domingo yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
domingo yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2022 Cuma

Haziran Ayında Okuduklarım (2022)

Herkese merhaba. Haziran ayı, bu sene en çok kitap okuduğum ay oldu. Haziranda toplam on bir kitap okudum. Sonraki ay yani temmuzda ise sadece iki kitap okudum 😕 İki ayın yazıları eşit uzunlukta olsun diye kitapları bölerek yazacağım. Yani haziranda okuduğum kitapların bazılarını temmuz ayı yazısında yazacağım.

9 Haziran 2022 Perşembe

Nisan Ayında Okuduklarım (2022)

Nisan Ayında Okuduklarım (2022)
Nisan ayında toplam yedi kitap okudum. Dört kitabın yorumunu daha önce yazmıştım zaten. Yazmadıklarımı da şimdi paylaşıyorum.

Matt Haig-Zamanı Durdurmanın Yolları

Matt Haig, Zamanı Durdurmanın Yolları, Domingo Yayınları, Çevirmen: Kıvanç Güney, 318 Sayfa, 10. Baskı, 2021.

Matt Haig-Zamanı Durdurmanın Yolları

Matt Haig ile bu sene tanıştım. Yazarın çok okunan Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını okumuş ve çok sevmiştim. (Buradan yorumumu okuyabilirsiniz.) Bu yüzden diğer kitaplarını da okumak istedim. İkinci tercihim Zamanı Durdurmanın Yolları oldu. Bu kitabı, Gece Yarısı Kütüphanesi’nden daha çok sevdim ve bunun için mutluyum. Genelde böyle olmaz çünkü. Bir yazarın bir kitabını çok sevince başka kitaplarını da okursun ve genellikle hayal kırıklığına uğrarsın. Örneğin: Markus Zusak hiçbir zaman Kitap Hırsızı seviyesinde başka bir kitap yazamadı.

Yazar bu kitabında da fantastik bir konuyu ele almış. Normal insanlara göre çok yavaş yaşlanan ve asırlardır hayatta olan bir tarih öğretmenini anlatmış. Tabii kitap boyunca farklı dönemlerde seyahat ediyorsunuz ve bu yolculukta ünlü birçok isme rastlıyorsunuz.

Ben kitabı sevdim ve herkese öneriyorum. Eğer izlemediyseniz Dünyalı (The Man From Earth) filminin de buna çok benzer bir konusu vardı. Onu da film sevenlere önereyim J

Benedict Cumberbatch, birkaç yıl önce kitabın film haklarını satın almış. Başrolünde kendisinin oynayacağı bir film uyarlaması çekileceği yorumlarını okudum ama henüz kesin bir haber yok. Belki ilerleyen zamanlarda bu filmi izleriz.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Kaliforniya’da yaşlı görünmenin tek yolu gençleşiyormuşsun gibi görünmek. Burada kırk yaşından sonra alnını oynatabilenlere şüpheyle bakılıyor.

2. Galiba aşk için ödediğimiz bir bedel bu: Diğerinin acısını kendi acımız gibi yaşamak.

3. “Herkes kendi görüş mesafesini dünyanın sınırları zanneder.” Arthur Schopenhauer

4. Hiçbir şey hissetmemeye başladığımda acıya dair adeta özlem duymaya başladım; acı çektiğinizde, en azından yaşadığınızı anlıyordunuz.

5. –Çok iyi bir ip cambazıydı. Bir ip cambazının iyi olduğu nasıl anlaşılır biliyor musun?

-Nasıl?

-Hâlâ hayatta olmasından.

6. İnsanın bir dostu olmayınca bu dünya çok ıssız bir yer.

7. Freud’a göre kendimize dair gerçekleri ancak rüyamızda bulabilirmişiz. Çoğu insanın özgür olmak istemediğini söylüyor. Çünkü özgürlük sorumluluğu getiriyor ve insanların çoğu sorumluluktan korkuyor.

8. “Gerçeğin söylemem gerektiği kadarını değil, cüret edebildiğim kadarını söylüyorum ve yaşlandıkça cüretim artıyor.” Montaigne

9. Birini, özellikle de hiç ummadığım birini ne zaman kitap okurken görsem uygarlığın biraz daha güvende olduğunu hissederim.

10. Görebildiğim kadarıyla yirmi birinci yüzyılda yaşanan sorunlardan biri de bu. Çoğumuz ihtiyacımız olan bütün maddi şeylere sahibiz ve bu yüzden pazarlamacıların işi artık ekonomiyi duygularımızda ilişkilendirmek, şimdiye kadar ihtiyaç duymadığımız şeyleri istememizi sağlayarak daha fazlasına ihtiyacımız varmış gibi hissetmemizi sağlamak. Yılda otuz bin sterlin kazanan kendini yoksul hissediyor. Yalnızca on ülkü görmüşsek kendimizi yeteri kadar seyahat etmemiş gibi hissediyoruz. Tek bir kırışığımız olduğunda, yaşlı hissediyoruz kendimizi. Resmimiz fotoşoplanmamış ya da filtrelenmemişse çirkin hissediyoruz.

1600’lerde tanıdıklarım arasında içindeki trilyoneri bulmak isteyen yoktu. Onların tek istediği ergenlik dönemine kadar yaşamak ve bitlenmemekti.

Hasan Ali Toptaş-Kuşlar Yasına Gider

Hasan Ali Toptaş, Kuşlar Yasına Gider, Everest Yayınları, 248 Sayfa, 96. Baskı, 2020.

Hasan Ali Toptaş-Kuşlar Yasına Gider

Hasan Ali Toptaş adını son yıllarda çok sık duyuyorum. Yazarın kitapları hem çok okunuyor hem de çok beğeniliyor. Kuşlar Yasına Gider, yazardan okuduğum ilk kitap ama kesinlikle son kitap olmayacak. Ben kitaba tek kelimeyle bayıldım. Konu çok basit ama yazarın dili o kadar güzel ki kitabı okumaya doyamadım. “Temiz Türkçe” diye bir tabir vardır ya, bu kitapta onu bulacaksınız işte. Su gibi bir anlatımı var. Elimden bırakmak istemedim. Söz sanatları yapayım, yabancı kelimeler kullanayım, lafı dolandırayım demeden de insanı etkileyecek bir kitap yazılabiliyormuş. Hasan Ali Toptaş’a bunu bana ve herkese gösterdiği için teşekkür ediyorum.

Ekşi Sözlük’te kitap için “İğrenç aforizmalardan bıktıysanız bu kitabı okuyun. Okuyun ki temiz bir dil, namuslu bir metin nasıl olur görün.” yorumu yapılmış. Sonuna kadar katılıyorum.

Kitapta kahkaha da attım gözyaşı da döktüm. Uzun zamandır iki duyguyu da bu kadar yoğun yaşadığım bir kitap okumamıştım.

Özellikle Denizlili olanların, aslında komple Egeli diyebiliriz, kitaptan ayrıca keyif alacaklarını düşünüyorum.

Babasını yakın zamanda kaybetmiş ya da onun yokluğuna alışamamış kişiler bu kitaptan uzak dursun. Size iyi gelmeyecektir.

Kitapta adı geçen sanatçı ve türkü isimlerinin hepsini Ekşi Sözlük’te bir yazar paylaşmış. Merak edenler ve dinlemek isteyenler burayı tıklayabilirsiniz.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Demek ki seni gözünün içine baka baka aldattı ha, dedi, bana dönerek yeniden; bir şey söyleyeyim mi, sana da zaten aldatılmak yakışırdı oğlum.

2. İçimden kalkıp babama sarılmak geçti aslında ama yapamadım bunu, baktım sadece. O da bana baktı gözlerini kırpmadan. O an, birbirimize bakışlarımızla sarıldık sanki.

3. Oğlum, dedi benim öyle baktığımı görünce; ay hilâlken yapılmaz böyle şeyler. Tarhana karılmaz mesela, erişte kesilmez, salça yapılmaz, pekmez kaynatılmaz. Ay hilâlken yapılırsa bunlar ya kurtlanır ya da bozulur. Kurtlanıp bozulmasa bile beti bereketi olmaz. Uzun ömürlü ve bereketli olması için, bu tür şeyleri illâki dolunay varken yapmak lâzım. Biz atalarımızdan öyle gördük çünkü.

Erdinç Utku-Eyvah Zayıflıyorum

Erdinç Utku, Eyvah Zayıflıyorum, Cumhuriyet Kitapları, 181 Sayfa, 2. Baskı, 2021.

Erdinç Utku-Eyvah Zayıflıyorum

Bu kitap bana hediye olarak geldi. Tekrar teşekkür ediyorum.

Yazar, kitapta kendi zayıflama sürecini paylaşmış. Kitapta yemek listesi vermemesini, şunu yapın, böyle davranın, şundan uzak durun vb. tarzda yorumlar yapmamasını sevdim çünkü kendisi diyetisyen ya da beslenme uzmanı değil. Bu konular kişiden kişiye çok değiştiği için herkes kendine uygun şekilde beslenmeli. Peki, kitapta ne var derseniz zayıflamayla ilgili fıkralar, özlü sözler, kamyon arkası yazılar, mezar taşı yazıları, şarkı sözleri vb. yazılar var. Sürekli diyet yapmanın ciddiyetinden sıkılanlar, mesela ben, kafa dağıtmak için okuyabilirler.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Mizah, dünyanın en ciddi işlerinden biridir ve mizahı yapılamayacak konu yoktur. Yeter ki erbabının eline düşsün.

2. “Yürüyüş sırasında mümkün olduğunca az otur; açık havada ve özgür devinimle doğmamış-adalelerine de zevk vermeyen- hiçbir fikre inanma. Bütün ön yargılar bağırsakta oluşur. Kıpırdamadan oturmak en affedilmez günahtır.” Nietzsche

3. Yemek tarifi kitapları en çok satan kitaplar listesinin başında. İkinci sırada diyet kitapları yer alıyor. Yemek kitapları ile kilo alıyor, diyet kitaplarıyla da aldığımız kiloları vermeye çalışıyoruz.

4. Devletin, vücut kitle indeksi (VKI) 35’in üzerinde olanların mide küçültme ameliyatını karşıladığı Türkiye, tahminen yılda 20 bini aşkın ameliyatla dünyada en çok mide operasyonu (kelepçe, tüp mide, mide küçültme) yapılan İrlanda’dan sonra ikinci ülke.

5. Uzmanlara göre, dünyada mide ameliyatları öncesi hastalar forma sokulmaya çalışılırken Türkiye’de kilo aldırılmaya çalışılıyor. Bu da komplikasyon riskini artırıyor. Ödeme için kişilerin vücut kitle indeksleri ile oynanması ciddi bir etik sorun.

6. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2018 istatistiklerine göre, Türkiye nüfusu %32’si obez ve bu oranla ülkemiz Avrupa’nın en obez ülkesi konumunda. Nüfusun üçte birinin obez, üçte birinin aşırı kilolu kaydedildiği Türkiye; dünyanın da en obez 4.ülkesi.

Robert Schnakenberg-Büyük Yönetmenlerin Gizli Hayatları

Bu kitabın ayrıntılı yorumunu burada yazmıştım. Tıklayarak okuyabilirsiniz.

Otizmi Oyuna Getir

Bu kitabın ayrıntılı yorumunu burada yazmıştım. Tıklayarak okuyabilirsiniz.

Özgür Çiçek&Irmak Ertuna Howison-Jane Austen ve Adab-ı Muaşeret

Bu kitabın ayrıntılı yorumunu burada yazmıştım. Tıklayarak okuyabilirsiniz.

Jasmin Lee Cori-Annenin Duygusal Yokluğu

Bu kitabın ayrıntılı yorumunu burada yazmıştım. Tıklayarak okuyabilirsiniz.

Bu kitaplar arasında okuduklarınız var mı? Okumak istedikleriniz? Merak ettikleriniz? Yorumlarınızı bekliyorum. Yeni yazılarda görüşmek üzere.

22 Nisan 2022 Cuma

Mart Ayında Okuduklarım (2022)

Herkese merhaba. Mart ayında okuduğum altı kitabı kısaca yorumladım ve hoşuma giden cümleleri yazdım.

Mart Ayında Okuduklarım (2022)

Zülfü Livaneli, Rüzgârlar Hep Gençtir, Dex Yayınları, 208 Sayfa,  1. Baskı, 2019.

Zülfü Livaneli-Rüzgârlar Hep Gençtir

Bu kitabı Sevgili Tozlu Hayaller Kütüphanesi hediye etti. Livaneli’yi çok sevdiğim için benim de okuma listemdeydi. Eğer kitabı para verip alsaydım üzülürdüm çünkü arka kapaktaki şu yazıyı görmemişim: “Zülfü Livaneli, Sevdalım Hayat kitabında yer alan anılarını genç yürekler için bir kez daha kaleme aldı.” Ben yazarın Sevdalım Hayat kitabını zaten okudum ve burada yorumladım. O kitabı okuyanların Rüzgârlar Hep Gençtir’i okumasına gerek yok. Ben elimde olduğu için okudum.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Ortaokula giderken elime ne geçerse okuyordum ama beni en çok etkileyen yazarlar Hemingway, Jack London, John Steinbeck gibi Amerikan romancılarıydı.

2. Hayalleriniz, onları unutmazsanız mutlaka bir gün gerçekleşir.

3. Eğer Batı demokrasilerinde olduğu gibi ana sağ ve ana sol akım iki büyük nehir gibi aksaydı insanlar bugün olduğu gibi etnik ve dini bölünmelere uğramayacaklardı.

Çünkü o zamanlar (80’ler) sol ve sağ hareketlerin içinde Türk, Kürt, Ermeni, Rum herkes yer alıyor ve kimse birbirinden farklı olduğunu düşünmüyordu. Bu insanları büyük politik kimliklerinden ayırıp daha alt gruplara bölenler, sözüm ona Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü sağlamak için yola çıktıklarına inananlar oldu.

4. Sanatta ve yaşamda alçakgönüllülük kadar büyük bir erdem yok.

5. Dünyaya gelmek ve var olmak bir mucizedir ama insanların çoğu bunu düşünmez.

Dünyaya gelmiş olmalarını ve varoluşlarını çok doğal karşılar ve bunun sayılamayacak kadar çok parametrenin kesişmesiyle oluştuğunu akıllarına getirmezler.

Mart Ayında Okuduklarım (2022)
Samipaşazâde Sezai, Küçük Şeyler, Türkiye İş Bankası Yayınları, 74 Sayfa, 6. Baskı, 2019.

Samipaşazâde Sezai-Küçük Şeyler

Yazarın kısacık öykülerinin toplandığı kısacık bir kitap. Bir saatte bitirebilirsiniz. Günümüzden bakınca çok doyurucu değil ama yazıldığı dönem için başarılı ve yenilikçi. Özellikle aynı metnin Osmanlıca ve Türkçe yazıldığı sayfalar etkileyiciydi.

Kitabın kapağı çok güzel ve içerisindeki bir öyküyle de çok uyumlu.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Bu kibirli, vefasız, kendini bilme hayvanların (kediler) kadınlar elbette taraftarı olur! Zaten kedi, kadındır.

2. Ah kadınlar! Anlaşılmaz bir muamma… Bazen vahşet ve şiddeti zayıf okşayışlara, küçük iyiliklere tercih ederler.

3. Ah, ne alçak gönüllerimiz var! Nefrete neden olması gereken olayların sevgiyi öldürememesi ne acıdır.

Mart Ayında Okuduklarım (2022)

Yelda Cumalıoğlu, Aşk olsun, Destek Yayınları, 280 Sayfa, 1. Baskı, 2013.

Yelda Cumalıoğlu-Aşkolsun

On sayfa okudum ve bana yetti. Diğer sayfaları hızlıca, göz atarak okudum. Sevene saygı duyarım ama bana sorarsanız uzak durun.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Yaşlanmak doğanın kanunu, paslanmak ise insanın ayıbı.

Mart Ayında Okuduklarım (2022)
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, Hayatı Uzatmanın Sırları, Hayy Kitap, 301 Sayfa, 3. Baskı, 2013.

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu-Hayatı Uzatmanın Sırları

Hayal kırıklığı. Hayy Kitap’ın sağlık konulu kitapları meşhurdur. Bu, içlerinde en zayıf ve yetersiz olanı olmuş. Bunu okuyacağınıza Karatay Diyeti, 30 Günde 10 Yıl ya da Taş Devri Diyeti kitaplarını öneririm. Onlardan daha çok şey öğrenebilirsiniz.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. “20’li yaşlarımızda aşktan söz ederiz

30’larımızda çocuklarımızdan

40’larda sağlıktan

50’lerde hastalıktan

Oysa 20’lerden itibaren sağlıktan söz etmemiz gerek;

60’larda hâlâ aşktan dem vurabilmek için.” Can Dündar

2. İlişkilerinizi gözden geçirin ve yaşamınızdaki dağınıklığı azaltmanın bir yolunu bulun. Sosyal bağlarınızı güçlendirin, çoğalın, kalabalıklaşın. Mc. Arthur Başarılı Yaşlanma Çalışması, sosyal bağları güçlü olanların daha yalnız yaşam sürenlerden %20 daha uzun yaşadıklarını gösterdi.

3. Sizi sıkan, üzen, size yük olan, sizi paçalarınızdan aşağı doğru çeken, canınızı sıkan ilişkileri sürdürmeye çalışmayın.

4. “Ne zaman yaşlıyız?” sorusunun farklı pek çok cevabı var ama benim en çok hoşlandığım “Yapacak bir şeyiniz kalmadığı zaman!” cümlesiyle başlayanıdır. “Sağlıklı ve formda kalmak isteyen meşgul insanların yaşlanmak gibi kötü bir alışkanlığı edinecek zamanları pek yoktur.” diyen her kimse bence çok haklı.

Mart Ayında Okuduklarım (2022)

Garson O’toole, O Laf Hemingway’in Değil, Karakarga Yayınları, Çevirmen: Burcu Üyken, 371 Sayfa, 1. Baskı, 2018.

Garson O’toole-O Laf Hemingway’in Değil

Bu kitabı Sevgili Handan’ın bloğunda görmüştüm. Fuarda beş liraya bulunca hemen aldım. Yazar, internet sitesinde ünlü özdeyişlerin kökenlerinin izini sürüyormuş, onları bu kitapta toplamış. Hani şu uzun zamandır defalarca duyduğumuz ama aslında ilk olarak kimin söylediğini bilmediğimiz sözler. Aşağıda incelenen bazı sözleri yazdım. Çoğu size tanıdık gelecektir:

*Aptallar bile krizle baş edebilir, insanı asıl tüketen günlük yaşantının kendisidir.

*Arkamızda kalan ve önümüzde duran meseleler, içimizde bulunanlara göre küçük meselelerdir.

*Bir adama bir balık verirsen onu bir gün, balık tutmayı öğretirsen bir ömür boyu doyurursun.

*Birilerini seviyorsan serbest bırak. Geri dönerlerse senindir.

* Büyük güç, büyük sorumluluk gerektirir.

*Çok hızlıyımdır, yatak odamda ışığın düğmesine basarım, daha oda kararmadan yatağa girerim.

*Dans edenler, müziği duyamayanlarca deli gibi görünürler.

*Değişimin sırrı, enerjini eskiyle kavga etmeye değil, yeniyi inşa etmeye harcamaktır.

*Deha; %1 ilham, %99 terdir.

*Dünyayı atalarımızdan miras almadık, çocuklarımızdan ödünç aldık.

*Edepli kadınlar nadiren tarih yazar.

*Eğer bir adamın nasıl bir adam olduğunu bilmek istiyorsan altlarına nasıl davrandığına bak.

*Eğer sahip olduğun tek alet çekiçse her sorun sana çivi gibi görünür.

*Eğlenerek harcadığın zaman, harcanmış değildir.

*Hayat; sen başka planlar yaparken başına gelenlerdir.

*Hayat, varılacak bir nokta değil yolculuğun kendisidir.

*Her büyük servetin arkasında bir suç vardır.

*İnsanların senin hakkındaki düşüncelerini, seni ne kadar az düşündüklerini anlayınca daha az umursayacaksın.

*İyi sanatçılar kopyalar, büyük sanatçılar çalar.

*Kimse sizi, sizin izniniz olmadan değersiz hissettiremez.

*Korkunç bir şekilde görüldü ki teknolojimiz, insanlığımızı geçti.

*Mesele; bana kimin müsaade edeceği değil, beni kimin durduracağıdır.

*Muhteşem icat ama bunu kim kullanmak ister ki?

*Nazik ol; tanıştığın herkes zor bir mücadelenin içinde.

*Para; aşkı satın alamaz ama pazarlık gücünü artırır.

*Satılık bebek ayakkabıları: Hiç giyilmedi.

*Sessiz kalıp aptal sayılmak, konuşup tüm şüpheleri yok etmekten iyidir.

*Sevdiğin bir iş seç, böylece hayatın boyunca bir gün bile çalışmak zorunda kalmazsın.

*Şeytanın zaferi için gereken tek şey, iyi insanların hiçbir şey yapmamasıdır.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. “Başarının %80’i piyasa yapmaktan geçer.” Woody Allen

Mart Ayında Okuduklarım (2022)

Robert Schnakenberg, Büyük Yazarların Gizli Hayatları, Domingo Yayınları, Çevirmen: Duygu Akın, İllüstrasyonlar: Mario, Zucca, 304 Sayfa, 5. Baskı, 2021.

Robert Schnakenberg-Büyük Yazarların Gizli Hayatları

Bu kitabın ayrıntılı yorumunu burada yazmıştım. Tıklayarak okuyabilirsiniz.

Bu kitaplar arasında okuduklarınız var mı? Okumak istedikleriniz? Merak ettikleriniz? Yorumlarınızı bekliyorum. Yeni yazılarda görüşmek üzere.

20 Nisan 2022 Çarşamba

9 Mart 2022 Çarşamba

Çukurova Kitap Fuarı Ganimetlerim (2022)

Pandemi nedeniyle geçen sene yapılamayan Çukurova Kitap Fuarı, bu sene her zamanki tarihine göre birkaç hafta gecikmeyle açıldı. Eski hâlinden, havasından eser olmasa da kitaplarla iç içe olmak güzeldi.

Neden eskisi gibi olmadığını da söyleyeyim. Öncelikle birçok büyük yayınevi gelmemişti. Her sene katılan Doğan Kitap, Metis, Yitik Ülke gibi yayınevleri bu sene yoktu. Birkaç yayınevi daha yoktu ama isimlerini hatırlayamadım. Ayrıca kitap fiyatları çok çok pahalıydı. Fuar zaten internete göre her zaman daha pahalı olur, son yıllarda kitap fiyatlarındaki artışla hiç alınmayacak duruma gelmişler. İnternette en az %50 gibi bir indirim yapılırsa belki alınabilir. Bunun dışında eskisi gibi onlarca kitabı alıp çıkmak hayal. Kızıma çocuk kitabı alacaktım, 20-30 sayfalık kitaplara 40-50 lira istiyorlar. Korkunç! Okuma oranımız zaten çok düşük, bu paraları kim verip kim kitap alacak da okuyacak. 

Çukurova Kitap Fuarı Ganimetlerim (2022)

7 Ağustos 2015 Cuma

TEMMUZ AYINDA OKUDUKLARIM (2015)

     Birçok insanın aksine ben yazın kitap okuyamıyorum. Boş vaktim bol ve canım sıkılıyor ama hava o kadar sıcak ki içimden hiçbir şey yapmak gelmiyor. Utanarak söylüyorum geçen sene temmuz ve ağustos aylarında yani iki ayda sadece iki kitap okumuştum L Bu seneki performansım geçen seneye göre bilmem kaç artmış olsa da umarım ağustos ayı okuma bakımından daha verimli geçer çünkü temmuz ayında toplam dört kitap okudum( Her hafta bir kitap bitirmişim diye avutuyorum kendimi).

     Maalesef temmuz ayında okuduğum kitaplar sayı ve kalite bakımından haziran ayında okuduklarımın yanına yaklaşamadı( Haziran ayında okuduğum kitaplar için tıklayınız). Bakalım bu ay neler okumuşum:

1.Can Dündar – Yıldızlar: Bu kitabı Can Yayınlarının 5 liralık kitap kampanyasından aldım. Can Dündar’ı okumayı seviyorum. Ünlü insanların hayatlarını okumayı da seviyorum. Bu yüzden Can Dündar’ın ünlülerle yaptığı röportajlardan oluşan bu kitabı da sevdim. Tabii çok bir şey beklememek gerekiyor. Biraz nostalji (Kitabın ilk baskısı 2004 yılı) biraz da kitaplığımda dursun, ileride açar bakarım, hatıra olur niyetiyle aldım, okudum. Beklentimi karşıladı. Birkaç saatte bitirebileceğiniz, kolay okunan bir kitap.

2.David Gilmour - Film Kulübü: İsmi ve arka kapak yazısı nedeniyle bu kitapla ilgili beklentilerim çok yüksekti ama sonuç koca bir hayal kırıklığı. Ben sayfalarca baba ve oğlun film sohbetlerini okuyacağımı sanarken ergen bir gencin bunalımlarını okudum. Hayır, kitap bir gencin kişiliğini bulma sürecini, olgunlaşma hikâyesini hakkıyla anlatsa gene okunur ama kitabın o kısmı da sıkıntılı. Bir de kitabın sonunda büyük bir olay, bir duygusal sahne beklerken kitap öylece bitiyor. Acaba beklentilerim yüksekti, bu yüzden mi kitabı beğenemedim diyorum ama internette kitapla ilgili yorumların çoğu olumsuz.

     Kitapla ilgili yorumlarımın bu kadar olumsuz olmasının nedenlerinden biri de kitabın sayfalarının eksik olması. Kitap 26. sayfadan 45. sayfaya atlıyor, aradaki bölümler yok. Tam karakterleri tanıyacağım, hikâyenin içine gireceğim 20 sayfalık bir boşlukla karşılaştım ve çok sinirlendim. Bu konuyla ilgili Domingo Yayınevine bir mail atacaktım ama unuttum gitti. Bu yazıyı bitirince mail göndereceğim. Bakalım müşteri memnuniyeti konusunda nasıllar?

ayça şen kalın kitap

3.Ayça Şen – Kalın Kitap: Real’de indirim reyonunda gördüm Kalın Kitap’ı ve 8 liraya aldım (Bunu özellikle yazıyorum ki bu kitabı almayı düşünen varsa internetten pahalıya almasın). Ayça Şen ismini duyduğum bir radyocu ama hiç dinlememiştim. İndirimde olunca bir şans verip denemek istedim ama maalesef çok beğenmedim.

     Kitap Ayça Şen’in Radikal gazetesinde yazdığı köşe yazılarından oluşuyor. Aralarında bazı güzel yazılar olsa da kitabın geneli vasattı. Kitabı okurken “Bu yazıyı ben de yazabilirdim. Hatta birçok kişi bu kadar yazabilir.” diye düşündüm ama işte biz yazsak yayımlayacak yayınevi bulamayız, ünlü biri yazınca kitap üçüncü baskısını yapar :-)

dicle keskinoğlu beşikte durduğu gibi durmuyor.

4.Dicle Keskinoğlu – Beşikte Durduğu Gibi Durmuyor: Bu kitabı da A-101’den 4 liraya aldım (Uzun bir süre kitap almamaya karar verdiğim için eğer indirimde kitap yakalarsam alıyorum yoksa almıyorum). İki çocuk annesi yazar kendi annelik tecrübelerini anlatmış kitapta. Dergilerde ve gazetelerde yazdığı yazıları toplamış. Bebek bakımıyla ilgili bilgiler değil de yazarın tecrübeleri anlatılıyor kitapta. Bir şey öğrenmek için değil anneliğin nasıl bir hâl olduğunu anlamak için okunabilir.

     Son iki kitabı okuduktan sonra bir denemelerimi topladığım bir de, anne olduktan sonra, annelik hâllerimi anlatacağım iki kitap yazmaya karar verdim. O kadar da zor görünmüyor :-)

     Dediğim gibi temmuz ayında zaten az kitap okudum, bir de maalesef bu kitaplar pek nitelikli değildi. Umarım ağustos ayında daha çok ve daha iyi kitaplar okuyabilirim. Şimdilik hoşça kalın. Görüşmek üzere. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...