7 Haziran 2016 Salı

MAYIS AYINDA OKUDUKLARIM (2016)

sule uzundere blog kitap yorumları
Herkese merhaba. Mayıs ayını 6 kitapla geçirmişim. İstediğim kadar çok okuyamadığım ama güzel kitaplar okuduğum bir ay oldu mayıs. Neler okuduğuma ve yorumlarıma gelirsek sırasıyla yazmaya başlıyorum.
julia quinn - son söz aşkın

JULIA QUINN – SON SÖZ AŞKIN
Romantik tarihi kitapları okumayı seviyorum. Bu türde favori yazarım Judith Mcnaught’tı ama Julia Quinn’in onu geçtiğini söyleyebilirim. Judith Mcnaught’ın sevmediğim kitapları var ama Julia Quinn’in okuduğum üç kitabına da bayıldım. . Judith Mcnaught kitaplarını bazen uzatabiliyor. Çok sevdiğim bir kitabında bile bazı bölümleri okurken sıkılabiliyorum ama Julia Quinn’in okurken sıkıldığım bir sayfası bile yok. Bu yüzden yazarın bütün kitaplarını okumaya karar verdim ama temmuzda taşınacağımız için bu kararımı şimdilik erteliyorum. (Bu arada yazarın kitapları elinde olan varsa bana ulaşsın. Bende verebileceğim onlarca kitap var. Takas yapabiliriz. ) Son Söz Aşkın bildiğimiz Kül Kedisi masalının 1800’lü yıllar İngiltere’sine uyarlanmış bir versiyonuydu ve çok zevk alarak okuduğum bir kitaptı. Sıcak yaz günlerinde sizi mutlu eden bir şeyler okumak istiyorsanız gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1.Okullara giriş iznimizin olmama sebebinin, böyle bir durumda siz erkekleri her konuda geçecek olmamız olduğunu düşünüyorum.
2.Benden nefret ettiğini bilerek yaşayabilirim ama sensiz yaşayamam.
3.En çok hatırlanan şeyler unutulan şeylerdir.
4.Sıkıcı hayatını sevmenin tek nedeni coşkulu ve heyecanlı bir hayat yaşamamış olman.

george orwell - 1984

GEORGE ORWELL – 1984
1984’ü geçtiğimiz ay birçok blogger arkadaşımla birlikte okuduk ve yorumladık. Kitapla ilgili ayrıntılı yorumumu ayrı bir post olarak yazmıştım. Buradan okuyabilirsiniz.
dora freud'a kafa tutan kız - lidia yuknavitch

LIDIA YUKNAVITCH - DORA, FREUD’A KAFA TUTAN KIZ
Bu kitap ilk önce ismiyle dikkatimi çekti. Sonra kitabın kapağında “Chuck Palahniuk’un önsözüyle” ifadesini görünce mutlaka okumalıyım dedim. Bilmeyenler için söyleyeyim Chuck Palahniuk, Dövüş Kulübü kitabının yazarı, benim de çok sevdiğim bir isim. Kitabı ocak ayındaki Çukurova Kitap Fuarı’nda çok uygun bir fiyata bulunca hemen aldım ve geçen ay okudum. Kitap anne ve babasının sorunlu evliliğinden bunalmış ve 14 yaşında bir aile dostu tarafından tacize uğramış bir kızın hayatını, yine onun ağzından anlatıyor. Demin yazdıklarım yüzünden kitaptan beklentim fazlaydı ama maalesef kitap bu beklentileri karşılayamadı. Yaşadıklarından dolayı Dora için üzülürüm, onun için empati kurarım sanmıştım- doğal olan da buydu- ama kitap boyunca o kadar kötü ve saçma davranışlarda bulundu ki bir yerden sonra ona sinir olmaya başladım. Zaten kitapta sevilecek bir karakter de yoktu bana göre. Kitaptaki baş karakteri, hatta hiçbir karakteri sevmeyince kitabı da sevemiyorsunuz. Bir de kitapta o kadar çok marka ismi geçiyordu ki bir yerden sonra “Bunlar neden bahsediyor?” diye düşündüğümden Dora benden geçer not alamadı maalesef.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. “Salt erkek ya da kadın olmak ölümcül bir şey: İnsan erkekçe kadın ya da kadınca erkek olmalı.” Virginia Woolf.
2. Sizin için bütün zamanların en iyisi olan beş müzisyeni sıralayın ya da ressamı ya da bilim insanını. Sonra da zaaflarını. Hı hı. Uyuşturucular olmasa kültürümüz ne durumda olurdu acaba? Ben söyleyeyim. Zavallı bir bok çuvalı olurdu. Tam bir çelişki.
STEFAN ZWEİG - BİR KADININ YAŞAMINDAN 24 SAAT

STEFAN ZWEİG – BİR KADININ YAŞAMINDAN YİRMİ DÖRT SAAT
Stefan Zweig’den sadece Satranç kitabını okudum ama o kadar beğendim ki yazarın bütün kitaplarını okumalıyım diye düşündüm. Hâlâ öyle düşünüyorum. İlk olarak Bir Kadının Yaşamından 24 Saat kitabını okudum. Kitap yaşlı bir kadının genç bir adama unutamadığı ve hayatını değiştiren o günü anlatmasını anlatıyor. Kitap ilerleyişi bakımından bana Satranç’ı anımsattı. Yine zevkle okuduğum, bitirdikten sonra iyi ki okumuşum dediğim bir kitap oldu. Zweig’in bütün kitaplarını okumalıyım düşüncem devam ediyor. Siz de eğer henüz tanışmadıysanız bence bir an önce yazarın bir kitabını okumalısınız.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. İnsanların çoğu sınırlı bir hayal gücüne sahiptir. Duyumlarını uyaracak ölçüde yakınlarında gerçekleşmeyen bir olaya ilgi göstermek pek içlerinden gelmez ama aynı şey gözlerinin önünde, doğrudan duygularına dokunma mesafesinde gerçekleşirse, bu olay önemsiz bile olsa, hemen aşırı bir duyarlılık gösterirler.
2.Böyle bir şey mümkün diye ısrarla savunmaya geçtim, hatta yıllar yılı hayal kırıklığına yol açmış can sıkıcı bir evlilik yüzünden bir kadının aşırı her maceraya atılmak için içsel olarak hazır olma olasılığından da söz ettim.
3.Yaşlanmak, geçmişten artık korku duymuyor olmaktan başka bir şey değil zaten.
ELIETTE ABECASSIS - BİR BEBEK BEKLİYORUM

ELIETTE ABECASSIS - BİR BEBEK BEKLİYORUM
Kitap ağacı Adana grubunda yaptığımız takasta elime geçti Bir Bebek Bekliyorum. Bir günde okuyup bitirdiğim ve sevdiğim bir kitap oldu. İki yıldır sevgili olan bir çiftin çocuk sahibi olma sürecini anlatıyor kitap ama kadının hamile kalmasıyla hayatları tamamen değişiyor. Bu değişim olumlu anlamda olmuyor üstelik. Altını çizdiğim cümleleri okursanız ne demek istediğimi anlarsınız. Çocuk sahibi olma konusunda tereddütleri olan biriyim. Kitabı okuyunca bu konuyu bir süre daha ertelemeye karar verdim. Benim gibi çekinceleri olan kişiler bu kitabı okumadan karar vermemeliler bence.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Neden çocuk yapılır? “Aşk”tan “sıkıntı”dan ve “ölüm korkusu”ndan. Hayatın üç temel birleşeni.
2. Çocuk herkesin yapabileceği bir şeydir ama yine de muhtemel ebeveynlerin pek azı gerçeği bilir: Çocuk yapmak hayatın sonudur.
3. Doğurmak üzereyim. Arkamda bir ses, bir nefes duyuyorum. Nicolas. Bu işler böyle: Âşık olarak başlıyor ve ayağınız üzengide ona bakıyorsunuz. Karşısında hapşıracağım diye ödünüz patlarken, şimdi bacaklarınız iki yana açık, bir yandan kan akarken, büyük doğum sarsıntısı içinde cinsel organınız ortada, karşısında duruyorsunuz.
4. – Sonuçta her şey düzene giriyor.
- Düzene giriyor da hangi düzene? Bir çocuk yaptıktan 6 ay sonra boşananların düzenine mi, ya da sorunlarını çözmek için bir başka çocuk daha yapanlarınkine mi? 7 yıllık evlilik ve 3 çocuğun ardından ayrılanların düzenine mi yoksa üç çocuk yapıp, yirmi yıl birlikte yaşayıp, çocuklar büyüyünce ayrılanların düzenine mi? 2 çocuk yapıp artık birbirlerini sevmeseler de ayrılmaya cesaretleri olmadığı için bir arada yaşayanların düzenine mi ya da çocukları olan, birlikte mutlu olmadıkları için kendilerine metresler ya da âşıklar bulanlarınkine mi? Ya da mutsuz bir aile yaşantısından ötürü kendini işe verip onları daha az görmek için sık sık yolculuklara çıkanlarınkine mi? Bu örneklerin hepsi mevcut ama çocukları olup da hâlâ birbirine âşık olan bir tane çift tanımıyordum. Bir tane bile.
5.İstediğimiz için çocuk yaparız, sonra da dayanamayıp mümkün olduğunca az görebilmek için onları cumartesi öğleden sonrası bile dadılara emanet ederiz, yeter ki hayat devam etsin.
6. – Peki doktor, size göre babanın hakiki görevi nedir?
- Anneyle çocuğun arasına girmektir.
7. Bir bebeğim olduğundan beri kendimi fazlasıyla bir bebek gibi hissediyordum. Bebeğimin bakımını üstlendikçe, birinin de bana bakmasını, beni beslemesini, beni giydirmesini, beni sallamasını çok istiyordum.
ZÜLFÜ LİVANELİ - KONSTANTİNİYYE OTELİ

ZÜLFÜ LİVANELİ – KONSTANTİNİYYE OTELİ
Kitap Ağacı Adana grubumuzda bu ay okumak için Konstantiniyye Oteli’ni seçtik. Zülfü Livaneli benim en sevdiğim yazarlardan biridir. Hatta bu kitabı okunması için ben önermiştim ve seçildiğine çok mutlu oldum.

Kitap Konstantiniyye Oteli’nin açılış gecesini anlatıyor. O gece orada olan insanların hayatlarına tek tek giriyor ve onların nasıl biri olduğunu, neler yaşadıklarını okuyoruz. Livaneli’nin en kalabalık romanı olmuş bu. Kitabın yarısında bu tarz hoşuma gitse de ilerleyen sayfalarda sıkılmaya başladım çünkü neredeyse her 5-10 sayfada farklı bir karakterden bahsediliyor ve bu karakterlerin birçoğunun kitabın gelişmesine bir katkısı yok. Hatta ilerleyen sayfalarda bir daha karşımıza çıkmıyorlar. Bu yüzden kitabın gereksiz uzatıldığını düşünüyorum. 476 sayfalık kitap, 400 sayfa olsaymış daha iyi olurmuş bence.
Bir de bu kadar karakter anlatılınca kitabın sonunda hepsinin hayatı bir şekilde kesişecek, vurucu bir final olacak diye beklemiştim ama maalesef kitabın sonu da tatmin etmedi beni. Çok basit, akılda kalmayan bir sonu vardı. Hatta şu an kitabı okuyalı daha on gün olmuşken “Kitabın sonunda ne yazıyordu?” diye düşünüyorum.  Başka bir yazarın kitabı olsaydı bu kadar olumsuz şeyler yazmazdım ama insan Livaneli’den daha iyisini bekliyor.

Sonuç olarak kötü bir kitap değil ama yazarın en iyilerinden de değil. Denk gelirseniz okumalısınız ama eğer Zülfü Livaneli’yle ilk kez tanışacaksanız tercihiniz bu kitap olmasın. Yazarın Leyla’nın Evi, Kardeşimin Hikayesi, Son Ada, Serenad kitapları bana göre en iyi kitapları, önce onlardan başlayabilirsiniz.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. “Kadın aşktan ölmez ama ondan yoksun kalınca solar.” Lou Salome
2. Şimdi sayacağım yazarların ortak noktası nedir? Marcel Proust, James Joyce, Mark Twain, Bernard Shaw, Virginia Woolf, Edgar Allan Poe, Benjamin Franklin, Upton Sinclair, Walt Whitman, Alexandre Dumas… Uzatmadan söyleyeyim, bu büyük yazarların ortak yanı, eserleri yayınevleri tarafından basılmaya değer bulunmadıkları için reddedilmiş ve kendi kitaplarını kendileri bastırmak zorunda kalmış olmalarıdır. Geçmiş Zaman Peşinde ve Ulysses bile bu kaderden kurtulamamıştır. Jack  London’ın altı yüz – evet 600 – kere reddedildiği bir yayıncılık dünyasından söz ediyoruz burada. Hiç merak eder misiniz? Eğer reddedilen yazarların cesaretleri kırılsa ve kitaplarını kendileri bastırma yoluna gitmeseler ki böyleleri de vardır mutlaka ne kadar çok başyapıttan mahrum kalacaktık düşünsenize. Kim bilir kaç Savaş ve Barış, kaç Don Kişot editör ve eleştirmen kurbanı olarak çöplükleri boylamışlardır? İnsanlığın mirası olan büyün romanlar, editör ve eleştirmen teröründen rastlantıyla kurtulan şanslı yapıtlardır ancak.
3. “Kadının ziyneti sessizliktir. Kadının yüzü onun en tehlikeli silahını saklar; yani dilini.” Bizans sözü.
4. Hayvanlar cehaleti bilmez çünkü kendilerine öğretilmemiştir.
5. İnsanlığın en büyük buluşu kitap, en kötü buluşu okuldur.
6. Hiçbir şeyden korkmayan kişinin hayal gücü yok demektir.
7. Zeka ile kurnazlık aynı beyinde bulunamaz.
8. Büyük romanları her kuşak yeniden filme çeker çünkü söz eskimzez, görüntü eskir.
9. İnsanlar ölülerini toprağa gömüp gökyüzüne gitti diyen bir türdür.
10. Budalalık virüsü AIDS’ten daha bulaşıcıdır. Hem de fiziksel temas olmadan.
11. Evliliğe giden yol harcamadan, evlilik ise karı kocanın baş başa verip tasarruf etmesinden geçer.
12. Çok konuşma yoksa aklının dibi görünür.
13. Türkiye bir “Orta zekalılar” cennetiydi. İleri zeka da geri zeka kadar tehlikeliydi bu ülkede ama zeka için geçerliydi bu durum, kurnazlık için değil elbette. Kurnazların yolu sonuna kadar açıktı.
14. “Sözcükler bize asıl söylemek istediklerimizi gizlemek için verilmiştir.” Talleyrand
15. Değersiz insan – böyle bir şey var mıdır bilmem ama , hadi daha az değerli diyelim, altına karşı bozuk para gibi- kendisinin değersiz olduğunu hiçbir zaman düşünmez, çünkü değerler dünyasının, değerler hiyerarşisinin farkında bile olmadığı için huzurludur ama değerli bir insan kendisinin değersiz olduğu düşüncesine kapılırsa iflah olmaz.
16. “Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için
Gelmesin reddeylerim billah öz kardaşımı
Gözlerim insanoğlundan öyle yıldı kim
İstemem ben Fatiha, tek çalmasınlar taşımı.” Şair Eşref
17. Zaten klişeler yanlış oldukları için değil, çok tekrarlandıkları için gözden düşüyorlar.
18. Bütün gerçek bilim adamları gibi bizim doktor da saf bir insan, gözü açık bir çocuk bile kandırabilir onu.

19. “Bir toplumun müziği bozuldu mu o toplumda pek çok şey bozulmuş demektir.” Konfüçyüs 

32 yorum:

  1. Geçen ay ben hiç okuyamadım nerdeyse o yüzden 6 kitap gözüme bayağı iyi göründü :)
    1984 çok güzel. O nu ve Hayvan Çiftliğini severek okudum şimdi Boğulmamak İçin kitabına başladım.
    Stefan Zweig benim de favori yazarlarımdan bütün kitaplarını okumak istiyorum. Satranç ile hayran oldum ve Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu nu çok sevdim. Diğer kitaplarına da kavuşursam okayacağım.
    Bu ay keyifli ve bol kumalar diliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neşeli Kitap Vagonu, sanırım Orwell'ın bütün kitaplarını okuyacağım ben. Çok teşekkür ederim. Bu arada seni ve yazılarını çok özledik. bloguna dön lütfen :-)

      Sil
    2. Galiba bazı özel nedenlerden dolayı blogu terk- i diyar eyleyeceğim. Ben de seni özledikce bloğuna geliyorum. Yazıların beni çok mutlu ediyor ve ilgiyle takip ediyorum. Sen hep yaz canım benim. Çok seviliyorsun :*

      Sil
    3. Bu arada Orwell ı çok severim. Boğulmamak İçin çok güzel başladı ama öyle devam edemiyorum. Bu aralar okuyamıyorum. Diğer iki kitabı gibi değil sanki.
      Bitirince beğenip beğenmediğimi sana söylerim :)

      Sil
    4. Neşeli Kitap Vagonu, yorumunu bekliyor olacağım ama sen blogunu terk etme ya. Çok özlerim ben seni. Dur sana mail atayım da oradan konuşalım :-)

      Sil
    5. Neyse ki başka yerlerden mesajlaşmaya devam ediyoruz :-)

      Sil
  2. Zweig ve Orwell ilgimi çeken yazarlar oldu. Verimli bir okuma dönemi olmuş gibi görünüyor. İyi okumalar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bize Her Yer Okul, iki yazarı da mutlaka okumalısın. Yorumun için teşekkürler :-)

      Sil
  3. Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat'e başladım ben de, olumlu yorumunu okumak iyi geldi :D Yalnız benimkisi Kırmızı Kedi'den, adında ufak bir değişiklik var. (Bir Kadının Hayatından 24 Saat)
    Quinn'in birkaç kitabını okumuş, sevmiştim, senin de beğenmene sevindim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kağıt Salıncak, ben de Zweig'in Satranç'ını Kırmızı Kedi'den okumuştum. Çok bir fark olacağını sanmıyorum çünkü Kırmızı Kedi de kaliteli bir yayınevi. julia Quinn'e bayıldım ben. Elimde 150'ye yakın okunacak kitap olmasa çoktan bütün kitaplarını almıştım. Şimdilik beklemedeyim.

      Sil
  4. Kitap fuarındaki sahaflardan birinde bu tarihi romantik kitapları 2 tl gibi çok uyguna veren bir stand vardı ama ben bilememiştim hangisini alsam diye. Şimdi olsa Julia Quinn'den alırdım rastgele. Neyse başka sefere :D
    Bir Kadının Yaşamından 24 Saati ben de çok severek okumuştum. Stefan Zweig nasıl yapıyor bilmiyorum ama kısacık kitaplara o kadar yoğun duygular yüklemeyi başarıyor ki hayret ediyorum. Satrançta da böyle olmuştu. O yüzden artık Stefan Zweig kitaplarını tereddütsüz alıyorum :D
    Güzel bir ay geçirmişsin tebrikler :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. esseve rin, hadi ya. Keşke bana da denk gelse o sahaf. Ben burada bir sahafa sordum 10 lira dedi :-( Zweig için ben de senin gibi düşünüyorum. Yorumun için teşekkürler canım :-)

      Sil
  5. Julia Quinn benimde çok sevdiğim bir yazar :)
    1984 ve Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat okumayı istediğim kitaplar :)
    Bol keyfili okumalar diliyorum! :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. esra ünal, ikisini de gönül rahatlığıyla öneririm. yorumun için teşekkürler :-)

      Sil
  6. Dora'nın kapağı, konusu filan benim de ilgimi çekti ama senin yorumundan sonra adını dahi hatırlamam artık :D Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat'i çok merak ediyorum, Satranç kadar güzelse daha fazla beklemesem iyi olacak.. Bu arada o kitabın arkasındaki manzara da ne öylee, aşık olduuummm ^.^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gözde Türker, Dora'yı çok sevemedim ben. Tahminim sen de sevmezsin. Satın alma ama ödünç bulursan okuyabilirsin. Bir Kadının..., Satranç kadar olmasa da yine de güzel bir kitap. O fotoğrafın çekildiği yer Çukurova Üniversitesi. Yolun Adana'ya düşerse gezdiririm seni :-)

      Sil
  7. Değişik kitaplar okumussunuz sulecigim Livanelinin bu kitabını okumayı düşünüyordum da burdaki kitaplıkta başka bi arkadas okumak için almış Bu arada bir kitaplık açtım ben bulunduğum yerde şimdiden 250 kitabım var

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gulseren ozkursun, kitaplık açtım demeni anlamadım canım. Kendi kitaplarını insanlarla mı paylaşıyorsun, onlar mı kitap bağışladı?

      Sil
    2. Sulecigim Merhaba ben okumaya teşvik amacıyla bi arkadaşımın yardımıyla mahallemizdeki çocuklar ve gençler okusun diye herkes kitaplarını getirdi imece usulu

      Sil
    3. gulseren ozkursun, ne güzel. Hem siz faydalanırsınız hem de gençler. Tebrik ederim canım, çok güzel düşünmüşsünüz. Kitaplar nerede duruyor peki?

      Sil
  8. Konstantiniyye Oteli'ni ilk çıktığı zamandan beridir okumak istiyordum ama, bir "Serenad" olmadığını duyunca küçük çaplı bir hayal kırıklığı yaşadım şuan, sanırım artık elim gitmez :) Stefan Zweig gerçekten benim de okumak istediğim yazarlar arasına ön sıralardan giriş yaptı, niye bu kadar geç kalmışım okumak için bilmiyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çakma Rapunzel, Konstantiniyye Oteli Livaneli'nin standardına göre iyi değildi yoksa asla kötü bir kitap değil. Zweig'i okumaya başlayan bir daha vazgeçemiyor sanırım. Çevremdeki herkeste aynı etkiyi uyandırdı, ben dahil :-)

      Sil
  9. Güzel kitaplar okumuşsun sevgili Şule ablacım. Daha da güzellerini oku inşallah. Lakin o Obi-Wan Kenobi ve Luke Skywalker maketleri ile gösteriş yapmanı hiç ama hiç tasvip etmedim. Kıskandım mı evet!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cahil Okur, ya onlar Bim'de satılıyordu. Öyle hava atılacak kadar pahalı değiller ama zamanında marketler talan edildiği için bazı insanlar bulup alamamışlardı. bu açıdan havamı atabilirim :-)

      Sil
  10. Zweig okudum da orwell okumadım hiç, şu aralar kitap okuyamıyorum... Ne olacak halim bilemiyorum =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kore Fenomeni, Orwell'dan Hayvan Çiftliği ile başlamanı tavsiye ederim. Eskiden ben de yazın hiç okuyamazdım ama diğer dönemlerde yoğun çalıştığım için yaz tatilindeki boş vakitlerimi istediğim gibi kitap okumak için kullanıyorum. Bu yüzden haziran, temmuz, ağustos okuma hızımın zirve yaptığı aylar haline geldi. Canını sıkma ama herkes bir ara okuyamama sorununu yaşıyor.

      Sil
    2. Tamamdır tavsiyeni dikkate alacağım, pembis şey cepte 😂😂😂

      Sil
    3. Kore Fenomeni, umarım seversin :-)

      Sil
  11. Dora kitabını merak ettim ben de ismine bakarak ama pek olumlu şeyler yazmamışsın. Bunca okunack arasında pek sıra gelmez ona sanırım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Saadet Uslu, bence okunacak o kadar kitap varken Dora'yı okumasan da olur. Çok daha güzel kitaplar var :-)

      Sil
  12. 1984'e bayılmıştım, Zweig'in bu eserini okumak istiyorum henüz bir tanecik kitabını okudum yazarın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gül özdemir, benim de 2. Zweig kitabım ama umarım son olmayacak.

      Sil

Yorumlarınız için çok teşekkür ederim :-)