everest yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
everest yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2022 Perşembe

9 Haziran 2022 Perşembe

Nisan Ayında Okuduklarım (2022)

Nisan Ayında Okuduklarım (2022)
Nisan ayında toplam yedi kitap okudum. Dört kitabın yorumunu daha önce yazmıştım zaten. Yazmadıklarımı da şimdi paylaşıyorum.

Matt Haig-Zamanı Durdurmanın Yolları

Matt Haig, Zamanı Durdurmanın Yolları, Domingo Yayınları, Çevirmen: Kıvanç Güney, 318 Sayfa, 10. Baskı, 2021.

Matt Haig-Zamanı Durdurmanın Yolları

Matt Haig ile bu sene tanıştım. Yazarın çok okunan Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını okumuş ve çok sevmiştim. (Buradan yorumumu okuyabilirsiniz.) Bu yüzden diğer kitaplarını da okumak istedim. İkinci tercihim Zamanı Durdurmanın Yolları oldu. Bu kitabı, Gece Yarısı Kütüphanesi’nden daha çok sevdim ve bunun için mutluyum. Genelde böyle olmaz çünkü. Bir yazarın bir kitabını çok sevince başka kitaplarını da okursun ve genellikle hayal kırıklığına uğrarsın. Örneğin: Markus Zusak hiçbir zaman Kitap Hırsızı seviyesinde başka bir kitap yazamadı.

Yazar bu kitabında da fantastik bir konuyu ele almış. Normal insanlara göre çok yavaş yaşlanan ve asırlardır hayatta olan bir tarih öğretmenini anlatmış. Tabii kitap boyunca farklı dönemlerde seyahat ediyorsunuz ve bu yolculukta ünlü birçok isme rastlıyorsunuz.

Ben kitabı sevdim ve herkese öneriyorum. Eğer izlemediyseniz Dünyalı (The Man From Earth) filminin de buna çok benzer bir konusu vardı. Onu da film sevenlere önereyim J

Benedict Cumberbatch, birkaç yıl önce kitabın film haklarını satın almış. Başrolünde kendisinin oynayacağı bir film uyarlaması çekileceği yorumlarını okudum ama henüz kesin bir haber yok. Belki ilerleyen zamanlarda bu filmi izleriz.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Kaliforniya’da yaşlı görünmenin tek yolu gençleşiyormuşsun gibi görünmek. Burada kırk yaşından sonra alnını oynatabilenlere şüpheyle bakılıyor.

2. Galiba aşk için ödediğimiz bir bedel bu: Diğerinin acısını kendi acımız gibi yaşamak.

3. “Herkes kendi görüş mesafesini dünyanın sınırları zanneder.” Arthur Schopenhauer

4. Hiçbir şey hissetmemeye başladığımda acıya dair adeta özlem duymaya başladım; acı çektiğinizde, en azından yaşadığınızı anlıyordunuz.

5. –Çok iyi bir ip cambazıydı. Bir ip cambazının iyi olduğu nasıl anlaşılır biliyor musun?

-Nasıl?

-Hâlâ hayatta olmasından.

6. İnsanın bir dostu olmayınca bu dünya çok ıssız bir yer.

7. Freud’a göre kendimize dair gerçekleri ancak rüyamızda bulabilirmişiz. Çoğu insanın özgür olmak istemediğini söylüyor. Çünkü özgürlük sorumluluğu getiriyor ve insanların çoğu sorumluluktan korkuyor.

8. “Gerçeğin söylemem gerektiği kadarını değil, cüret edebildiğim kadarını söylüyorum ve yaşlandıkça cüretim artıyor.” Montaigne

9. Birini, özellikle de hiç ummadığım birini ne zaman kitap okurken görsem uygarlığın biraz daha güvende olduğunu hissederim.

10. Görebildiğim kadarıyla yirmi birinci yüzyılda yaşanan sorunlardan biri de bu. Çoğumuz ihtiyacımız olan bütün maddi şeylere sahibiz ve bu yüzden pazarlamacıların işi artık ekonomiyi duygularımızda ilişkilendirmek, şimdiye kadar ihtiyaç duymadığımız şeyleri istememizi sağlayarak daha fazlasına ihtiyacımız varmış gibi hissetmemizi sağlamak. Yılda otuz bin sterlin kazanan kendini yoksul hissediyor. Yalnızca on ülkü görmüşsek kendimizi yeteri kadar seyahat etmemiş gibi hissediyoruz. Tek bir kırışığımız olduğunda, yaşlı hissediyoruz kendimizi. Resmimiz fotoşoplanmamış ya da filtrelenmemişse çirkin hissediyoruz.

1600’lerde tanıdıklarım arasında içindeki trilyoneri bulmak isteyen yoktu. Onların tek istediği ergenlik dönemine kadar yaşamak ve bitlenmemekti.

Hasan Ali Toptaş-Kuşlar Yasına Gider

Hasan Ali Toptaş, Kuşlar Yasına Gider, Everest Yayınları, 248 Sayfa, 96. Baskı, 2020.

Hasan Ali Toptaş-Kuşlar Yasına Gider

Hasan Ali Toptaş adını son yıllarda çok sık duyuyorum. Yazarın kitapları hem çok okunuyor hem de çok beğeniliyor. Kuşlar Yasına Gider, yazardan okuduğum ilk kitap ama kesinlikle son kitap olmayacak. Ben kitaba tek kelimeyle bayıldım. Konu çok basit ama yazarın dili o kadar güzel ki kitabı okumaya doyamadım. “Temiz Türkçe” diye bir tabir vardır ya, bu kitapta onu bulacaksınız işte. Su gibi bir anlatımı var. Elimden bırakmak istemedim. Söz sanatları yapayım, yabancı kelimeler kullanayım, lafı dolandırayım demeden de insanı etkileyecek bir kitap yazılabiliyormuş. Hasan Ali Toptaş’a bunu bana ve herkese gösterdiği için teşekkür ediyorum.

Ekşi Sözlük’te kitap için “İğrenç aforizmalardan bıktıysanız bu kitabı okuyun. Okuyun ki temiz bir dil, namuslu bir metin nasıl olur görün.” yorumu yapılmış. Sonuna kadar katılıyorum.

Kitapta kahkaha da attım gözyaşı da döktüm. Uzun zamandır iki duyguyu da bu kadar yoğun yaşadığım bir kitap okumamıştım.

Özellikle Denizlili olanların, aslında komple Egeli diyebiliriz, kitaptan ayrıca keyif alacaklarını düşünüyorum.

Babasını yakın zamanda kaybetmiş ya da onun yokluğuna alışamamış kişiler bu kitaptan uzak dursun. Size iyi gelmeyecektir.

Kitapta adı geçen sanatçı ve türkü isimlerinin hepsini Ekşi Sözlük’te bir yazar paylaşmış. Merak edenler ve dinlemek isteyenler burayı tıklayabilirsiniz.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Demek ki seni gözünün içine baka baka aldattı ha, dedi, bana dönerek yeniden; bir şey söyleyeyim mi, sana da zaten aldatılmak yakışırdı oğlum.

2. İçimden kalkıp babama sarılmak geçti aslında ama yapamadım bunu, baktım sadece. O da bana baktı gözlerini kırpmadan. O an, birbirimize bakışlarımızla sarıldık sanki.

3. Oğlum, dedi benim öyle baktığımı görünce; ay hilâlken yapılmaz böyle şeyler. Tarhana karılmaz mesela, erişte kesilmez, salça yapılmaz, pekmez kaynatılmaz. Ay hilâlken yapılırsa bunlar ya kurtlanır ya da bozulur. Kurtlanıp bozulmasa bile beti bereketi olmaz. Uzun ömürlü ve bereketli olması için, bu tür şeyleri illâki dolunay varken yapmak lâzım. Biz atalarımızdan öyle gördük çünkü.

Erdinç Utku-Eyvah Zayıflıyorum

Erdinç Utku, Eyvah Zayıflıyorum, Cumhuriyet Kitapları, 181 Sayfa, 2. Baskı, 2021.

Erdinç Utku-Eyvah Zayıflıyorum

Bu kitap bana hediye olarak geldi. Tekrar teşekkür ediyorum.

Yazar, kitapta kendi zayıflama sürecini paylaşmış. Kitapta yemek listesi vermemesini, şunu yapın, böyle davranın, şundan uzak durun vb. tarzda yorumlar yapmamasını sevdim çünkü kendisi diyetisyen ya da beslenme uzmanı değil. Bu konular kişiden kişiye çok değiştiği için herkes kendine uygun şekilde beslenmeli. Peki, kitapta ne var derseniz zayıflamayla ilgili fıkralar, özlü sözler, kamyon arkası yazılar, mezar taşı yazıları, şarkı sözleri vb. yazılar var. Sürekli diyet yapmanın ciddiyetinden sıkılanlar, mesela ben, kafa dağıtmak için okuyabilirler.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Mizah, dünyanın en ciddi işlerinden biridir ve mizahı yapılamayacak konu yoktur. Yeter ki erbabının eline düşsün.

2. “Yürüyüş sırasında mümkün olduğunca az otur; açık havada ve özgür devinimle doğmamış-adalelerine de zevk vermeyen- hiçbir fikre inanma. Bütün ön yargılar bağırsakta oluşur. Kıpırdamadan oturmak en affedilmez günahtır.” Nietzsche

3. Yemek tarifi kitapları en çok satan kitaplar listesinin başında. İkinci sırada diyet kitapları yer alıyor. Yemek kitapları ile kilo alıyor, diyet kitaplarıyla da aldığımız kiloları vermeye çalışıyoruz.

4. Devletin, vücut kitle indeksi (VKI) 35’in üzerinde olanların mide küçültme ameliyatını karşıladığı Türkiye, tahminen yılda 20 bini aşkın ameliyatla dünyada en çok mide operasyonu (kelepçe, tüp mide, mide küçültme) yapılan İrlanda’dan sonra ikinci ülke.

5. Uzmanlara göre, dünyada mide ameliyatları öncesi hastalar forma sokulmaya çalışılırken Türkiye’de kilo aldırılmaya çalışılıyor. Bu da komplikasyon riskini artırıyor. Ödeme için kişilerin vücut kitle indeksleri ile oynanması ciddi bir etik sorun.

6. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2018 istatistiklerine göre, Türkiye nüfusu %32’si obez ve bu oranla ülkemiz Avrupa’nın en obez ülkesi konumunda. Nüfusun üçte birinin obez, üçte birinin aşırı kilolu kaydedildiği Türkiye; dünyanın da en obez 4.ülkesi.

Robert Schnakenberg-Büyük Yönetmenlerin Gizli Hayatları

Bu kitabın ayrıntılı yorumunu burada yazmıştım. Tıklayarak okuyabilirsiniz.

Otizmi Oyuna Getir

Bu kitabın ayrıntılı yorumunu burada yazmıştım. Tıklayarak okuyabilirsiniz.

Özgür Çiçek&Irmak Ertuna Howison-Jane Austen ve Adab-ı Muaşeret

Bu kitabın ayrıntılı yorumunu burada yazmıştım. Tıklayarak okuyabilirsiniz.

Jasmin Lee Cori-Annenin Duygusal Yokluğu

Bu kitabın ayrıntılı yorumunu burada yazmıştım. Tıklayarak okuyabilirsiniz.

Bu kitaplar arasında okuduklarınız var mı? Okumak istedikleriniz? Merak ettikleriniz? Yorumlarınızı bekliyorum. Yeni yazılarda görüşmek üzere.

24 Şubat 2022 Perşembe

26 Haziran 2016 Pazar

ORHAN KEMAL – NAZIM HİKMET’LE 3,5 YIL

sule uzundere blog kitap yorumları
Bu kitabı okuyalı aylar oldu ama bloguma yazısını yeni yazabiliyorum. Çok sevdiğim, beğendiğim ve hakkında söyleyecek çok şeyim olduğu için yazmayı hep erteledim. Kısmet bugüneymiş.

Orhan Kemal, Nazım Hikmet’le hapishanede beraber yattığı 3,5 yılı anlatmış bu kitapta. Ben iki ismin aynı hapishanede yattığını bilmiyordum, bu kitapla öğrendim. Daha pek çok şey öğrendim kitaptan. Mesela Orhan Kemal’in, daha tanımadan Nazım Hikmet’e hayran olduğunu, onun hapishaneye geleceğini öğrenince çok heyecanlandığını öğrendim. Bakın onunla ilgili neler söylüyor yazar:
1.  –Şiir okurken duydun mu sen hiç?
      -Duydum. O okurken insanın yüzü dalga dalga olur. Hem biliyor musun, ağlayan bir çocuğu kucağına alsa, çocuk susuverirmiş.
2. “Nazım Hikmet’i az önce getirdiler.” Her zamanki gibi kalemde ve sabıka defterlerinin başındaydım. Kalemimin elimden düştüğünü hatırlıyorum.
3. Demek o da bizim gibi  herhangi bir insandı, şiirden gayri şeyler, fani şeyler de düşünebilir, bavulu, sepeti olabilirdi?

Nazım Hikmet hapishaneye geldiğinde yalnız kalmayı sevmediği için Orhan Kemal’le kalmak için idareden izin ister. “Hayal bile edemezsiniz nasıl nefret ederim yalnızlıktan. Bir tek satır yazamam, çıldırırım.” der.

7 Haziran 2016 Salı

MAYIS AYINDA OKUDUKLARIM (2016)

sule uzundere blog kitap yorumları
Herkese merhaba. Mayıs ayını 6 kitapla geçirmişim. İstediğim kadar çok okuyamadığım ama güzel kitaplar okuduğum bir ay oldu mayıs. Neler okuduğuma ve yorumlarıma gelirsek sırasıyla yazmaya başlıyorum.
julia quinn - son söz aşkın

JULIA QUINN – SON SÖZ AŞKIN
Romantik tarihi kitapları okumayı seviyorum. Bu türde favori yazarım Judith Mcnaught’tı ama Julia Quinn’in onu geçtiğini söyleyebilirim. Judith Mcnaught’ın sevmediğim kitapları var ama Julia Quinn’in okuduğum üç kitabına da bayıldım. . Judith Mcnaught kitaplarını bazen uzatabiliyor. Çok sevdiğim bir kitabında bile bazı bölümleri okurken sıkılabiliyorum ama Julia Quinn’in okurken sıkıldığım bir sayfası bile yok. Bu yüzden yazarın bütün kitaplarını okumaya karar verdim ama temmuzda taşınacağımız için bu kararımı şimdilik erteliyorum. (Bu arada yazarın kitapları elinde olan varsa bana ulaşsın. Bende verebileceğim onlarca kitap var. Takas yapabiliriz. ) Son Söz Aşkın bildiğimiz Kül Kedisi masalının 1800’lü yıllar İngiltere’sine uyarlanmış bir versiyonuydu ve çok zevk alarak okuduğum bir kitaptı. Sıcak yaz günlerinde sizi mutlu eden bir şeyler okumak istiyorsanız gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1.Okullara giriş iznimizin olmama sebebinin, böyle bir durumda siz erkekleri her konuda geçecek olmamız olduğunu düşünüyorum.
2.Benden nefret ettiğini bilerek yaşayabilirim ama sensiz yaşayamam.
3.En çok hatırlanan şeyler unutulan şeylerdir.
4.Sıkıcı hayatını sevmenin tek nedeni coşkulu ve heyecanlı bir hayat yaşamamış olman.

28 Aralık 2015 Pazartesi

KASIM OKUMALARI (2015)

kasım ayında okuduğum kitaplar

Herkese merhaba. Neredeyse ocak ayına gireceğimiz bu günlerde ben kasım ayında okuduğum kitapları bloguma yeni yazabiliyorum. Son günlerde bloga sık sık yazsam da yazdıklarımdan daha fazla yazılmayı bekleyen konular var. Bu yüzden birkaç hafta boyunca sürekli beni ve yazılarımı göreceksiniz J
Kasım ayında 9 kitap okumuşum. Kitaplar hakkındaki fikirlerimi yazmaya başlıyorum. Kitapları okuma sırama göre yazıyorum.

esra erol kara duvak

ESRA EROL – KARA DUVAK
Kitapta evliliklerinden ve eşlerinden çok çekmiş kadınların hikâyeleri vardı. Okurken bu kadar da olmaz, insan insana bu zulmü yapmaz dediğiniz olaylar var ama bu kadınlar bunları yaşamış. Hatta yıllarca yaşamışlar. Üstüne kocalarının düzelmelerini ümit ederek yaptıkları çocuklarına da yaşatmışlar bu kötülükleri. Okuyup halinize şükredebilirsiniz ama kitabın yazım yanlışları göz yormasaydı ve kitap daha düzgün bir dille yazılsaydı kitaptan daha çok etkilenebilirdim. Bu tarz bir kitap okumak isterseniz Sibel Hürtaş’tan Canına Tak Eden Kadınlar kitabını tavsiye ederim.

28 Mayıs 2015 Perşembe

MURTAZA (ORHAN KEMAL)


Orhan Kemal en sevdiğim yazarlardan biridir. Bütün kitaplarını okuyacağım ve kütüphanemde bütün kitaplarını bulunduracağım. Bu hedeflerime her geçen gün biraz daha yaklaşıyorum. Eğer hâlâ Orhan Kemal okumayanınız varsa bir an önce okumaya başlayın derim. Fabrikalardaki, tarladaki, varoşlardaki fakir insanları onun kadar iyi ve gerçekçi anlatan başka bir yazar tanımıyorum.
            Murtaza mübadele sonrası Türkiye’ye gelen bir göçmen. Önce mahallede bekçi olarak iş buluyor ama kısa zamanda mahalleliyi yıldırıyor. Sürekli "Gördüm kurs, aldım çok sıkı terbiye ve disiplin amirlerimden, görseydin kurs, alsaydın amirlerinden sıkı bir disiplin yapmazdın böyle be yav." Diyerek mahallede askeri disiplini sağlıyor. Bu da tabii mahallenin serserilerinin ve belalılarının işine gelmiyor. Ne yapıp edip Murtaza’yı bekçilikten uzaklaştırıyorlar. Murtaza bir fabrikada gece kontrol amiri olarak çalışmaya başlıyor. Bu sefer de tembellik yapmaya alışmış, fabrikanın mallarını çalan adamların korkulu rüyası oluyor.
            Orhan Kemal, Murtaza kitabında kolay kolay unutulmayacak bir karakter yaratmış. Bu aşırılı disiplinli, görevini ailesinden ve kendinden üstün tutan adamı okumak çok keyifli. Hatta birkaç yerde kahkaha attım ve çevremdeki insanların dikkatini çektim.
            Murtaza göçmen olduğu için hep devrik cümleyle konuşuyor. Ben devrik cümleleri sevdiğim için sıkıntı yaşamadım ama bu konuşma tarzına alışık olmayanlar kitabı okurken zorlanabilirler.
            Yazar kitabın önsözünde kitabın devamını yazabileceğini belirtmiş ama bildiğim kadarıyla yazmamış. Keşke yazsaydı. Murtaza’da daha çok malzeme vardı.
            Murtaza kitabı filme de uyarlanmış. 1965 yılında Tunç Başaran’ın yönettiği siyah beyaz filmde Murtaza karakterini Müşfik Kenter canlandırmış. Daha sonra 1985’te bu sefer Ali Özgentürk’ün yönettiği filmde Murtaza’yı Müjdat Gezen canlandırmış. Murtaza Devlet Tiyatroları’nda da defalarca oynandı ve oynanmaya devam ediyor.
            Murtaza, Orhan Kemal’in en sevdiğim kitaplarından biri oldu. Okumayanlara gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 
-Bilin bakalım Mustafa Kemal karısından niye ayrıldı?
-Niye?
-Malım mülküm çoluğuma çocuğuma değil, milletime kalsın diye. Tekmil malını mülkünü millete bırakmadı mı rahmetli?

23 Mayıs 2015 Cumartesi

SON ZAMANLARDA OKUDUĞUM KİTAPLAR - 1


AYŞE KULİN – KÖPRÜ
     Ayşe Kulin’in Köprü kitabını uzun zamandır okumak istiyordum. A-101’de cep boyu 6 liraya satılınca hemen aldım ve okudum.

     Ayşe Kulin kolay ve hızlı okunan bir yazar. Kitaplarını, eğer işiniz yoksa, 1-2 gün içinde bitirebilirsiniz. Ben Köprü’yü sadece okulda okuma saatlerinde ve boş derslerimde okuduğum için bitirmem bir haftayı buldu.

     Köprü, şaibeli bir trafik kazasında hayatını kaybeden Erzincan eski valisi Recep Yazıcıoğlu’nun Erzincan’a köprü yaptırmasını anlatıyor. Ben köprü yaptırmasını anlatıyor diye kolayca yazdım ama köprünün yapılması o kadar kolay olmuyor. Yıllar sürüyor ve çok emek gerektiriyor. Hele köprünün son yapım aşamasında çıkan aksaklıkları okurken acayip heyecanlandım. Köprünün yapıldığını bilmeme rağmen “Acaba olacak mı? Bir sorun çıkmasa bari.” diye heyecanla okudum. Neyse ki kitap mutlu sonla bitti.

     Hatırlarsanız Köprü kitabı TV dizisi olarak çekilmiş ve Star TV’de yayınlanmıştı. Vali karakterini Erdal Beşikçioğlu oynamıştı. Ben önce dizisini izleyip sonra kitabını okuduğum için kitapta vali konuşurken veya vali anlatılırken gözümün önüne hep Erdal Beşikçioğlu geldi.

     Kitapla ilgili tek olumsuz yorumum yazarın kitabın sonlarına doğru Kürt isyanlarının tarihçesini vermesi olur. Taa 1924, 1925 ve 1938 yıllarındaki isyanları anlatması kitaba bir şey katmıyor, tam tersine kitabın bütünlüğüne zarar veriyor.

     Bir de keşke Ayşe Kulin kitaplarındaki karakterlerini ölmüş ünlü kişilerle konuşturma huyundan vazgeçse. Handan kitabındaki Handan, Halide Edip Adıvar’la konuşuyordu, Köprü kitabında vali ise İsmet İnönü’nün heykeliyle konuşuyor! Bu bölümler kitabın etkisini azaltıyor.

ALTINI ÇİZDİKLERİM:
1. Alıştığın bulaşacağından iyidir.


CAHİT ZARİFOĞLU – YEDİ GÜZEL ADAM
     Türkçe öğretmeni olmama ve kitap okumayı çok sevip çok kitap okumama rağmen şiir türünü bir türlü sevemedim. Zaten hayatımda okuduğum şiir kitabı sayısı da bir elin parmaklarını geçmez. Cahit Zarifoğlu adını da ilk kez Yedi Güzel Adam dizisinde duymuştum. Baktım kitap haftalardır çok satanlar listesinde ben de merak edip aldım. Sonuç: Şiir benim tarzım değil :-) Kitaptaki şiirlerden hiç zevk almadım ve okurken çok sıkıldım. Neyse ki kitap çok kalın değildi (133 sayfa) de çabuk bitti. Kitaptan aklımda kalan ve hoşuma giden tek cümle şu oldu: “Halk aşksızsa sokaklar, banka dükkanlarıyla doludur.

     Şaire ve kitabına haksızlık etmek istemem. Dediğim gibi ben şiir sevmiyorum. Şiir seven arkadaşlar zevkle okurlar belki.

     Bir şiir kitabından sonra hâlâ benim için en iyi şair Orhan Veli Kanık :-)


ELİF MELİSSA – EYLÜL
     Facebook çekilişlerinden birinde kazanmıştım Eylül kitabını. Yazar henüz 20 yaşında ve bu, onun ilk kitabı. Yazar bu romanı daha önce Wattpad’de yayımlamış. Çok okununca kitap olarak basılmış. 2015 yılında basılan kitap 2. Baskısını yapmış bile.

     Kitap Eylül isminde genç bir kızın hayatını anlatıyor. Kitabın başlarında Eylül’ün sevgilisi ve arkadaşlarıyla olan ilişkisi anlatılınca bir gençlik romanı okuyacağımı düşündüm ama sonradan o kadar çok olay oldu ki kitap neredeyse aksiyon kitabı haline geldi. Tabii bu durumda siz de “Yok artık, daha neler!” tepkisi veriyorsunuz çünkü bu kadar da olmaz diyeceğiniz şeyler gerçekleşiyor ve bunlar tamamen inandırıcılıktan uzak ele alınıyor.

     Sizi bilmem ama ben bir kitabın ana karakterini sevmeyince kitabı da çok sevemiyorum. Eylül kitabında da böyle oldu. Kitabın başkarakterleri eylül ve Uğurcan o kadar itici ve benciller ki başlarına gelenlere üzülmedim, hatta daha kötüsünü yaşamalarını istedim :-) Keşke yazar daha sevimli bir çift yazsaydı.

     Kitabın kapağını çok beğendim. Kapak tasarımını İlknur Muştu yapmış.

     Kitabın sayfa sayısı da gereksiz yere fazlaydı. Evet, kitapta çok olay oluyor dedim ama boş yere uzatılan bölümler de vardı. Bu kitap 100 sayfa daha az olsaymış daha başarılı olabilirmiş.

     Yazarın yaşı küçük olduğu ve bu, onun ilk kitabı olduğu için çok da eleştirmek istemiyorum. Son olarak şunu söyleyeyim: Bu kitabı çekilişten kazandığım için mutluyum. Eğer, kitabın arkasında yazdığı kadarıyla, 22 lira verip de bu kitabı alsaydım çok üzülürdüm.



OSMAN YAMAÇ – KÜÇÜK DÜNYANIN BÜYÜK İNSANLARI
     Bu kitabı da facebook çekilişinden kazanmıştım. Küçük Dünyanın Büyük İnsanları yazarın ilk kitabı. Yazar Orta Anadolu’nun küçük bir kasabasında çocukluğunda ve gençliğinde yaşadığı olayları yazmış. Kitap bittikten sonra ilk düşüncem “Bu insanlar birbirlerine ne biçim şakalar yapıyor?” oldu. Eşek şakasından da ileride, insanı katil ya da maktul yapabilecek şakalar ama işte o zamanlar internet, kitap, gazete hatta televizyon bile yokmuş. Böyle olunca millet birbirine sarmış.

     Kolay okunan insanı sıkmayan bir kitap. Yine de size “Bu kitabı alın, okuyun.” Diyeceğim kadar iyi değil.


İREM NAZLINUR ÇETİN – YALNIZLIĞIN MAVİSİ
     Bu kitap da yine facebook çekilişinden kazandığım bir kitap. 92 doğumlu yazarımız bu ilk kitabında 16 yaşından beri yazdığı denemeleri toplamış. Daha 1 yaşındayken babasını kaybettiği için kitapta ölüm temalı yazılar ağırlıkta. Bir de kitapta “Fahişe” kelimesi çok kullanılıyor. 95 sayfalık kitapta, benim fark edebildiğim kadarıyla, daha çok da olabilir, 4 kez fahişe ifadesi geçiyor.

*Bedenini satan fahişeler gibi ruhunu başkasına satanlardan kaçıyorum. (13. Sayfa)
*Gerçek şu ki: Evsiz insanlar, dünyayı ahlaksız bir yere dönüştüren ve para karşılığı bedenlerini kirleten fahişeler değil. (41. Sayfa)
*Hepsi birer potansiyel fahişe. (64. Sayfa)
*Yanlış bir hayatın izini sürdüğünün farkında olmayıp doğruları kendine düşman gören, hayatın fahişeliğini yapan insanlardan olmamı bekleme benden. (72. Sayfa)

     Sanki yazarın bu kelimeyle bir derdi, geçmişi var gibi ama yine de keşke bu kadar sık kullanmasaydı. Okurken insanı rahatsız ediyor.

     Amatörce yazılmış ve amatörce basılmış (kitapta birçok yazım hatası var) bu kitabın kapağına tek kelimeyle bayıldım. Kapak tasarımını Serdar Gülpınar yapmış. Kapakta o kadar güzel, o kadar canlı bir mavi kullanılmış ki kitabın isminin hakkı verilmiş.

ALTINI ÇİZDİKLERİM:
1.     “Yazıyorum çünkü harflerle nefes alıyorum. Yazıyorum çünkü hayatla kurduğum bağ yazıdan geçiyor. Ve yazıyorum çünkü hayal ve hikayeler alemini şu yaşadığımız hayattan daha hakiki, daha sahici, daha renkli buluyorum.” (Elif Şafak)
2.   “Mutluluğu bulduysan sorgulama.” (Charles Bukowski)
3.  “Kendini kendi alevinle yakmaya hazır ol, yenilenmek için önce kül olmalısın.” (Nietzsche)

21 Haziran 2014 Cumartesi

AHMET ÜMİT - PATASANA



ALTINI ÇİZDİKLERİM:

1. Aşkın ne doğru düşünmeyle ne de mantıkla ilgisi vardı. Daha doğrusu aşkın kendine göre bir mantığı vardı da bunun doğru düşünmeyle pek ilgisi yoktu. Bu, tutkuların egemenliğinde olan bir mantıktı; akla sürekli çelme takan, dibe çeken, yanlış yöne kanalize eden bambaşka, karmaşık bir süreç.

2. Savaş, bedeli çok ağır ödense de dünyanın en iyi okullarından biridir.

3. Kızılderili laneti. Bir efsane. Yerlilerin topraklarını alınca onlar da bizi tütünle(sigarayla) lanetlemişler. O gün bugündür lanet sürüyor.

4. Antep'in eski adı Ayıntap.

5. Aşk ulaşılmazlıktan doğar. Aşk ulaşamayacağın birini abartarak, onun kafandaki ideal kişi olduğunu sanarak, tutkuyla bağlanmaktır. Aradaki engeller ne kadar artarsa bu yanılsama o kadar tutkulu olacaktır.

6. Korkaklar da intikam alırdı. Belki de en iyi intikamı korkaklar alırdı. İlan etmeden, sinsice bekleyerek, hiç kimsenin ummadığı anda.

1 Haziran 2014 Pazar

AHMET ÜMİT - KUKLA


ALTINI ÇİZDİKLERİM
1. Dünyada en çok gazetecinin öldürüldüğü ülke burası.
2. Umudun yaşamı güzelleştirdiğini söylerler, yalan. Umut düş kırıklığı yaratmaktan, gereksiz yere acı çekmemizi sağlamaktan başka bir işe yaramaz. İnsana gereken yalnızca gerçektir: basit, yalın ve kaba gerçek.
3. Bir polis sana iyi davranmaya başladığında, senden alacağı çok bilgi var demektir. Sorgunun ilk adımı polisin sana iyilikle yaklaşmasıdır, son adımında neler olacağı ise senin onlara nasıl yaklaşacağına, neler anlatacağına bağlıdır.
4. Hiç kimse yaşam yolculuğunda başından sonuna kadar tutarlı kalamaz; tutarsızlık, tıpkı ölmek gibi yazgımızda vardır.
5. "Bu memlekette namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmazsa işler düzelmez."           İsmet İnönü
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...