27 Haziran 2014 Cuma

KÜÇÜK İSKENDER - GALİLEO'NUN PERGELİ



     Galileo'nun Pergeli, Küçük İskender'den okuduğum ilk kitap. Küçük İskender'i ise sadece facebook'tan paylaşılan atarlı sözlerinden tanıyordum (ki şair o sözlerin büyük bir çoğunluğunun kendisine ait olmadığını söylüyor). O sözler hoşuma gidiyordu ama yazdığı kitapları sevip sevmeyeceğimden emin değildim çünkü ben şiiri pek sevmem. O yüzden Küçük İskender'in ilk olarak bir şiir kitabını değil de denemesini okuduğum için mutluyum çünkü büyük ihtimalle şiir kitabını bu kadar sevmezdim.

     Galileo'nun Pergeli özellikle seçtiğim bir kitap değil. Sadece bir Küçük İskender kitabı okumak istemiştim, şansıma bu kitap çıktı. İyi ki de çıkmış çünkü kitabı çok beğendim. Deneme zaten genel olarak sevdiğim bir tür. Küçük İskender de bu türde başarılı bir yazar. Çok farklı çalışan ve düşünen bir kafası var. Yaptığı benzetmeler, verdiği örnekler, kurduğu cümleler her insanın aklına gelecek şeyler değil. Ben bu tarzı sevdim. Hatta o kadar sevdim ki kitabı okurken bir elimde sürekli kalem vardı çünkü neredeyse her sayfada hoşuma giden ve altını çizeceğim cümleler buluyordum. 

     Denemesini çok sevdiğim ve başarılı bulduğum Küçük İskender'in şiir kitaplarını da aynı oranda seveceğimden emin değilim çünkü cümleler ağır anlamlar içeriyor ve öyle okuyup geçeceğin basit bir dille yazılmamış. Üstünde düşünmen ve cümleyi sindirmen gerekiyor. Birkaç cümleden oluşan yazılar için bu çok zor olmadı ama birkaç sayfa süren şiirlerde aynı dikkati korumaya çalışmak zor olabilir. Tabii bu düşüncemde haklı olup olmadığımı öğrenmek için tek bir yol var, o da Küçük İskender'in bir şiir kitabını okumak. Bunu da en kısa zamanda yapacağım sanırım.

ALTINI ÇİZDİKLERİM:

1. Psikiyatristlerle rahipler aynıdır; onlara günahlarınızı anlatırsınız. İkisi de bundan nefret eder. Aralarındaki fark, psikiyatristlerin bu sıkıcı iç döküşlere hiç katlanamadıkları için en azından iş olsun diye vizite ücreti altında para talep etmeleridir.

2. Bazı anneler çok iyi üzülür. Meslekleridir bu.

3. Kapitalist, osuruğunu bile nasıl satacağını planlayan kişidir. Tek derdi, ambalaj masrafı olmasın diye kıçının da pazara girmiş bulunmasıdır.

4. Muhammed, İsa, Musa... Tanrı'da defans sağlam. Ah keşke bir de forvet Lucifer başka takıma kaptırılmasaydı.

5. Ressamlar resim yapmayı itip hayatın makyajını silmeli. Gezegen gotik kadınların elinde.

6. Yaşadığınızdan asla tam anlamıyla emin olamazsınız.

7. -Neden bu kadar yalnızım, diye sordum tanrıya.
    -Senin ağacından orman olmaz, diye yanıtladı.

8. "Hayır" demek değil, "evet demektir hayattaki kimi sorunların kaynağı; hayır diyenler yalnızlığından acı çeker, evet diyenler sosyal trajediden.

9. Mal hazırdı yine; sapladım enjektörü toprağa ve zerk ettim. Yeryüzünü eroinman yaptım aklımca.

10. İstanbul'da Avrasya Porno Film Festivali düzenlemek için sponsor arıyorum.

11. Siyanür mü arsenik mi daha keskindir; İkisine de zehir deyip kestirip atmak mı daha keskin?

12. Sevme beni. Yargı sürecini etkiliyorsun. Yalnızlığımı şahit yazdırmışlar; al başına belayı.

13. Porno film oyuncularının orgazm performansında başarılı olabilmesi için şan eğitimi alması gereklidir.

14. Konuşurken, başlanılan cümle neden mutlaka bitirilmek istenir; ifadeyi tamamlayıp bir yargı oluşturulacağına yarım bırakılıp düş gücünün dolgu malzemesi özelliğinden yararlanılması daha akıllıca değil mi? Ya da...

15. Özgeçmişi, bitirdiği en son okulda takılı kalmış sanatçılar yaşıyor bu ülkede.

16. Biz cehennemde hiç ağlamayacağız sanki; Gözyaşlarımızın seli basacak cenneti ve boğulacak orada kim varsa.

17. Hislerim beni yanıltmıyorsa seni seviyorum.

18. Istıraptan sorumlu cinlerle geçtiyse çocukluğun, terk edip gidenler bir gün ayna kaplı tabutunun gövdesinde şüphesiz görünür.

19. Tasarruf et: Erken öl.

20.Kıl dönmesi: Sırt ve baştan dökülen kılların kuyruk sokumundaki iki kaba et arasında, kıllı ve terli oluğa takılıp sürtünmelerle oluğun en dibindeki  ter bezi deliklerinden vida gibi dönerek cilt altı yağ dokusu içine hissettirmeden girmesi, labirentler açması, peşinden labirentlere giren bakterinin de etkisiyle etrafı iltihaplandırması; cerahatli veya kanlı, pis kokulu akıntılar ve apseler oluşturması.

21.Yoksullukta bir şey istenmez; yoksunlukta istenir aslında.

22. Bu ülkede erkekler birbirleriyle bir vajina uzaklığında arkadaşlık kurar.

23. Her katil o cinayetin tek görgü tanığıdır da aslında.

24. Aşk, bozuk bir pusuladır; seni yanlış bedene götürür.

25. Acı, içini yakan bir ateşse eğer, söndürme onu; onunla ısınmayı öğren.

26. Deniz kendi kabarmıyor, tüm balıklar suyu yukarı itiyor.

27. Gençlerin utanması yoktur, utanma yaşla gelir.

28. Bir korku filminde başrolde oynayacak güzel bir bıçak aramakla geçiyor ömrüm.

29. Yaşlanmak mı? Beden eskimez, kirdir o. 

30. Beslediğim hayvanı yolluyorum kimilerine, onlara insanlık dersi versin diye.

31. Soranlara adresim olarak gözlerini veriyorum; hep evde ol.

32. Evimde yalnızlığımı seviyorum. Düşüncelerimi açıkladığımda karşı çıkan yok; arzularımdan söz ettiğimde yadırgayan yok. Tek kişilik demokrasiye geçmek için zemin yokluyorum.

33. Bir müzik okulu açarsam ileride, adı ŞANtiye olmalı.

34. Uyanıkken görüp sindirdiğiniz gerçekleri, uyurken rüya olarak sıçarsınız.

35. İnsanın haklılık payı, tanrının yanılgı payına eşittir.

36. O kadar hoşsunuz ki sizinle uygunsuz bir pozisyonda yakalanmak isterdim.

37. Türklerin demokrasi anlayışı ve yorumu: "Her kafadan bir ses çıkıyor."

38. -Sevgiliniz delirmiş.
      -Kaç beden?

39. İlişkiler masaya değil yatağa yatırılır.

40. Cinsel organ turisttir, başka memleketler de gezsin.

41. Herkesi genellemek istiyorum.

42. Sen sevmedin ki zaten beni, bir zaman için bende mülteciydin.

43. İsabet etmek istiyorsan hata yap.

44. Her kim ki bir kadın sever, kaybolmuştur, annesini arıyordur hala.

45. Issız bir adaya düşersem yanıma alacağım 3 şey: Özne, tümleç, yüklem. 

46. Pavlov'la herkes ilgileniyor; sen köpek aç mı, susuz mu, sevgiye, ilgiye muhtaç mı; bir ona bak istersen.

47. "İki medeni insan olarak seviştik." Buna benzer cümlelerle açılacak bir gün kimi aşk romanları.

48. Hayat bir takım oyunu değildir.

49. Baharı bu kadar çok severek ırkçılık yapıyorsun.

50. Annen seni doğurmuyor ki, et olarak işiyor işte!


NOT: Aslında altını çizdiğim daha çok cümle vardı ama hepsini yazmaya üşendiğim için kendimi 50 alıntı ile sınırlandırdım. Ya ben pek seçici değilim ya da Küçük İskender'in kurduğu cümleler tam benim zevkime hitap ediyor.

25 Haziran 2014 Çarşamba

AHMET ŞERİF İZGÖREN - ŞU HORTUMLU DÜNYADA FİL YALNIZ BİR HAYVANDIR


ALTINI ÇİZDİKLERİM:

1. "Konuşmaya değer olmayanlarla konuşursan kelimeleri kaybedersin, konuşmaya değer olanlarla konuşmazsan dostlarını kaybedersin."   Konfüçyüs

2. "Aptalın karşısında kitap kadar sessiz ol." Mevlana

3. Budalayla tartışma, dışarıdan bakanlar farkı anlayamayabilirler.

4. Üniversitelerde, okullarda önce dersinizi alırsınız, sonra sınav olursunuz. Gerçek hayatta ise tam tersidir; önce sınav olursunuz, sonra ders alırsınız.

5. Hem zekilerin hem de aptalların başarısızlıkları vardır, zekilerin farkı ders almalarıdır.

6. Bedava peynir sadece fare kapanında vardır.

7. "Para her kapıyı açan diyenlerin para için çalmayacakları kapı yoktur."   Sir George Saville

8. Her şeyin fiyatını bilen ama hiçbir şeyin değerini bilmeyen insanlar olmaya başladık.

9. "Zirvede kartallar da bulunur, yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek birisi sürünerek gelmiştir. Önemli olan nereye gelmiş olduğunuzdan çok nereden ve nasıl geldiğinizdir."    Cenap Şehabettin

10. Geleceğinizi belirlemek konusunda karakteriniz, zekanızdan her zaman daha önemlidir.

11. İnsanları kitaplar gibi düşünün ve kapaklarına bakıp aldanmayın. Okumaya başlayınca değerini anlarsınız.

12. "Tanrı bize 2 yuvarlak organ verdi. Biri düşünmek diğeri oturmak için. Başarı hangisini kullandığınıza bağlı."    Ann Landers

13. Bölüğe yeni yüzbaşı gelmiş, daha kendi gelmeden ünü gelmiş: "Çok takıntılı adamdır, dikkat edin."
      Bölük komutanı askeri toplamış. "Adım Ahmet Kırç, soyadımdaki "R"yi unutanı yakarım." Herkes stres içinde. Beş gün sonra bir askeri çağırmış. "Söyle, ne benim soyadım?" Asker titremiş ve kekelemiş: "Ahmet Gört."

ÜSTÜN DÖKMEN - LADESÇİ


ALTINI ÇİZDİKLERİM:

1. Enver Paşa'nın babası da paşaymış. İkide birde, "Ben hayatım boyunca harama uçkur çözmedim." dermiş. Oğlu Enver Paşa, tek başına Osmanlı'ya en büyük zararı veren kişi. Keyfi bir kararla 1.Dünya Savaşı'na sokmuş devleti, Çanakkale'de kıyıma sebep olmuş. 90 bin canı Sarıkamış'ta dondurmuş ve sonuçta koca imparatorluğu kuşa çevirip Sevr'e teslim etmiş. Bunun babası yine bir gün gururla "Ben harama hiç uçkur çözmedim." dediğinde bir dostu, Enver Paşa'yı kastederek "Paşa hazretleri, keşke helale de hiç uçkur çözmeseydiniz, sevabınız daha büyük olurdu." demiş.

2. Siyaset de sosis de halkın gözü önünde yapılmaz, yapılsaydı kimse yemezdi.

3. İnsanoğlu namusunu satmaktan çok korkar ama namussuzluk etmek rahatsız etmez onu.

4. Yalnız zayıflar adalet ister. (Aristo)

NEBİL ÖZGENTÜRK - BİR YUDUM İNSAN


ALTINI ÇİZDİKLERİM:

Metin Erksan, Aşık Veysel'in hayatını anlatan bir film yapar. Adını "Karanlık Dünya" koyar. Ama film sansüre uğrar. Önce adını "Dünya karanlık olmaz." diyerek "Aşık Veysel'in Hayatı" diye değiştirirler. Ayrıca filmde Veysel'in gözleri çiçek hastalığından dolayı çocukken kör oluyor ki gerçekten de öyle. Sansür kurulu "Kasabada doktor mu yokmuş, bu Türkiye'nin aleyhine olur, ülkemizde sağlık sorunu varmış zannedilir." gerekçesiyle bu sahneyi kaldırır ve yerine hemşirelerin, doktorların bolca olduğu ve büyük bir devlet hastanesinin bulunduğu bir sahne ekler. Hatta filmdeki hastane Sivrialan Devlet Hastanesi adını alır. Halbuki böyle bir hastane o yıllarda yoktur. Bu arada filmdeki doktorlar "Artık köyümüzde çiçek hastalığı olmayacak" diye konuşturulur. Yine filmde Veysel'in bir tarlada yürüme sahnesi vardır. Fonda buğdaylar görülmektedir ama kurul "30 santimlik buğday çekmişsiniz. Sanki ülkemizde tarım çok geriymiş gibi bir anlam çıkar. Bu sahneyi de çıkarın." der. Yerine, Amerikan filmlerinden alınmış 1 metre uzunluğunda buğdayların göründüğü ve 5-10 tane biçerdöver makinesinin bulunduğu bir sahne eklerler. Filmde köy kadınlarından biri çıplak ayakla dolaşmaktadır. Kurul, "Türk insanı çıplak ayakla dolaşmaz." diye bu sahneyi de çıkarır. Sonunda film bambaşka bir hale gelir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...