martı yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
martı yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2021 Pazar

Alıntılar #8

Herkese merhaba. Son zamanlarda okuduğum kitapların hoşuma giden alıntılarını bloğuma yazıyorum. Alıntılar belki size kitapla ilgili bir fikir verir. Eğer içlerinde merak ettiğiniz varsa sorabilirsiniz, kısaca ne düşündüğümü söylerim.

Hippokrates-Aforizmalar
Türkiye İş Bankası Yayınları, Çevirmen: Eyüp Çoraklı, 74 Sayfa, 5. Baskı, 2020

Hippokrates-Aforizmalar

28 Haziran 2018 Perşembe

Kısa Kısa Kitap Yorumları (#6)


sule uzundere blog kitap yorumları
YILMAZ ÖZDİL – BERABER YÜRÜTTÜK BİZ BU YOLLARDA
Bu kitabın yorumunu yazmada geç kaldım. Seçimlerden önce yazmalıydım. 17 Aralık yolsuzluk davasında olanların kronolojik sırayla yazıldığı kitapta hiçbir detay atlanmamış. Türk insanının hafızasının ne kadar çabuk unuttuğu malum. O dönem olayları takip etmeme rağmen unuttuğum ya da ilk kez duyduğum birçok olayla karşılaştım. Arada bir açıp ülkede neler olmuş hatırlamak için okunmalı. Öyle elden bırakmadan kısa sürede okunacak bir kitap değil çünkü insanı bunaltıyor, umutsuzluğa sürüklüyor.

27 Kasım 2017 Pazartesi

KISA KISA KİTAP YORUMLARI #2

Herkese merhaba. Bloguma üst üste iki toplu kitap yazısı yazmış oldum ama yazılacak kitaplar o kadar birikti ki bu şekilde eritmeye çalışıyorum. Son zamanlarda okuduğum dört kitabın yorumunu ve altını çizdiğim cümleleri yazdım. Tesadüf dördü de kadın yazarlar. Aralarında çok beğendiklerim de oldu, vasat bulduklarım da. Neler okumuşum ve ne yorum yapmışım merak edenler yazıyı okumaya devam edin 😊
sule uzundere blog kitap yorumları

8 Nisan 2016 Cuma

ŞUBAT AYINDA OKUDUKLARIM (2016)

sule uzundere blog okuduğum kitaplar altını çizdiklerim

Evet, nisan ayına geldik ama ben şubatta ve martta okuduğum kitapları yeni yazacağım. Sözü hiç uzatmadan hemen şubatta okuduğum 6 kitabı yazmaya başlıyorum.

1. SANDRA BROWN – ANILARIMLA YATAK ODASINDA
Çukurova Kitap Fuarı’nda indirimli aldığım kitaplardan biriydi Anılarımla Yatak Odasında. Sandra Brown sevdiğim bir yazar olmasına rağmen bu kitabını hiç ama hiç beğenmedim. Sırf bitirmiş olmak için bitirdim. Bu tarz kitaplardan çok bir beklentim olmuyor zaten. Kafamı dağıtmak, eğlenmek için okuyorum ama bu kitap cidden vakit kaybıydı. Sandra Brown’un çok daha güzel kitapları var. Onları okumanızı tavsiye ederim.
Kitaba puanım: 3
ayşe ayhan aşk nerede

2. AYŞE AYHAN – AŞK NEREDE
İnstagram’dan tanıdığım Ayşe Ayhan bir matematik öğretmeni. Kitap yazma hayalini önce Wattpad’de gerçekleştirmiş sonra da kitabını yayımlatmış. Bu kitabı da Çukurova Kitap Fuarı’ndan %50 indirimle almıştım. Güzel bir romantik komedi okumak istiyorsanız Aşk Nerede’yi önerebilirim. Kitap Ağacı Romantik Kulübü 20 Nisan’da Aşk Nerede’yi okuyacak. Kitabı merak edenler onlarla beraber okuyabilirler. Kitapta mutlaka kendinizden bir parça bulacaksınız.

29 Ocak 2016 Cuma

OCAK AYINDA OKUDUĞUM KİTAPLAR (2016)

ocak ayında okuduğum kitaplar

Biliyorum ocak ayı henüz bitmedi ama kalan günleri kitap okumakla değil başka aktivitelerle geçirmeyi planlıyorum. Bu yüzden bu ay içinde başka kitap bitiremeyeceğim. Bloga yazmak istediğim çok konu varken ve bu yazı hazırken bunu yayınlayayım dedim. Ocak ayında yedi kitap bitirdim. Bu kitapları okuma sırama göre yazmaya başlıyorum.

DUYGU ASENA – DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK
Duygu Asena’nın 1994 basımı bu kitabını okulun kütüphanesinden bulup okudum. Yazarın 1980-1992 yılları arasında gazete ve dergilerde yazdığı yazıları topladığı kitapta genellikler kadın- erkek ilişkileri ve kadının toplumdaki yeri ele alınmış. Kitabın ismi ise şuradan geliyor: Duygu Asena 1980’li yıllarda yazdığı yazıları on yıl sonra okuyor ve ülkede kadınların durumuyla ilgili “Değişen Bir Şey Yok” diyor. Ben bu kitabı 2016 yılında okumuş bir kadın olarak maalesef hâlâ “Değişen Bir Şey Yok” diyorum. Feministlik damarlarınızın kabarması için okuyabileceğiniz bir kitap J

25 Ocak 2016 Pazartesi

ARALIK AYINDA OKUDUĞUM KİTAPLAR (2015)

Evet, tembel ben aralık ayında okuduğum kitapları ocak ayının sonunda yazıyorum ama ne yapayım yoğun ve yorucu bir dönem geçirdim. Bu yüzden bloguma yazmak istediğim birçok konu kaldı ama merak etmeyin bu sömestrda sizi yazıya boğacağım J Eğer üşenmezsem her gün yeni bir yazımı okuyacaksınız. Bugünün yazısı da aralık ayında okuduğum 6 kitap. O zaman okuma sırama göre kitapları yazmaya başlıyorum:

debbie macomber küçük mucizeler dükkanı

DEBBİE MACOMBER - KÜÇÜK MUCİZELER DÜKKÂNI
Yazarın kitaplarını birçok defa gördüm ama hiç ilgimi çekmediği için almamıştım. Geçtiğimiz aylarda A-101’de çok uygun fiyata satılınca bir şans vermek istedim. Markette sadece Küçük Mucizeler Dükkânı kalmıştı ben de onu aldım. Şansıma serinin ilk kitabını almışım J Beklentimi düşük tuttuğumdan mı bilmiyorum kitabı severek okudum. Tabii ki bir edebiyat şaheseri değil ama zevkle okunan, insana umut veren bir kitap. Kitapta birbirinden farklı dört kadının değişmelerini ve aralarındaki dostluğu okumak hoşuma gitti. Hafif bir şeyler okumak isterseniz tavsiye edebilirim.

14 Ocak 2016 Perşembe

ÇUKUROVA KİTAP FUARI’NDA BİRİNCİ GÜN

çukurova kitap fuarı

Herkese merhaba. Geçen hafta cumartesi günü Çukurova Kitap Fuarı 9. Kez açıldı. Bu sene fuarın 9. Senesi olması şerefine her sene altı gün olan fuar dokuz güne uzatılmış. Bu da iki hafta sonu fuarın tadını çıkarabileceğimiz anlamına geliyor. Ben de cumartesi günü yani fuarın açıldığı gün oradaydım ama bloguma ancak şimdi yazabiliyorum.

Bir Adanalı olarak Midyat’a tayinim çıkana kadar fuara her sene katılıyordum ama dört senedir şehir dışında çalıştığım için gidememiştim. Bu yüzden içimde büyük bir heyecanla ilk günden fuara gittim. Öncelikle fuarda bazı değişiklikler yapıldığını fark ettim. Geçen yıllarda edebiyat kitapları ve sınavlara hazırlık kitapları fuarda yan yana satılırdı. Gençler sınav kitaplarına yoğun ilgi gösterdiklerinden yoldan geçerken zorlanırdınız. Bu sene edebiyat kitaplarını fuarın girişine, sınavlara yönelik kitapları fuarın sonuna koymuşlar. Böylece kim hangi kitaplara ilgi duyuyorsa direkt oraya yöneliyordu. Mesela ben fuarın sonuna kadar gitmeden edebiyat kitaplarının bittiği yerden dönüyordum.

27 Mayıs 2015 Çarşamba

SON ZAMANLARDA OKUDUĞUM KİTAPLAR – 2


PAULO COELHO – SİMYACI
Simyacı’yı ilk kez çocukken duymuştum. O zamanlar yarısını okumuştum ve o günlerden aklımda kalan tek şey Santiago’nun tozlu kristallerin tozunu alması, kristaller temizlenince dükkanın satışlarının artmasıydı.
Simyacı İspanya’dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun hikayesini anlatıyor. Bu yolda Santiago çok şey yaşıyor ve çok şey öğreniyor. Kitabın sonunda bambaşka birine, olması gereken kişiye, dönüşüyor. Hazineyi bulup bulmadığını söylemeyeyim, kitabı henüz okumayanlar varsa hevesleri kaçmasın.
Paulo Coelho her zamanki gibi insanı sıkmayan, kolay okunan bir kitap yazmış. Yine her zamanki gibi altını çizdiğim, beğendiğim çok cümle oldu. Zaten Paulo Coelho bu altı çizilecek cümleleri en iyi yazan yazarlardan biri.
Kitabı 2 günde bitirdim, aslında bir günde bile bitirilebilir, ve beğendim ama ben kitaptaki başkarakterin bir amaç uğruna yola çıktığı, bu yolda yaşadıklarıyla değiştiği ve kendini keşfettiği hikayeleri okumaktan biraz sıkıldım. Gerçi Simyacı bu tarz kitapların ilk örneklerinden sayılır ama ben daha öncesinde buna benzer kitaplar okuduğum için Simyacı’yı okurken “Ben bu kitabı okumuştum.” Hissine kapıldım. O yüzden çok etkilenmedim.
Eğer hâlâ okumadıysanız Simyacı’yı okumanızı tavsiye ederim. Özellikle manevi yönü yüksek ve kişisel gelişim kitaplarını sevenler Simyacı’yı daha çok beğenecektir.

ALTINI ÇİZDİKLERİM:
1.Bir şeyi gerçekten istersen onu gerçekleştirmen için bütün evren işbirliği yapar.
2. Düşümü gerçekleştirmek korkuyorum çünkü o zaman yaşamak için bir sebebim olmayacak.
3. Kötülük insanın ağzına giren şeyde değildir. Kötülük oradan çıkandadır.
4. Yarın, deveni satıp bir at al. Haindir develer. En küçük bir yorgunluk belirtisi göstermeden binlerce fersah yol alırlar. Ve sonra birden dizüstü çöküp ölürler. Oysa atlar yavaş yavaş yorulur. Ve sen onlardan neler isteyebileceğini ve ne zaman öleceklerini bilirsin.
5. Yüreğine, acı korkusunun, acının kendisinden de kötü bir şey olduğunu söyle.
6. Bir düşün gerçekleşmesini bir tek şey olanaksız kılar; başarısızlığa uğrama korkusu.
7. Bir kere olan bir daha asla tekrarlamaz. Amma ve lakin iki kere olan mutlaka üçüncü defa da olacaktır.


FERAYE SÜNEV ÇOKGÜRSES VE KAAN ARER – BACAK ARASINDAN TÜRKİYE
        30 küsur sene jinekolog olarak çalışan Feraye Sünev Çokgürses doktorluk anılarını toplamış bu kitapta.
Kitap çok popüler oldu. Son zamanlarda birçok kişinin okuduğunu gördüm. Durum böyle olunca bir de kadın hikayeleri anlatılınca ben de kitabı aldım ve okudum.
Kitapta sezaryen, kürtaj, ensest, gibi başlıklar var. Yazarın bu konulardaki görüşleri ve anıları yer alıyor bu bölümlerde. Aynı zamanda yazar tıp eğitimini, Doğu’da çalışmasını ve özel sektör tecrübelerini de ayrı başlıklar altında anlatmış. Özellikle özel sektör anılarını dehşetle okudum. Sağlığımız nasıl insanların elindeymiş. Burada sağlıktan bahsediyoruz şaka değil. Devlet özel hastaneleri daha sık denetlemeli ve daha sert yaptırımlar uygulamalı. İnsanların hem paraları alınıyor hem de sağlıklarıyla oynanıyor.
Kitabı okurken ülkemizdeki kadınların ne acılar çektiğini bütün çıplaklığıyla görüp ürperiyorsunuz. Gazetelerin 3.sayfalarında çıkan, şöyle bir bakıp geçtiğimiz olayları gerçekten yaşayan insanlar var. Sanılanın aksine kadınlar sadece Doğu’da zor durumlar yaşamıyor, ülkemizin ehr yerinde yardıma muhtaç kadınlar var. Kitabı okuduktan sonra onlardan biri olmadığım, rahatım yerinde olduğu için şükrettim.
Yazar kadın vücudu ve doğum ile ilgili yararlı bilgiler veriyor. Günümüzde kadınların birçoğunun sezaryen yaptırdığını ama doğal ve sağlıklı olanın normal doğum olduğunu yazmış. Bunu tabii ki hepimiz biliyoruz. Yazar normal doğumun sanıldığı kadar zor ve acı verici olmadığını anlatmış. Çocuğu olmayan ve çocuk doğurmaktan korkan biri olarak şu sayfanın beni epey rahatlattığını söyleyebilirim :-)


Sonuç olarak bu kitabı bütün kadınlara tavsiye ediyorum. Büyük ihtimalle kitap erkeklerin ilgisini çekmeyecektir ama kadınları daha yakından tanımak için onlar da bu kitabı okuyabilirler.

ALTINI ÇİZDİKLERİM:
1.Komedyen Eddie Cortar’a “Hastalanınca ne yapmak gerekir?” diye sorulduğunda: “Mutlaka doktora gidin.” Demiş. “Zira doktorun yaşaması gerek. Verdiği ilacı da alın çünkü eczacının da yaşaması gerek. Fakat ilaçları sakın içmeye kalkmayın, zira sizin de yaşamanız gerek.”


KAHRAMAN TAZEOĞLU – BUKRE
            Kahraman Tazeoğlu daha önce okumadığım bir yazardı. Bukre kitabı bu kadar popüler olunca, bizim 6.sınıftaki kızların hepsi bu kitabı okudu herhalde, bir de hakkında iyi eleştiriler olunca Bahar Okuma Şenliği kapsamında okuyacağım kitaplara Bukre’yi de dahil ettim.
            En sonda söylemem gerekeni en başta söyleyeceğim. Kitap son zamanlarda okuduğum en sıkıcı kitaptı. Sırf hiçbir kitabı yarıda bırakmama prensibim yüzünden kitabı zorla bitirdim. Baştan sona vıcık vıcık bir aşk hikayesi anlatılıyor. Yazar resmen Facebook’taki atarlı giderli sözlerden kitap yazmış. Kitaptaki her karakter aforizmalı konuşuyor. Normal bir “Nasılsın? Nasıl gidiyor?” muhabbeti yok ki kitabın bütün karakterleri genç. Kitap boyunca bir karakterin çıkıp da “Ya siz ne anlatıyorsunuz? Kasmayın, normal insan gibi konuşun.” Demesini bekledim ama kitaba giren her karakter aynı tarz konuşuyordu :-( Ne demek istediğimi anlamanız için, kitabın dilini merak edenler için birkaç alıntı yazıyorum. 304 sayfa boyunca böyle konuşmalar yapılıyor işte.

1.(Kitabın arka kapağındaki yazı) Sen büyümüşsün ama doğmamışsın bile. (???)
2.Bukre karşılıksız sevmişti ve bunun karşılığı karşılık alamamak olmuştu. (Kardeş zaten karşılıksız sevdiğini söylüyorsun. Karşılıksız sevmek demek, karşındaki insanın senin sevgine karşılık vermemesi demek değil mi?)
3.Aklın ardında kalacağına bırak ardın geride bıraktığının yanında kalsın (???)
4.Eğer, geçmişteki acılarımın karşılığı karşımdaki insanda sonlanmıyorsa, o benim mutluluğumun başlangıcı da olamaz. Hayatıma girecek insanın beni sadece mutlu etmesi yetmez, geçmişimdeki acıları da bana unutturması gerekir. Yoksa bu bir başlangıç değil, geriye doğru görünmez bir kalemle silmektir içini karartan her şeyi… Ve bilirsin ki bir gün tekrar gün yüzüne çıkacağını onların. (Başlangıç gene fena değil de sonradan yine bozmuş).
            Daha böyle çok cümle vardı, hatta bütün kitap bu tarz cümlelerden oluşuyordu. İnternette okuduğuma göre Kahraman Tazeoğlu’nun bütün kitapları bu tarzmış. Bu demektir ki Bukre okuduğum ilk ve son Kahraman Tazeoğlu kitabı olacak.

            Bir de kitapta Bukre için “Bukre’nin saçları çimenlerin üzerinden siyah bir ırmak gibi akıyordu.” Diyor ama kitabın kapağına sarı saçlı bir kız koymuşlar. Herhalde kapağı tasarlayan arkadaş da kitabı okumaya dayanamamış, gelişigüzel bir kız fotoğrafı kullanmış :-)

19 Mart 2015 Perşembe

TEK TADIMLIK HAYAT (LEE LİPSENTHAL)



     Bu kitap eşimin kütüphanesinden. Okulda, okuma saatlerinde okuyabilmek için basit bir dili olan kitap arıyordum (çocukların gürültüsünden ne okuduğumu pek anlamıyorum çünkü. O yüzden okulda basit, eğlencelik kitaplar okurum.) Bu kitap tam istediğim gibiydi. 

     Tek Tadımlık Hayat kitabını ben "Tek Tadımlık Kitap" olarak tanımlıyorum. Eğer vaktiniz varsa bir oturuşta 1-2 saatte okuyabilirsiniz bu kitabı. Basit bir dille yazılmış ve çabuk okunuyor.

     Kitabın konusuna gelirsek: kitabın yazarı Lee Lipsenthal 54 yaşında evli, 2 çocuğu olan, mutlu ve başarılı bir doktor. Hayatı mükemmel görünen ve hepimizin yaşamak isteyeceği bir hayat ama işte hiçbir şey sonsuza kadar güzel gitmiyor. 54 yaşındaki bu doktora yemek borusu kanseri teşhisi konuyor ve bu hastalığa yakalananların ölme oranı %90. Kitap doktorun bu hastalıkla mücadele edişini, hayata tutunmasını ve kendini ölüme hazırlamasını anlatıyor. Kitabın sonunda ölüp ölmediğini ise söylemeyeyim belki siz de kitabı okursunuz. Eğer kitabın sonunda ne olduğunu öğrenmekten nefret ediyorsanız o zaman kitabın arka kapağının iç kısmını okumanızı tavsiye etmem çünkü orada ne olacağı yazıyor.

     Açıkçası bu kitap zaten elimde olmasaydı para verip de almazdım. Size de tavsiye edebileceğim kadar iyi değil. Eğer hızlı okuyacağınız, size hayat sevinci verecek, sizi motive edecek bir kitap okumak istiyorsanız tercih edebilirsiniz. yoksa okunacak daha iyi çok kitap var, onlardan birini okuyun. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...