the martian etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
the martian etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2016 Cuma

2015 YILINDA SİNEMADA İZLEDİĞİM FİLMLER

sinemada film izlemek

Mart ayına geldik ama ben 2015 yılını değerlendirdiğim yazılarımı bitiremedim. Bu yazının dışında bir yazım daha olacak, sonra 2015 yılını kapatacağım. Seneye bu kadar uzatmam artık.

Geçen sene Mardin’in Midyat ilçesinde çalışıyor ve yaşıyordum. Midyat’ta sinema olmadığı için Mardin, Batman ya da Diyarbakır’a gitmem gerekiyordu film izlemek için. Normalde bu da benim için sorun değildi ama geçen sene mayıs ayına kadar haftanın her günü çalıştığım için 2015’in ilk yarısı sinema açısından verimli geçmedi. Temmuzdan itibaren Adana’da yaşıyorum. Yılın geri kalanında sinemada sadece iki film izlediğime bakılırsa sinemaya gitme alışkanlığımı hemen yakalayamamışım. Bu sene yılın ilk 70 gününde geçen sene izlediğim film kadar film izlediğim düşünülürse geçen sene sinema açısından benim için vasat bir yıl olmuş. Neyse bu yıl telafi edeceğim zaten.

Geçen sene sinemada izlediğim filmlere gelirsek:

8 Kasım 2015 Pazar

PAZAR 6’LISI: FAVORİ KİTAP UYARLAMALARI



kitap etkinlikleri

     Herkese merhaba. Bugün yeni bir etkinliğe başlıyorum. Sevgili Periodiclibray blogunda gördüğüm bir etkinlik bu. Her hafta pazar günü belli bir konuda 6 kitap seçip blogumuzda yazıyoruz. Bugünün konusu favori kitap uyarlamalarımız. Eğer siz de bu etkinliğe katılmak isterseniz kasım ayında yazacağımız diğer konulara buradan ulaşabilirsiniz.

     Bir kitap okuduğumuzda onu kendi hayal  dünyamızda canlandırırız. Bu yüzden kitap okurları okuduğu kitabı beyaz perdede izlemekten çok heyecanlansalar da genellikle filmi izledikten sonra şu cümleyi kullanırlar: “Kitabı daha güzeldi.” Ben de çoğunlukla bu grubun içine giriyorum. 

     Aşağıda paylaşacağım 6 filmden sadece ikisinin kitabını okudum. Diğer 4 filmin kitabını okumadım çünkü okuduğum kitaplardan çok sevdiğim film bulamadım. Ben de kitaplarını okumasam da filmlerini sevdiğim için onları da listeye ekledim. Umarım kuralları ihlal etmemişimdir.

fight club

1.Dövüş Kulübü: Daha önce de yazmıştım, Dövüş Kulübü benim en sevdiğim film. Ben önce filmini izledim, sonra kitabını okudum. Belki bu yüzden belki de film kitaba birebir sadık kaldığından kitabını da aynı oranda sevdim. Blogumdaki Dövüş Kulübü kitabının yazısını buradan okuyabilirsiniz.

aşk ve gurur

2.Aşk ve Gurur: Üniversitedeyken okumuştum Aşk ve Gurur’u ve her kadın gibi Mr. Darcy’e aşık olmuştum. Filmdeki  Darcy’i önce beğenmesem de filmi izledikçe hoşuma gitmeye başladı ve film de en sevdiğim romantik filmlerden biri oldu.

the martian

3.Marslı: Geçen günlerde sinemada izlediğim Marslı filmini överek anlatmıştım. O yazıma buradan ulaşabilirsiniz. Kitabı nasıldır bilmem ama filmini izlemenizi tekrar öneriyorum.

koku

4.Koku: Bu filmi de severek izlemiş ve hem Ben Whishaw’ın oyunculuğuna hem de filmin görüntülerine bayılmıştım. Bu filmi benim gözümde değerli kılan unsurlardan biri de konusu koku olan bir kitabın uyarlaması olması. Hatta film çekilmeden yıllar önce “Bu kitap filme çekilemez.” denmesi. Valla çekilmiş hem de çok güzel çekilmiş. Tavsiye ederim. 


sin city

5.Sin City: Sin City bir çizgi roman uyarlaması. Çizgi roman uyarlamalarına yeni bir soluk getirdi. Sıkılmadan defalarca izleyebileceğim bir film. Özellikle karakterlerin içlerinden konuşmasına bayıldığımı söylemeliyim.

a beautiful mind

6.Akıl Oyunları: Çok etkilendiğim filmlerden biri.  Russell Crowe ve Jennifer Connelly’nin oyunculuğu çok iyi. Filmin gerçek bir hayat hikayesini anlattığını öğrenince filmden daha çok etkileniyorsunuz. Mutlaka izlemelisiniz. 

     Benim seçtiğim kitap uyarlamaları bunlardı. Sizin tavsiye edebileceğiniz kitap ve film tavsiyesi varsa lütfen yazın. Sizlerin tavsiyelerinizi yazıyorum. Okumak veya film izlemek istediğimde  tercih yaparken büyük kolaylık oluyor. Şimdilik hoşça kalın, görüşmek üzere.

24 Ekim 2015 Cumartesi

THE MARTIAN


     
marslı filmi

     Adana’ya tayinimiz çıktığında en çok sevindiğim şeylerden biri artık istediğim anda sinemaya ve tiyatroya gidebilmek oldu ama geçen gün fark ettim ki ocaktan bu yana yani dokuz aydır sinemaya gitmemişiz :( Marslı filmi gösterime girince hem sinema hasretimiz son bulsun hem de Yer Çekimi (Gravity) ve Yıldızlararası (İnterstellar) filmlerini sinemada izleyemedik, bari bu filmi izleyelim diye eşimle beraber sinemanın yolunu tuttuk.
 
     Marslı filmi 2011 yılında Andy Weir’in yazdığı kitaptan sinemaya uyarlanmış. Filmin yönetmenliğini  Ridley Scott yaparken filmin başrolünde   Matt Damon var. Yan rollerde ise birçok tanıdık isim bulunuyor.  Jessica ChastainMichael PeñaKristen WiigJeff DanielsKate Mara, Sebastian Stan ve Sean Bean var. 

marslı filmi

     Filmin konusunu kısaca anlatmak gerekirse, Mars gezegenine astronotların gönderildiği bir görevde, Mark Watney (Matt Damon) isimli astronot şiddetli bir fırtına sonrası öldü sanılarak ekibi tarafından terk edilir fakat Watney hayattadır ve kendisini Mars’ta yapayalnız bulur. Elindeki sınırlı olanaklarla, zekâsını ve dayanıklılığını kullanarak dünyaya yaşadığına dair bir sinyal göndermeye çalışır. Milyonlarca mil uzakta NASA ve uluslararası bilim insanları durmaksızın bu ‘Marslı’nın eve dönmesi için uğraşırken, ekip arkadaşları da tehlikeli bir kararın eşiğine gelecektir...

     En sonda söylemem gerekeni en başta söyleyeceğim. Ben bu filmi son zamanlardaki iki uzay filminden (Yer Çekimi ve Yıldızlararası) de daha çok sevdim. Bunun sebeplerine gelirsek öncelikle 140 dakikalık filmin en az 110 dakikasında görünen Matt Damon’ın çok başarılı bir oyunculuk sergilemesi var. Yıldızlararası filmini izleyeniniz varsa Matt Damon orada da bir astronotu hatta başka bir gezegende tek başına kalan bir astronotu canlandırmıştı. Sanırım bu rol onu Mark karakterine hazırlamış. Rolünü inandırıcı şekilde oynamıştı. Hiçbir zaman Matt Damon hayranı olmadım ama bu filmde cidden iyiydi.

     Bu filmi bu kadar sevmemin nedenlerinden biri de diğer bilimkurgu filmlerinde eksik olan mizah anlayışına sahip olması. Evet, bazen umutsuzluğa kapılıp kendinizi kötü hissediyorsunuz ama birçok yerde de kahkaha atabiliyorsunuz. Filmin espri anlayışını sevdim. 

marslı filmi

     Maalesef bilimden, fenden neredeyse hiç anlamam ama filmi izlerken oradaki zeki insanları, bilim adamlarını ve kadınlarını gördükçe keşke ben de bilimle uğraşsaydım dedim. Filmden sonra kendimi aptal ve boş hissettiğimi itiraf ediyorum.

     Bir de filmin hayatıma çok olumlu bir katkısı oldu. Filmi izleyeli beş gün oldu ama bu etkisi hâlâ geçerli. Umarım her zaman da geçerli olur. Filmde uzayı, Mars’ı ve evrenin büyüklüğünü görünce bir insan olarak ne kadar küçük ve ne kadar önemsiz olduğumu hatırladım. Aynı şekilde günlük hayatımızdaki üzüldüğümüz, sinirlendiğimiz şeyler de gözüme çok aptalca göründü. Dünyada bir grup insan başka gezegenler keşfetmek, insanlara faydalı olmak için kafasını yorarken ben de artık en azından “Kim ne demiş? O benim hakkımda nasıl konuşmuş? Şu bana küsmüş.” vb.  şeyleri dert etmemeye karar verdim. Şurda en iyi ihtimalle 70 yıl daha yaşayacağım ki bunun 20 senesi istediklerimi rahatça yapabileceğim yıllar olacak. Ondan sonra yaşlanacağım ve sağlık sorunlarım başlayacak. Tabii bu hayatımla ilgili en iyi tahmin. Çok daha önce ölebilir ya da sağlığımı kaybedebilirim. 100 yıl sonra beni kimse hatırlamayacak. O zaman yaşadığım anın keyfini çıkarmalıyım ve çıkaracağım da. Dediğim gibi beş gündür bu ruh halinde dolaşıyorum ve emin olun daha rahat ve mutluyum. Size de tavsiye ederim.

marslı filmi

     Her zamanki gibi çok uzattım.  Marslı filmini sinemada izlemenizi öneriyorum. Çok güzel bir film olduğu için televizyondan ya da bilgisayardan izleseniz de seversiniz ama bu filmin hakkı sinemada verilir. Filmi izledikten sonra bana yazın da filmi konuşalım. Yazı çok uzun olmasın diye burada kesiyorum ama izleyenlerle filmi uzun uzun konuşurum :) Şimdilik hoşça kalın, görüşmek üzere. 

     Not: Filmde astronotlardan birini canlandıran Sebastian Stan’ı Richard Madden’e benzettim. Hatta filmin fotoğraflarını  görünce “Aaa Robb Stark da oynuyormuş.” dedim ama o değilmiş. Olsun, Sebastian Stan’ı izlemek de ayrı bir zevkti :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...