerce her türlü müziği dinlerdim. Yavaş yavaş ayrım yapmayı öğrendim ve en sevdiğim müziğin klasik müzik olduğuna karar verdim. Handel’in Largo’sunu ilk dinleyişimde büyülendim. Favori bestecim Chopin’di.

Bir gün Bayan Maguire bana Lourdes’e gitmek isteyip istemediğimi sordu. Çok istiyordum. Gezi 34 pounda mal oluyordu. Lourdes komitesi 10 poundu ödüyordu. Annem büyük teyzemden 5 pound borç aldı. Bayan Maguire geri kalan miktarı kendisinin halledeceğini söyledi.

18 yaşımda bir uçakta yalnız başıma seyahat ediyordum. Etrafımda hep engelli insanlar vardı. İlk kez benden kötü durumda olan insanlarla karşılaştım.
Uçağımız Fransa’ya indi.1 hafta kalacağımız Lourdes kasabasına doğru yol çıktık. 

Manastırda ilk gün dinlendik. Ertesi gün Şifa Hamamı’na götürüldük. Orada hamama girdim. Kendimi yeniden doğmuş gibi hissettim. İyileşebilmek için bol bol dua ettim. Gece kasabadaki meşale törenine katıldım. Hayatımın en güzel anıydı bu.

Bir hafta sonra eve döndüm. Lourdes anıları silinmeye başlayınca eski karamsar, mutsuz hâlime döndüm.

Lourdes’ten döndükten sonra Dr. Collis adında bir doktor beni ziyarete geldi. Beyin felciyle ilgili yeni bir tedavi geliştirdiklerini, beni iyileştirebileceğini söyledi. Şimdilik evimde tedavi olacaktım.

Ertesi gün bana Louis Warnants adında genç bir doktor geldi. Bana daha çok fiziksel egzersizler içeren bir program hazırlamıştı. Buna “Fizik tedavi” diyordu. Haftada bir gün pazar günleri gelmeye başladı. Evin sadece mutfağı çalışmamıza uygundu ama oraya da sığmıyordum. Bu yüzden annem arka bahçeye doktorla çalışabileceğim bir oda yapmaya karar verdi. Başta babam ve duvar ustası kardeşlerim bu işe yanaşmadı. Annem vazgeçmedi ve “Siz yapmazsanız ben yaparım.” diyerek duvarı örmeye başladı. Babam ve erkek kardeşlerim annemin vazgeçmeyeceğini anlayınca malayı annemin elinden alarak odamı yapmaya başladılar.

Odam çok uzun sürede bitti çünkü elimizdeki para sürekli bitiyordu. Para buldukça kaldığımız yerden devam ediyorduk. Sonunda sadece doktorla egzersiz yapacağım bir oda değil yatacağım, yemek yiyeceğim, kitap okuyacağım gerçek bir odam olmuştu.

En sevdiğim yazar Charles Dickens’tı. Kitapları arasında en çok David Copperfield’i sevmiş, üç kez okumuştum.

Bir gün Dr. Collis geldi ve beni Londra’ya göndermeye karar verdiğini söyledi. Yengesi Bayan Irene Collis beyin felci konusunda uzmandı ve tedaviye cevap verip vermeyeceğimi ona danışmak istiyordu. Yani geleceğim Bayan Collis’e bağlıydı.

Bayan Collis’in fikrini öğrenmek için annemle beraber 1949 yılının Ocak ayında Londra’ya gittik. Londra’da bizi Dr. Warnants karşıladı.

Hastanede Bayan Collis beni uzun süre muayene ettikten sonra iyileşmem için hiçbir engel olmadığını söyleyince dünyalar benim oldu. ancak iyileşmemin tek bir yolu vardı, sol ayağımı kullanmayacaktım. Doktor kendimi ifade etmemin tek yolunu elimden alıyordu. İyileşmek için bunu yapmak zorundaydım.

O gece Dublin’e döndük. Sabah Beyin Felci Kliniği’nde tedaviye başladım. Klinikte benden başka yetişkin hasta yoktu. Etrafımda en fazla üç yaşında olan sakat çocuklar görmek beni rahatsız ediyordu. Oraya ait olmadığımı hissediyordum.
Bir gün hastanede Sheila ile tanıştım. Onun arkadaşlığıyla kendimi daha güçlü ve iyimser hissetmeye başladım.

Tedavi için sol ayağımı kullanamıyordum. Elim kalem tutacak kadar güçlü değildi. Kendimi kapana kısılmış hissettiğim dönemde 12yaşındaki kardeşim Eamonn ödevini yapıyordu. Çatılan kaşlarına bakılırsa ödevi iyi gitmiyordu. Ben de ona yardım edeceğimi ama onun da benim için bir şey yapması gerektiğini söyledim. Kabul etti. O gün hayat hikâyemi yazdırmaya başladım. 18 yaşındaydım. Zavallı kardeşim günlerce ağzımdan çıkan her kelimeyi yazdı. Süslü kelimelerle abartılı cümleler kuruyordum. Kitap bir türlü hayal ettiğim gibi ilerlemiyordu. Bu şekilde olmayacağını anladım. Benim akıcı bir şekilde yazmam gerekiyordu. Bu konuda Dr. Robert Collis bana yardımcı oldu. Bana okumam için kitaplar getirdi ve nasıl iyi bir öykü yazabileceğimi anlattı.

Klinik artık bize yetmiyordu. Bu yüzden daha büyük bir binaya taşındık. Yıllardır gittiğim için kliniği evim gibi görüyordum. Birçok engelli orada çok yol kat etmişti. Bernie ve Dorothy bunların başında geliyordu. Ben de konuşmamı geliştirmiştim. Yaptığım nefes çalışmaları sayesinde artık daha sakin ve tane tane konuşuyordum.

Dr. Robert’la kitabım için görüşmeye devam ediyordum. Ondan çok şey öğrendim. Otobiyografimi baştan yazmaya başladım. Bu sefer bana 13 yaşındaki kardeşim Francis yardım ediyordu. İkinci denemem ilkinden iyi olsa da istediğim seviyede değildim. Dr. Robert evde bir öğretmen tarafından eğitim görmem gerektiğini söyledi. Böylece Bay Guthrie ile tanıştım. Haftada iki gün ders yapıyorduk. Matematikten anlamıyor ama geometriyi seviyordum. Shakespeare’i okurken büyüleniyordum.

Bir gün Burl Ives klinikte konser verecekti. Dr. Collis benden beyin felciyle ilgili bir konuşma yapmamı, otobiyografimin ilk kısmını okumamı istedi. Çok korkmama rağmen kabul ettim. Annem, babam ve birkaç kardeşim beni dinlemeye gelecekti. O gün konserden sonra doktor beni dinleyicilere tanıttı ve kitabımın ilk bölümünü okudu. Okuması bittiğinde bütün salon alkıştan yıkılıyordu. Doktor, anneme bir kırmızı gül demeti uzattı. Burl Ives konserine devam etti. Çok mutluydum ve sol ayağımla şarkılara ritim tutuyordum.


NOT: Kitabın yorumu önümüzdeki günlerde blogumda olacak. 

16 yorum:

  1. Baya detaylı bir özet olmuş. Kitabı tekrar okumuş gibi oldum. Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arif öztürk,
      özeti öğrencilerim için çıkardığımdan detaylı olmasına özen gösterdim. Güzel yorumunuz için ben teşekkür ederim :-)

      Sil
  2. Ben bu kitabı ayrı seviyorum. Mutlaka okunması diye düşünüyorum. Herkesin alacağı bir ders var içinde. Siz de çok güzel anlatmışsınız. Emeğinize sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ebemkuşağı,
      evet kitapta herkesin alması gereken dersler var. Bu açıdan güzel bir kitaptı.

      Sil
  3. İzlediğim filmlerden hafızamdan çıkmayanlardandı, kitabını okuma fırsatım da olur inş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hatice yazıcı,
      inşallah. Seveceğine eminim.

      Sil
  4. kitabı ayrı güzel filmi ayrı. her gördüğümde bi hüzün oluşuyor içimde, bir de küçük tebessüm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bi Poşet Kitap,
      ben önce filmini izleyip sonra kitabını okuyanlardanım. Beni daha çok hüzünlendiriyor bu hayat hikayesi.

      Sil
  5. özel kitaplardan biri gerçekten .....

    YanıtlaSil
  6. Özet çok detaylı olunca kitabı okuma hevesimi kaybederim diye yarım bıraktım. Bu kitabı kızıma almalıyım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nil,
      öğrencilerim yarışmaya katılacağı için detaylı bir özetini çıkardım. 6.sınıf öğrencileri kitabı severek okudu. Kızınız ortaokul öğrencisiyse severek okuyacaktır.

      Sil
  7. Çoooook güzel kitap

    YanıtlaSil
  8. beyaz diş özeti yapabilir misiniz.adana da oturuyorum ilçe geneli sınav var da.detaylı bir özet yapabilir misiniz.Pazartesiye kadar.en geç pazar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mustafa HD,
      maalesef Beyaz Diş'in özetini çıkarmadım ama internetten bulabilirsiniz. Birçok sayfada detaylı özetleri var.

      Sil

Yorumlarınız için çok teşekkür ederim :-)