29 Mayıs 2016 Pazar

NİSAN AYINDA OKUDUKLARIM (2016)

sule zundere blog kitap altını çizdiklerim
Geçtiğimiz nisan ayında toplam yedi kitap okumuşum. Bu sene henüz yedi kitabı geçemedim. Mayısta şeytanın bacağını kırıp on kitap okurum umarım. Okuma sırama göre hangi kitapları okuduğumu, yorumlarımı ve kitaplardan altını çizdiğim cümleleri yazmaya başlıyorum:
e.l. james grey

E.L. JAMES – GREY
Grinin Elli Tonu’nu birkaç sene önce o çok popüler olduğu dönemde okumuştum. Çok beğenmediğim ama yazın kafa dağıtmak için okunabilecek bir seriydi. Serinin yeni kitabı Grey’i ise okumayı çok istedim çünkü erkek karakterlerin ağzından anlatılan kitapları daha çok seviyorum. Üstelik Grey değişik bir karakterdi, onun bakış açısını merak ediyordum ama kitap benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Serinin ilk kitabının aynısı bu sefer Grey’in bakış açısıyla anlatılmıştı ama ortada bir farklılık ya da yeni öğrendiğimiz bir şey yoktu. Bunlara bir de kitabın 600 sayfa olması eklenince kitabı bitirmem iki ayı buldu. Sırf bitirmek için okudum diyebilirim.  Eğer bu seriyi okumadıysanız bence hiç bulaşmayın. Yeni kitapları çıksa da benim bu seriyle işim bitmiştir.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1.Mükemmel değilsen mükemmel bir ailenin içinde büyümek kolay değildir.

yılmaz özdil isim şehir artist

YILMAZ ÖZDİL – İSİM ŞEHİR ARTİST
Yılmaz Özdil’in köşe yazılarını topladığı kitaplarını severek okuyorum. Daha önce üç kitabını okudum ve çok sevdim ama nedense İsim Şehir Artist kitabını çok sevemedim, yer yer sıkılarak okudum. Ya yazarın bu kitabındaki yazıları çok iyi değildi ya da ben kitabı yanlış bir zamanda okudum. Yine de yolda, okulda, kısa aralıklarla yapılan okumalar için uygun bir kitap. Köşe yazılarından oluştuğu için nerede kaldım, kitabı yarım bıraktım duygusu oluşturmuyor.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1.İstediği kadar tazyikli su sıksın. Korkma, sönmez.
2.Korku bulaşıcıdır, cesaret de öyle.
3.İçki içen insan ne yaptığını hatırlamaz. Rakı içen unutulanları hatırlar.
4.Doğuştan engellilere bir faydası olmadığı gibi sağlam insanlarını engelli yapma konusunda da olimpiyat şampiyonudur Türkiye.
5.”Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar. İbret alınsaydı tekerrür mü ederdi?” Mehmet Akif Ersoy
6.Gençlik insanın başına hayatta bir kere gelir. En vahim gençlik hatası gençliğini yaşamamaktır.
nazan bekiroğlu mücella

NAZAN BEKİROĞLU – MÜCELLA
Nazan Hoca’nın elimde okumadığım beş kitabı var ama ben tercihimi son kitabından yana kullandım çünkü yazar bu kitabında dilinde sadeleşmeye gittiğini, herkes tarafından anlaşılmak istediğini söylemiş. Ben de bu yüzden önce Mücella’yı okumak istedim. İyi ki öyle yapmışım.

Mücella 1920-1970 yılları arasında yaşayan hiç evlenmemiş, annesinin gölgesinden  çıkamamış bir kadın. Kitapta doğumundan ölümüne kadar Mücella’nın hayat hikâyesini okuyoruz. Bu arada onun çevresindeki insanları tanıyor ve Türkiye’nin yıllar içindeki değişimine de tanık oluyoruz. Ben nostalji seven bir genç olarak (Evet 28 yaşında biri olarak kendime genç diyorum J) kitabı zevkle okudum ama bence bu kitabı orta yaşlı ve yaşlı olanlar, yani kitapta anlatılan dönemleri yaşamış olanlar çok daha severek okuyacaklardır.

Kitabı tek kelimeyle anlatmam istenseydi hüzünlü kelimesini seçerdim. Kitabın başından sonuna kadar sayfalara bir hüzün sinmiş. Mücella’nın hayatı yeterince hüzünlüyken ben Yusuf Ziya ve Suna’nın hikâyesinden de çok etkilendim. Hatta kitap okurken kolay kolay ağlamayan ben Yusuf Ziya’nın Suna’ya yazdığı mektupta gözyaşlarımı tutamadım. Altını çizdiklerim bölümünden 4.5. ve 6. alıntılar o mektuba ait ama bence siz alıntıları okumakla yetinmeyin ve Mücella’yı okuyun. Seveceğinize eminim.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1.Tanımaktır anlamanın ilk şartı. Sevmek anlamaktan sonra gelir.
2.Evlilikte başlangıçta bulunana değil sonraya kalana bakmak gerekirdi.
3.Sevda dediğin ne ki? Tarifsiz bir tanışıklık duygusu. Sebepsiz bir gülümseme arzusu.
4.Sandım ki çoktum bir oldum. Eğriydim doğruldum. Yitiktim bulundum. Yitik malımı bulur gibi buldum seni. Bir daha kaybolmam sandım. Anlamsızdım, anlam kazandım. Bir kadının aşkında er kılındım.  Ve senden önce yaşadıklarımın sonuncusu olan bu yaşantıyla kalbimin zayıflığını aşarak kendime geldim.
5.Benim acım dindiyse dinmeyecek acı yoktur.
6.Suç varsa karşılığında ya adalet ya merhamet olmalı. Sen adaletle hükmet Suna. Suçla beni. Kına. Yargıla. Ayıpla. Ko, azapta kalayım ama anlama. Anlamanın sonu merhamet, onun da sonu affetmektir çünkü. Affetme beni.
7.Sadece yüzünde geçmemişti yıllar Mücella’nın, kendisini hitaplarda da göstermişti. Yıllar önce herkes için “kızım”ken sonra “kardeşim”e dönüşmüş, ondan “abla”ya geçilmiş, şimdiyse “teyze” olmuştu işte yedi kat yabancılara. Mücella’nın hitapları da ters yönde ilerlemiş, herkes önce “amca, teyze” sonra “abi, abla” sonra “kardeşim” şimdi de “kızım, oğlum” olmuştu onun için. Çevresinde “dede, nine”dediği kimse kalmamıştı neredeyse.
8.İyi de affa değer olanı zaten herkes affeder. Asıl af, affa layık olmayanı da affetmek değil mi?

WİLSON – MATZ - KAFALARINA BİR KURŞUN
Bu kitabı okul kütüphanesinden ödünç alıp okudum. Polisiye çizgi roman türündeki kitap bir günde bitti. Bu, okuduğum ikinci çizgi romandı ve çizgi roman türünün bana hitap etmediğini anlamamı sağladı J Türün meraklıları bir şans verebilir.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1.- Vejeteryan burgerlerini anlamıyorum. Hem daha pahalılar hem de içlerinde etle patates yok.
-Sağlığına daha yararlı olduklarına inan diye daha pahalılar.

CAN DÜNDAR – UZAKLAR
Bu kitabı Kitap Ağacı Adana grubunda yaptığımız takasta aldım. Can Dündar sevdiğim ve bütün kitaplarını okumak istediğim bir yazar. Bu kitabında yazarın gezip gördüğü yerlerle ilgili yazdığı gezi yazıları var. Ben gezi kitaplarını pek sevmem ama yazarın üslubundan dolayı Uzaklar kitabını sevdim. Bir de çok uzun bir kitap olmadığı için okurken hiç sıkılmadım, kısa sürede bitirdim.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. New York’ta herkes yabancı olduğu için kimse yabancılık çekmiyor. Herkes farklı olduğundan, kimse kimsenin farklılığını fark etmiyor. Ve kimsenin yalnızlığı diğerininkini azaltmaya yetmiyor. Şairin de dediği gibi “Ben nereye gitsem, yalnızlığın başkenti orası.” (Şair Cemal Süreya imiş).
2. 2000 yıl önceki Çin’i görmek istiyorsanız Şian’a gidin. 200 yıl önceki Çin’i görmek istiyorsanız Pekin’e gidin. Bugünkü Çin’i görmek istiyorsanız Sanghay’a gidin.

diana gabaldon yabancı

DIANA GABALDON – YABANCI
Bu yazarı ve kitabını duymamıştım. Outlander dizisini keşfedince dizinin kitap uyarlaması olduğunu öğrendim. Yazar 7 kitaplık bir seri yazmış, Yabancı serinin ilk kitabıymış. Dizinin ilk sezonu da ilk kitabı anlatıyormuş. Ben önce diziyi izledim ve diziye, ama daha çok başroldeki Jamie’e, bayıldım. Bu yüzden dizi sezon arasındayken Kindle’ımdan Yabancı’yı okudum. 2. Dünya Savaşı yıllarında hemşirelik yapan Claire’in bir mucize sonucu 1800’lü yıllara zaman yolculuğu yapmasını ve İskoçların arasında  hayatta kalmaya çalışmasını anlatıyor. 800 küsur sayfalık kitabı sıkılmadan zevkle okudum. Serinin diğer kitapları da en az 900 sayfa. Hatta Epsilon Yayınevi ilk 3 kitap hariç diğer kitapları ikiye bölerek yayımlamış. Bu yüzden şimdilik devam kitaplarını okuyamayacağım çünkü şu an okumak istediğim çok kitap var ama elimdeki kitapları bitirince tekrar bu dünyaya dönmek istiyorum.

Eğer yedi kitaplık seriyi okumak size zor gelecekse en azından dizisini mutlaka izleyin derim. Jamie Fraser karakterini canlandıran Sam Heughan’la tanışmak için bile izlemelisiniz o diziyi. Uzun zamandır bir dizi karakterinden bu kadar kısa sürede bu kadar çok etkilenmemiştim. En son sekiz sene önce Prison Break’te Michael karakterini canlandıran Wentworth Miller’a böyle hayran olmuştum. Bu arada Prison Break dizisi geri dönüyor ama konu zaten çok dağıldığı için burada kesiyorum. Bir ara bu konuyla ilgili bir yazı yazabilirim.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Babam elime vurursa hiçbir iş yapamayacağımızı söylerdi, oysa popoya vurulduğunda oturamadığımız için sürekli olarak çalışırmışız.
2. Bana hayattayken cehennemi yaşatan bu adam cennete gitmemi engelleyemeyecek.
3. Bazen en pişmanlık duyacağımız hareketler en iyi sonuçları doğururlar.
john verdon aklından bir sayı tut

JOHN VERDON - AKLINDAN BİR SAYI TUT
Aklından Bir Sayı Tut çok sık gördüğüm bir kitaptı. Ben de sonunda kitabı okudum. Sonunda diyorum çünkü kitaba kasım ayında başlamıştım J Aslında bu kadar uzun sürede okunacak bir kitap değil, birkaç günde bitirebileceğiniz akıcı bir polisiye ama bu kitapta beni rahatsız eden bir şeyler vardı. Kitaba kötü diyemiyorum çünkü ilgi çekici bir konusu var ve olayların gidişatı etkileyici ama kitaba iyi de diyemiyorum çünkü yazarın üslubunu beğenemedim. Sanırım beni rahatsız eden şey kitabın üçüncü tekil şahıs bakış açısıyla anlatılmasıydı. Ben Ahmet Ümit okumaya alıştığım için ve onun kitaplarında olayları Başkomiser Nevzat anlattığı için bu kitapta da olayları Baş Dedektif Gurney’in ağzından okumak isterdim. O zaman kitabı daha çok sevebilirdim ama bu durumda serinin diğer kitaplarını okumayı düşünmüyorum.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1.En büyük çatışma kendimizi görme şeklimiz ve başkalarını görme şeklimiz arasındadır. Örneğin, biz tartışıyor olsak ve sen bana bağırsan, bunun sebebinin senin öfkeni kontrol edememen olduğunu düşünürüm fakat ben sana bağırsam, bunun sebebinin kendi öfke kontrolsüzlüğüm değil, senin kışkırtman olarak görürüm.
2.Bir bedende yaşayan iki insanın verdiğinden daha büyük acı olamaz.
3.Olmuş gibi görünen şey olmuş olamaz. Bu yüzden olmuş gibi görünen şey olmadı.
4.Köpek insanlarının kahveyi tercih ettiğini hiç fark ettin mi? Sence de çay kedi insanları için değil mi? (bu tespite kendi açımdan katılıyorum. Ben köpek ve kahve insanıyım J)
5.İmkânsız olanı elerseniz, elimizde kalan ne kadar mümkün görünmese de doğrudur.
6.Nadiren yaptığı dürtüsel hamlelerden hemen sonra olduğu gibi heyecan yerini içini kemiren bir pişmanlığa bırakıyordu.
7.Çoğu seri katilin zekâ seviyesi ortalamanın üzerindedir.
8.Yapılan psikolojik testler ne kadar kaliteli olursa olsun diye düşündü Gurney, verilen eğitimin gerektirdiği özellikler ne kadar iyi olursa olsun, polis olmaması gereken polisler vardı. Örneğin bu olayda polisin açıkça işlediği vahşice bir suç yoktu ama içinde sert ve nefret dolu bir şey vardı; Gurney bunu hissetmiş, yüzündeki çizgilerde görmüştü – ve bu kişi bir süre sonra aynada kendi yansımasıyla çarpışacaktı. Bu zaman içerisinde birçok insan alıkonacak ya da sonu kötü bitecek işlerle korkutulacaktı. Bu adam, insanların polisleri sevmemesine sebep olan polislerden birisiydi.
9.Doğuştan gelen bir içine kapalı olma eğilimi vardı ve sonuç olarak kendisine kalırsa eylem üzerinde düşünmeye, eylemin kendisinden daha çok zaman harcıyordu. Kafasında harcadığı zaman, dünyada harcadığı zamandan fazlaydı.


Sizin bu kitaplardan okuduklarınız var mı? Eğer varsa yorumlarınızı duymak isterim. Mayıs ayında okuduğum kitaplarda görüşmek üzere. Hoşça kalın. 

20 yorum:

  1. John Verdon kitaplarını merak ediyorum hala okumak nasipolmadı :D

    Güzel bir ay geçirmişssin abla. Yeni ay daha da güzel olur inşallah :D

    Bu arada Neden Mayıs ayının sonunda Nisan ayında okuduklarını yayınladın onu çözemedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cahil Okur, tembelliğimden dolayı olabilir mi? :-) ancak yazmaya vakit ayırabildim. Teşekkür ederim :-)

      Sil
  2. aklından bir sayı tut'u ben de beğenmemiştim:/ başka verdon kitabına da elim gitmedi o sebepten.
    Mücella için çok uygun olmuş gerçekten hüzünlü kelimesi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kitap sevinci, bazı kitapları okuyunca yazarın bütün kitaplarını okumalıyım diyorum. Bazılarını okuyunca da içimden başka bir kitabını okumak gelmiyor. John Verdon benim için ikinci kategoride.

      Sil
  3. İyi okumalar, kaliteli olsun da varsın yavaş gitsin herseyde olduğu gibi okuma düzenimizde de hayatımızın gidisatına göre iniş çıkışlar olur. Maasallah yine de bence iyi okumuşsunuz. Ben de uzun süre ara verdim bloğa da okumaya da. Geri dondum bloğa bakıyorum hep kitap yayınları. Nasıl iyi geliyor bana. Sizi okudukça motive oluyorum ins yeni bir kitaba başlamam yakındır ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bize Her Yer Okul, blog okumak ve yazmak insanı gerçekten okuma konusunda motive ediyor. Kitap okumayı hep severdim ama bloga başlamadan önce bu kadar okumuyordum. Blogcuların okuma hızlarını görünce ben de gaza geliyorum. birbirimizi gaza getirip daha çok okuyalım :-)

      Sil
  4. Grey konusunda sana sonuna kadar katılıyorum.
    Farklı bir açıdan sebepleri öğrenebileceğim bir kitap gibi gelmişti bana ama nerdeeeeee :(
    Tekrarını yaptık resmen...

    Mücella ile ilgili hep soru işaretlerim vardı. Dolaylı uzun uzun anlatımları sevmiyorum çünkü. Dilini sadeleştirdiğini söylüyorsan şans tanımalıyım diye düşündüm...

    Mutlu haftalar♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oytunla Hayat, senin Grey yorumunu hatırlıyorum. Sen de beğenmemiştin. bu konuda aynı düşünüyoruz. Nazan Hoca'nın kitapları çok güzeldir ama bazı kitapları ağır dilinden dolayı kolay okunmaz. Mücella'da dilini sadeleştirmiş, çok da güzel olmuş. Bence okumalısın. Seveceğini düşünüyorum.

      Sil
  5. Grey'in sadece film müziklerini beğendim ben :)))
    John Verdon'u merak ediyorum ama ben de Ahmet Ümit'e alışkın olanlardanım, şu an tereddüt ettim (=
    Şu aralar kitap okuyamayan ben ne zaman normale döneceğim bilmiyorum. Bu ay ben de 7 kitap okudum diyebilmeyi çok isterdim :(
    Keyifli okumalar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kore Fenomeni, film o kadar kötü eleştiriler aldı ki henüz izlemeye cesaret edemedim :-) Çok teşekkür ederim. Okuma hızının artması dileğiyle :-)

      Sil
  6. Yabancı <3 Dizisinden dolayı okumayı çook istiyorum ama çok uzun ve kalın kitaplardan oluşan bir seri, elimde okumadığım onca kitap varken almaya çekiniyorum. :/ Ne güzel yedi kitap okumuşsun, ben bir ayda üç kitap okursam şükrediyorum artık. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyülü Ayraç, Yabancı serisini okumaya başlamak cidden cesaret istiyor. Üşenmedim hesapladım bütün seri 7945 sayfadan oluşuyor :-) elde okunmayı bekleyen kitaplar çok olunca ben de seriye şimdilik ara verdim, birkaç yıl sonra devam etmeyi düşünüyorum.

      Ben ayda en az on kitabı düzenli olarak okumak istiyorum ama o tempoyu daha yakalayamadım. Umarım ikimizin de okuma hızı artar :-)

      Sil
  7. Gray'i bende büyük bir merakla okudum.Bir hikaye ne kadar uzatılırsa özelliğini kaybediyor bunu gördüm.Keşke ilk üç kitapla kalmış olsaydı.
    Yılmaz Özdil'in kitapları benim kütüphanemde ayrı bir yeri var.Esprili,iğneli üslubunu çok beğeniyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. cangz, Grey konusunda sana katılıyorum. Yılmaz Özdil'in elimde iki kitabı daha var. Biraz ara verdikten sonra onları da okuyacağım.

      Sil
  8. Selam sule bende bu ay 8 kitap okudum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gulseren ozkursun, süper. Ne zaman blog açıp o kitapları yazmaya başlıyorsun? :-)

      Sil
  9. Halbuki erkek karakter ağzıyla anlatıp ne kadar büyülü hale getirilebilirmiş seri. En güzel kısmı o olmalıydı. Hayal kırıklığını tahmin edebiliyorum Şule. Ben de az çok fikir sahibi oldum sayende. Fazla hayal kurmamalıyım demek ki bu seriyle ilgili. Merak da ediyordum halbuki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kahve Yanı, o zaman sen de okumalısın. En azından ilk kitabı okuyup sevip sevmediğine karar verirsin. Serinin hayranı da çok. Zaten kötü bir kitap değil kesinlikle. Sadece tam olmuş diyemiyorum.

      Sil
  10. Grey benim de okuyacaklarım arasında, tatilde okumaya daha çok vakit ayırmak istiyorum, sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Esra Takım, istediğim kadar okuyabilmek için ben de tatilin gelmesini bekliyorum. Benden de sevgiler :-)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...