Herkese merhaba. Başlıkta "Eylülde Okuduklarım" diyor ama tam olarak doğru değil çünkü benim okuma tempom çok değişken. Bir ay sadece iki kitap okurken diğer ay ondan fazla kitap okuyabiliyorum. Böyle olunca okuduklarımı aylık olarak yazmak çok orantısız olacaktı. Bir ayın yazısı çok kısa diğer ayın yazısı çok uzun olacaktı. Ben de yazının uzunluğunu eşitlemek için birikmiş kitap yorumlarımdan yazabildiğim kadarını yazmaya karar verdim.
ntv yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ntv yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Kasım 2022 Pazartesi
Eylül Ayında Okuduklarım (2022)
Etiketler:
alfa yayıncılık,
altını çizdiklerim,
can yayınları,
demir özlü,
dünya klasikleri,
ferit edgü,
kadın yazarlar,
kitap,
mektup,
nobel,
ntv yayınları,
tezer özlü,
türk edebiyatı,
türk yazarlar
9 Mayıs 2020 Cumartesi
Alıntılar #5
Etiketler:
altını çizdiklerim,
bilgi yayınevi,
can yayınları,
daniel keyes,
epsilon yayınları,
halit kıvanç,
historical,
julia quinn,
kemal tahir,
koridor yayınları,
lisa kleypas,
ntv yayınları,
paulo coelho
29 Aralık 2019 Pazar
10 Haziran 2015 Çarşamba
Son Zamanlarda Okuduğum Kitaplar – 3
Paulo
Coelho – Aldatmak
Nisan
ayındaki kitap alışverişimde Paulo Coelho’dan Simyacı ve Aldatmak kitaplarını
almıştım. Simyacı’yı okudum ve blogumda yazdım. (Okumak için tıklayınız). Şimdi
Aldatmak kitabı hakkındaki yorumlarımı yazacağım:
Kitabımızın
başkarakteri Linda adında bir gazeteci. Evli, 2 çocuğu ve rahat bir yaşamı var
ama bir gün birdenbire mutlu olmadığını hissediyor. Görünüşte mükemmel olan
hayatı ona yetmiyor ve kocasını aldatıyor (Bu bilgi spoiler sayılmaz diye
düşünüyorum. Sonuçta kitabın ismi Aldatmak).
Bir
ara kadınların eşlerini aldatması konusu edebiyatta ve sinemada popülerdi
biliyorsunuz. Ahmet Altan Aldatmak diye bir kitap yazmıştı. Tam o zamanlarda
sinemalarda Richard Gere ve Diane Lane’in başrolünde oynadığı Sadakatsiz filmi
gösterimdeydi. Bu yüzde Paulo Coelho’nun kitabı bende sanki modası geçmiş bir
konuyu ele almış izlenimi uyandırdı.
Kitap,
her Paulo Coelho kitabında olduğu gibi, insanı sıkmıyor. Kolay okunuyor. Yalnız
olaylar çok hızlı ilerliyor. Ne karakter gelişimi ne de olayların gerçekleşmesi
inandırıcı bir şekilde veriliyor. Linda’yı tanımamız, onun mutsuz olduğunu fark
etmesi, kendini anlamaya çalışması ve kocasını aldatması 40 sayfa içinde
oluyor. Bu durumda karakterle empati kuramıyoruz ve onu anlayamıyoruz.
Kitap
başladığı hızla bitiyor. Kitabın sonu
kitap boyunca aklınıza gelmeyecek bir sürprizle bitiyor. Ben sürpriz
sonlara bayılırım ama bu son da inandırıcı bir şekilde verilememiş. Kitap
boyunca bu sonla alakalı en ufak bir ipucu yok. Bu durumda kitabı
bitirdiğinizde “Ne alaka?” diyorsunuz.
Yine
her Paulo Coelho kitabında olduğu gibi kitapta birçok güzel cümle vardı, ben de
bol bol o cümlelerin altını çizdim.
Sonuç
olarak Ahmet Altan’ın Aldatmak kitabının bu kitaptan çok daha iyi olduğunu
düşünüyorum.
ALTINI
ÇİZDİKLERİM:
1.Bazen
kim olduğumuzu bulmamız için kendimizi kaybetmemiş gerekir.
2.Bugün
her şeyin değişeceği korkusuyla her şeyin son nefesime dek aynı kalacağı
korkusu arasında bölünmüş bir kadınım ben.
3.Kâbustan
farksız olmasaydı rüya bile diyebilirdim buna çünkü ondan aşağı kalmamak adına
kendime yüklediğim sorumluluk müthiş bir baskı yapıyor.
4.Her
gün bir bilgi yağmuruna tutuluyoruz: makyajlı ergen kızların kadın kılığına
girerek ebedi güzellik vaat eden mucizevi güzellik ürünlerini sundukları reklam
afişleri; evlilik yıldönümlerini kutlamak için Everest’e tırmanan ihtiyar bir
çift; yeni model masaj aletlerinin ilanları; zayıflama ürünleriyle dolup taşan
eczane vitrinleri; hayatı olduğundan farklı gösteren filmler; müthiş sonuçlar
vaat eden kitaplar; kariyerde yükselmek ya da iç huzuru bulmak konusunda
insanlara öğütler veren uzmanlar. Bütün bunlar yüzünden kendimizi yaşlı
hissediyoruz, maceradan yoksun yaşamlar sürüyoruz, bu esnada cildimiz pörsüyor,
fazla kilolar kontrolsüzce birikmeye başlıyor, sırf “Olgunluk” adını verdiğimiz
şeye ters diye duygularımızı ve arzularımızı bastırmaya zorlanıyoruz.
Maruz
kaldığın bilgileri ayıkla. Gözlerinle kulaklarına birer süzgeç takıp sadece
kendini kötü hissetmemeni sağlayacak şeylerin geçmesine izin ver çünkü günlük
işler zaten kendimizi kötü hissetmemiz için yeterli.
5.Altı
ay önce çamaşır makinemizi yenileyince çamaşırhanemizin tesisatını
değiştirmemiz gerekti. Yerdeki döşemeyi değiştirmek ve duvarları yeniden
boyatmak zorunda kaldık. İş bittiğinde çamaşırhanemiz mutfağımızdan daha güzel
oldu.
Bir
taraf yeniyken diğeri sırıtmasın diye mutfağı da yeniledik. Derken salonun eski
kaldığını düşündük. Salonu da yeniledik ama orası yenilenince neredeyse on
senedir değişiklik yüzü görmeyen çalışma odası gözümüze batmaya başladı.
Çalışma
odasını da yeniledik. Yavaş yavaş değişiklikler evin tamamına yayıldı.
Umarım
hayatımda da aynısı tekrarlanır, küçük şeyler büyük dönüşümlere sebep olur.
6.Vaktinde
sen de eşini aldattığını bildiğin kişilere lanet okumuş, başka ülkede yaşasaydı
taşlanırlardı diye düşünmüştün. Ta ki bir gün kendi başına gelene dek. O zaman
tutumunu aklamak için milyon tane bahane bulursun, kısacık bir süre için de
olsa mutlu olmayı hak ettiğini söylersin.
Gary
Small – Gigi Vorgan – Bir Psikiyatristin Gizli Defteri
Kitabın
ilk baskısı 2013 yılında olsa da bu kitabı son zamanlarda çok sık görmeye
başladım. Hem herkesin bu kitabı okuması hem anı türündeki kitapları sevmem hem
de psikolojik olayların anlatılması nedeniyle nisan ayındaki kitap
alışverişimde bu kitabı da aldım ve okudum.
Kitabın
kapağında “En sıra dışı vakalar” deyince insanın beklentisi yükseliyor. Ben,
hayatımda ilk defa duyacağım, inanamayacağım olayları okuyacağımı düşünmüştüm
ama kitapta bir tane bile beni çok şaşırtan vaka yoktu. Sonuçta ben 8 sezon
House izlemiş insanımJ Gerçi oradaki hastalıklar bedenseldi ama o
vakaları ve çözülüş şekillerini gördükten sonra Bir Psikiyatristin Gizli
Defteri beni çok etkilemedi. Kitabın son başlığı “Sahte Psikiyatrist” kısmında
eğer olay tahmin ettiğim gibi gerçekleşseydi işte o zaman şoke olurdum ve kitap
için güzel bir son olurdu ama o bölüm de tahmin ettiğim gibi çıkmadı.
Yazar
bir yandan vakaları anlatırken bir yandan da kendi hayatının ilerleyişini
anlatıyor. Bu da okurken insanı sıkmıyor ve sizi anlamadığınız tıbbi terimlere
boğmuyor. Eğer psikoloji türünü seviyorsanız bu kitabı okuyabilirsiniz.
Albert
Camus – Yabancı
1957yılında
Nobel edebiyat ödülünü alan bu kitabı ben mayıs ayında okudum. Kitap (Arka
kapaktaki yazıdan alıntı yapıyorum.) “Bir Arap’ı öldüren ama bu suçtan çok,
gerçek duygularını dile getirdiği ve toplumun istediği kalıba girmeyi
reddettiği için dışlanan bir ‘yabancı’ aracılığıyla 20. Yüzyıl insanının içine
düştüğü yabancılaşmayı” anlatıyor.
Kitabın
başkarakteri Meursault uzun zamandır görmediğim kadar başarılı bir karakterdi. Kitaptan
çok karakterden etkilendim diyebilirim. Bazen onun gibi düşündüğümü fark ettim,
bazen ondan nefret ettim, bazen onu haklı buldum, bazen ona çok kızdım vb. Uzun
zamandır bana bu kadar farklı duyguyu yaşatan bir kitap karakteriyle
karşılaşmamıştım. Bu nedenle kitabı okuduğum için çok memnun kaldım. Sadece
kitabın daha farklı bitmesini isterdim.
Nobel
edebiyat ödülünü almış, klasik ve güzel bir roman okumak isterseniz Yabancı’yı
tavsiye ederim. Zaten 110 sayfalık kitabı isterseniz bir günde
bitirebilirsiniz.
ALTINI
ÇİZDİKLERİM:
1.Ben
yarım yamalak dinlediğim bir adamı başımdan savmak istedim mi, ona hak
veriyormuş gibi yaparım, bu sefer de öyle yaptım.
2.Fakat
herkes bilir ki hayat, yaşamak zahmetine değmeyen bir şeydir.
9 Nisan 2015 Perşembe
Dorian Gray'in Portresi (Oscar Wilde)
Oscar Wilde'ın, Dorian Gray'in Portresi kitabını seneler önce bir arkadaşımdan ödünç alarak okumuştum. O zamanlar kitabın benim olmaması çok canımı sıkmıştı çünkü kitapta çok güzel cümleler yazılıydı. Eğer o kitap benim olsaydı onlarca cümlenin altını çizerdim. Sonradan kitabı almaya, bir daha okumaya ve beğendiğim cümlelerin altını istediğim gibi çizmeye karar vermiştim ama kısmet olmadı.
Daha sonra kitabın "Dorian Gray" adında çekilen filmini de izledim. (Filmin imdb sayfası için tıklayınız.) Kitabı kadar etkileyici olmasa da filmi de güzeldi.
Bu sefer de kitabın NTV Yayınları tarafından basılan çizgi-romanını okudum. Pinuccia'nın Bahar Okuma Şenliği kapsamında bir çizgi-roman okumam gerekiyordu. Aklıma direkt bu kitap geldi. (Bu şenlik kapsamında okuyacağım diğer kitaplar için tıklayınız.) Bir arkadaşımda vardı. Ondan ödünç alarak okudum.
Daha önce hiç çizgi-roman okumamıştım. Bu ilk çizgi-roman deneyimimdi ama romanı sevdiğimden mi bilmem çizgi-romanını da çok sevdim.
Geçen gün okulda deneme yaptık. Çocuklar soruları çözerken ben de kitabı okumaya başladım ve onlar denemelerini bitirmeden önce ben kitabı bitirdim. 128 sayfalık bu kitabın yarısından fazlası çizim olduğu için bir saat dolmadan kitabı bitirebilirsiniz.
Dorian Gray filmiyle bu çizgi-romanın sonu arasında bazı farklar vardı. Ben romanı okuyalı uzun zaman olduğu için kitabın nasıl bittiğini hatırlamıyorum. Eğer aranızda kitabın nasıl bittiğini bilen varsa lütfen bana yazsın.
Kitapta en çok sevdiğim karakter Lord Henry Wotton oldu. Zaten altını çizmek istediğim neredeyse bütün cümleler de onun ağzından çıkıyor. Aslında Lord Henry kendinden başkasını düşünmeyen, hayattan zevk almak için her şeyi yapabilecek, toplum ve ahlak kurallarını hiçe sayan biri ama o kadar zeki ve o kadar güzel konuşuyor ki insan bir yandan onu ayıplarken bir yandan ona hayranlık duyuyor.
Romanını, çizgi-romanını okuduktan ve filmini izledikten sonra kesin kararımı verdim: Dorian Gray'in Portresi benim en sevdiğim kitaplardan biri. Eğer hâlâ okumadıysanız mutlaka en kısa zamanda okuyun. Çok beğeneceksiniz, garanti ediyorum.
Bunlar da altını çizdiğim cümleler. Biliyorum birçoğu kadınları aşağılıyor ama cümleler kulağa çok hoş, çok şairane geliyor ne yapayım. Hem ne demişler:" Ne söylendiği önemli değil, önemli olan nasıl söylendiğidir." :-)
ALTINI ÇİZDİKLERİM:
1. Dünyada senden bahsedilmesinden kötü tek bir şey vardır; o da bahsedilmemesi!
2. Kışın bakacak çiçeklerimizin bulunmadığı, yazın zekamızı canlandıracak bir şeyler aradığımızda yanıbaşımızda olması gereken beyinsiz bir güzel varlık o.
3. Bu dünyanın tadını çirkinler ve aptallar çıkarır. Arkalarına yaslanıp oturur, ağızları beş karış açık, oyunu izlerler, hepimizin yaşaması gerektiği gibi yaşarlar:rahatsız edilmeden, kaygısız ve endişesiz.
4. İnanılmaz olduğu sürece her şeye inanırım ben.
5. Baştan çıkarılmaktan kurtulmanın en iyi yolu teslim olmaktır.
6. Yalnızca sığ insanlar görünüşe göre hüküm vermez.
7. Muhteşem bir gençliğe sahipsin ve gençlik sahip olmaya değer tek şeydir.
8. Ah "Daima"! Ne muhteşem bir söz. Kadınlar bayılırlar bu sözü kullanmaya. Her türlü romantizmi sonsuza dek sürdürmeye çalışarak mahvederler.
9. Bir heves ile ömür boyu süren tutkunun arasındaki tek fark, hevesin daha uzun sürmesidir.
10. Erkekler yoruldukları için, kadınlarsa meraktan evlenir. Sonunda her ikisi de hayal kırıklığına uğrar.
11. İnsanlar en çok kendilerine gereken şeyleri başkalarına vermeye pek heveslidir.
12. İyi sanatçılar yalnızca eserleriyle var olur. Dolayısıyla kendileri ilginçlikten mahrumdur.
13. Onu görmek demek ona tapmak demek. Onu tanımaksa ona inanmak.
14 Ah, korkarım ki kadınlar zulmü her şeyden çok takdir eder. İçgüdüleri inanılmaz derecede ilkeldir. Biz onları özgürleştirdik ama onlar efendilerini arayan köleler olmayı sürdürüyor. Hükmedilmeye bayılıyorlar.
15. Kendisinin efendisi olan biri, zevkleri icat edebildiği kolaylıkla kederini sonlandırabilir.
16. Duygularımın insafına kalmak istemiyorum. Onları kullanacak, onlardan keyif alacak ve onlara hükmedeceğim.
17. Erkek sevmediği sürece her kadınla mutlu olabilir.
18. Kadınlar bizi kusurlarımızdan dolayı severler. Yeterince kusurumuz varsa her şeyimizi, zekamızı bile affederler!
19. Tüm suçlar bayağıdır, tıpkı tüm bayağılığın suç olması gibi. Suç yalnızca alt sınıflara mahsustur. Onları bu yüzden hiç mi hiç suçlamam. Sanırım sanat bizim için neyse, suç da onlar için o anlama geliyor; sıradışı duygular üretmenin bir yolu.
20. Gençliğimi geri alabilmek için ne gerekiyorsa yapardım; yalnız spor yapmak, erken kalkmak ve saygın olmak hariç.
23 Mart 2015 Pazartesi
CAHİLLİKLER KİTABI-3 (SAĞLIK) - WERNER BARTENS
2009 yılıydı sanırım "Cahillikler Kitabı" serisi çıkalı. O zaman çok ses getirmiş, birçok kişi tarafından okunmuştu. Doğru bildiğimiz yanlışları öğretmişti bize.
Yaz tatilinde eve gittiğimde serinin 3. kitabını, "Sağlık" konulu olan kitabı buldum. Kardeşim almıştı bu kitabı, ben de bavula atıp eve getirdim. Sağlık gibi ciddi bir konuda birçok şeyi yanlış bildiğimi fark edince çok şaşırdım ama sanıyorum bu konuda yalnız değilim. Üşenmedim en ilgimi çeken bilgileri aşağıya yazdım. Aralarında sizin de ilk defa duyduğunuz, çok şaşırdığınız maddeler var mı? Cevaplarınızı bekliyorum.
ALTINI ÇİZDİKLERİM:
1. Uykusu hafif olan insanlar, rüyalarını daha iyi hatırlarlar.
2. Buzluktaki yiyecekleri bir kez de on kez de çözüp dondursanız hiçbir sakıncası yoktur.
3. Emzirme sadece bebekler için değil anneler için de çok yararlıdır. Emziren kadınlar ileride meme kanserine daha az yakalanır ve şeker hastası olma ihtimalleri de %15 azalır.
4. İnsan ve şempanzelerin kalıtımsal özellikleri %98,77 oranında aynı. Hatta insan ve şempanzeyi genetik olarak birbirinden ayırt etmek neredeyse mümkün değil.
5. Kadınlarda G noktası diye bir şey yok (Erkekler rahatlayabilir artık :-)
6. Sabahları çapaklı gözlerle uyanılmasının sebebi, hijyen eksikliği değildir. Göz kenarlarında oluşan bu birikintinin asıl sebebi kurumuş gözyaşıdır.
7. Uygun olmayan ışıkta ve yakın mesafeden de TV izleseniz bu, gözlerinizi bozmaz.
8. Grip dünyanın en hafife alınan hastalığı sayılır. Oysa grip dünya genelinde yılda 1 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olur.
9. Sessizlik içinde yaşayan kişilere kıyasla, trafik sesi gibi çevre gürültüsü kalp krizi riskini, erkeklerde neredeyse %50, kadınlarda ise 3 katı arttırır (O zaman biz öğretmenler yandık).
10. Antibakteriyel sabun da elleri normal sabun kadar temizler.
11. Birçok kişide, özellikle kadınlarda, kaba etteki kalın yağ tabakası kaba ete yapılan enjeksiyonların yeterli doz ilaç verememesine neden oluyor. Yani eğer yağlı bir poponuz varsa iğne yerine başka tedavi yöntemleri denemelisiniz.
12. İngiltere ve ABD'de ilaçlardan ölenlerin sayısı trafik kazalarında ölenlerin sayısından fazla.
13. Kalp krizi birdenbire olmaz. Krizden önceki 6 ayda göğüste sıkışma, soğuk terleme, sebepsiz bir yorgunluk ve bitkinlik, daha önceden olmayan bir nefes darlığı yaşanır.
14. İnsan kendi ağız kokusunu sürekli soluduğu için bu kokuya alışır ve onu hiç duymaz ya da çok hafifletilmiş şekilde algılar. Çoğu insanın ter koktuğunu fark etmemesinin sebebi budur.
15. Biraz sonra canım yanacak diye düşünürseniz canınız daha çok yanar. Beklemediğiniz zamanda canınız yandığında ağrı %28 daha az duyulur. En güçlü ağrı kesici ağrıyı %30 azaltabilir. Yani iyi düşünmek burada da işe yarıyor.
16. Düzenli olarak az alkol tükettiğinizde bunama ve kanser riskini %23 - %27 azaltabilirsiniz.
17. Bebekler 1 sene boyunca sırtüstü yatırılmalı. Bebeğin kafasının arkasının düzleşmemesi ve asimetrik bir kafa yapısına sahip olmaması için bir hafta sağa, bir hafta sola doğru yatırılmalı. Eğer bebek yüzükoyun yatarsa ani bebek ölümleri gerçekleşebilir.
18. Bir insanın bitlenmesi vücut temizliğiyle alakalı değildir. Saçların sık yıkanması olsa olsa tertemiz bitlere sahip olmanızı sağlar (Çocukken her yaz bitlenen biri olarak bunu duyduğuma çok sevindim :-)
Ayrıca kıvırcık saç, bitlerin tutunmasını zorlaştırır. Bu yüzden baş bitleri kıvırcık saçlarda daha ender görülür.
19. Burun kanamalarında baş geriye yatırılmamalı çünkü baş geriye yaslanırsa, burundaki kan boğaza, oradan da yemek borusu üzerinden mideye akar. Bunun bir zararı yoktur ama yutulan kan bazı insanlarda mide bulantısı ve kusma yapabilir.
20. Yüze salatalık koymak cildi gençleştirmez, aksine cildin daha çabuk kırışmasına neden olur çünkü salatalık cildin nemini emer. (İşte buna çok şaşırdım. Biz ki sırf salatalık cilde iyi geliyor diye salatalıklı yüz kremleri alan insanlardık)
21. Kanadalı psikologların araştırmasına göre aileler çocukları arasında ayrım yapıyor ve daha sevimli olan çocuklarına daha fazla bakım ve ilgi gösteriyorlar.
22. Klasik bir grip aşısı kuş gribinden korumaz çünkü bu iki hastalığın virüsleri çok farklı dış yapılara sahiptir.
23. Göbek ve bel çevresine yerleşen yağlar özellikle tehlikelidir. Buna karşın alt bölgedeki kalça yağlanması, popodaki, baldırlardaki ya da üst gövdedeki yağlanma belki o kadar güzel görünmüyor ama sağlık açısından pek zararlı değil.
24. Şişman olan yetişkinler çocukluklarında da şişman mıydı? Bilakis düşük kiloyla doğan çocukların, yetişkin yaşlarında aşırı kilolu olma riskinin özellikle yüksek olduğu ortaya çıktı.
25. Soğuk algınlığı tedavisi doktor olmadan 14 gün sürer, tedaviyle 2 hafta! Çünkü 10 soğuk algınlığı hastalığından 9'una virüsler sebep olur. Ve antibiyotikler virüslerin gelişimini ve yayılmasını engelleyemez. İlaçlar tamamen faydasızdır. Öte yandan, gereksiz antibiyotik tedavisiyle, zararsız olan ve kalıcı şekilde boğaz-yutak bölgesinde yaşayan bakteriler antibiyotiklere karşı yeni direnç geliştirebilirler. Sonradan bir bakteriyel enfeksiyon yaşanırsa, mikroorganizmalarda direnç kolaylıkla artabilir ve ilaçların gerçekten işe yarayacağı durumda ilaçlar etkisiz kalır.
26. Kalp krizi erkek hastalığı olarak görülmesine rağmen Avrupa'da kalp krizinden ölen kadın sayısı, erkek sayısından fazladır.





