çizgi-roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çizgi-roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2022 Perşembe

Temmuz Ayında Okuduklarım (2022)

Herkese merhaba. Uzun bir aradan sonra birikmiş kitap yorumlarımı yazmaya başladım. Başlıkta "Temmuzda Okuduklarım" diyor ama tam olarak doğru değil çünkü benim okuma tempom çok değişken. Bir ay sadece iki kitap okurken diğer ay ondan fazla kitap okuyabiliyorum. Böyle olunca okuduklarımı aylık olarak yazmak çok orantısız olacaktı. Bir ayın yazısı çok kısa diğer ayın yazısı çok uzun olacaktı. Ben de yazının uzunluğunu eşitlemek için birikmiş kitap yorumlarımdan yazabildiğim kadarını yazmaya karar verdim. 

1 Kasım 2015 Pazar

EYLÜL AYINDA OKUDUKLARIM (2015)


     Herkese merhaba. Kasım ayına girdiğimiz bugün eylül ayında okuduğum kitapları yazmak için daha fazla beklemeyeyim dedim. Zaten toplam 3 kitap okudum, ikisi çok ince kitaplardı. Neyse ki ekim ayında bu durumu telafi ettim ama o şimdilik başka bir yazının konusu.
Bu ay neler okuduğuma gelince:

hande altaylı kahperengi kitap yorumu

HANDE ALTAYLI – KAHPERENGİ
     Önce okuduklarım arasında en sevdiğim kitapla başlamak istiyorum. Hande Altaylı’nın okuduğum ilk kitabı olan Kahperengi’ni çok beğendim. Bu kitap Merhamet adıyla Kanal D’de dizi olarak yayınlandı. Başrollerinde Özgü Namal, Burçin Terzioğlu, İbrahim Çelikkol gibi isimlerin oynadığı diziyi ara sıra izlerdim. Bu yüzden kitabın konusuna aşinaydım ama kitabı o kadar beğendim ki şimdi iki sezonluk bu diziyi baştan sona izlemeyi düşünüyorum. Zaten dizi de diğer Türk dizilerine kıyasla daha kaliteliydi.

      Kahperengi Yaslıhan adındaki fakir bir mahallede iki kardeşi ve ailesiyle sefil bir halde yaşayan Narin’in okuma ve kendini kurtarma çabasını anlatıyor. Narin’in çocukluğunu ve yetişkin halini dönüşümlü olarak okuyoruz. Çocuk Narin ilk aşkını yaşarken yetişkin Narin ilk aşkıyla büyük bir tesadüf sonucu karşılaşıyor ve olaylar gelişiyor.

     Kitap elinize aldığınız anda su gibi akmaya başlıyor. Kolaylıkla okunuyor ve aynı zamanda insanı etkiliyor. Özellikle Narin’in çocukluğunda yaşadığı sıkıntıları, o fakir mahallenin insanlarını ve ailesinin yaptıklarını soluksuz okudum.

     Kitapla ilgili sadece iki eleştirim var, onlar da kitabın içeriğiyle alakalı değil. Kitabın ismini ve kapağını beğenmedim. Kitabın konusunu bilmeseydim Kahperengi ismini okuyunca ve kitabın kapağında çıplak bir kadın boynu olunca erotik bir kitap okuyacakmışım veya hayat kadını olan bir kadın anlatılıyormuş gibi hissederdim herhalde. Halbuki kitabın içeriğiyle kapağının ve isminin hiç alakası yok. Okuyucuya yanlış bir izlenim veriliyor. Bunun dışında kitapta eleştirebileceğim bir şey yok.  Kahperengi size gönül rahatlığıyla önerebileceğim bir kitap. Eğer henüz okumadıysanız mutlaka okuyun.

ALTINI ÇİZDİKLERİM:
1.Yaptığının çok kötü bir şey olduğunu biliyor ama yüreğinde bununla ilgili bir üzüntü ya da utanç hissetmiyordu. İçinde fırtına gibi esen hissin tek bir ismi vardı: Mutluluk. Yanlış insana aşık olmuş birinde rastlanmaması gereken duygulardan birincisi.

2.Demek ki bazı sevişmeler insanları yakınlaştırırken bazıları uzaklaştırıyordu ve iki insan birbirine sırtını döndüğünde aralarındaki mesafe dünyanın çevresine eşit oluyordu.

3.Belki de dünyanın yuvarlak olması, daima başladığın yere, yani kendine döneceğin anlamına geliyordu.

4.Galiba aşk birini unutamamak değil, onu her gördüğünde yeniden hatırlamak. Kaç yıl geçerse geçsin, her karşına çıktığında aynı şekilde hissetmek.
-Arada unutsan bile mi?
-Arada unutsan bile.

5.Şu anda benimle konuşacak birini istemiyorum. Sadece benimle susacak birini istiyorum.

6.Ateş düştüğü yeri yakar, etrafı aydınlatır.

7.Görmek için ölüyordu. Ölmemek için görmüyordu.

herkes için cinsellik kitap yorumu

ERROL SELKİRK / NAOMİ ROSENBLATT - HERKES İÇİN CİNSELLİK
     Bu kitabı yıllar yıllar önce çocukken gazeteyle beraber almıştım. Yanlış hatırlamıyorsam Sabah gazetesi vermişti. Hatta bu kitaplar seri şeklindeydi. Herkes İçin Felsefe, Postmodernizm vb. çeşitleri vardı. Okumak bu zamana kısmet oldu.

     Kitap çizgi roman tarzında hazırlandığı için kolay okunuyor. Kitabın içinde ilginç bilgiler, araştırma sonuçları ve tanımlar yer alıyor. Bilmediğim bazı şeyleri kitap sayesinde öğrendim. İlgimi çeken birkaç notu sizin için aşağıya yazıyorum. Piyasada bulamayacağınız bu kitabı bir tanıdığın ya da kütüphanenin rafında bulursanız okuyabilirsiniz.

ALTINI ÇİZDİKLERİM:
1.Avustralya yerlileri için baba o kadar önemlidir ki hamilelik sırasında baba ölmüşse anne yeni doğanı ölüme terk eder.

2.Seks sözcüğü Latince “Secare” kökünden gelmektedir ve bölünme ve ayrılma anlamındadır. Tarih öncesi çağlarda kadın ve erkeğin yaradılışını anlatan bir efsaneye dayanmaktadır.

İnsanoğlu daha yaratılmadan önce iki yüzlü, iki çift kanadı ve büyük bir gövdesi olan Hermafrodit adında garip bir yaratık varmış. Tanrılar Hermafrodit’in kendi kendine yetmesini çekememişler. Kıskançlık içinde hiddetlenerek Hermafrodit’i biyolojik olarak birbirinden bağımsız iki bedene ayırmışlar. Böylece kadın ve erkek cinsi oluşmuş.

3.Dünyanın benimsediği Büyük Mitos’a göre kadın ve erkek farklı zekaları, yetenekleri, duyguları ve heyecanları ile birbirine zıttır. Eğer cinslerden biri etken ise diğeri edilgen olmalı. Biri mantıklı ise diğeri duygusal olmalı. Biri dış dünyaya açılıyorsa diğeri eve ait olmalı, diye kabul edilir.

4.Bazı Afrika ülkelerinde, örneğin Senegal, Gambia ve Kenya’da en ağır çiftçilik işlerini kadınlar yapar. Hatta bu ülkelerde bir erkek o gün ağır bir iş yapmışsa, “Kadın gibi çalıştı.” denir.

5.Tekeşlilik erkeklerin kadınlar için zorla katlandıkları bir teslimiyettir.

6.Pornografik yayınlar gerçekte kağıt üzerinde fahişeliktir.

7.”Erkekler seks için güçlerini kullanırlar, kadınlar ise güç kazanmak için seksi kullanırlar.” Tom Wolfe.

atatürk tarihi değiştiren lider kitap yorumu

KORKUT TANKUTER – ATATÜRK, TARİHİ DEĞİŞTİREN LİDER
     Bu kitabı da yine bir gazeteden almıştım galiba. Atatürk’ün hayatını kısaca anlatan bir kitap da değil aslında kitapçık desek daha doğru olur. Yeni bir şey öğrenmediğim hatta zaten bildiğim şeyleri hep aynı kalıp cümlelerle okuduğum için biraz sıkıldığım bir kitap oldu. Neyse ki elimde Atatürk’le ilgili çok kitap var. Önümüzdeki iki ay boyunca onları okuyacağım. Bu kitabı telafi edeceğim.

     Dediğim gibi eylül ayı okuma hızım konusunda pek bereketli bir ay değildi. Neyse ki ekim ayında toplam 10 kitap okudum da bu ayı telafi edebildim. Ekim ayında okuduklarımı birkaç posta bölüp yazacağım. 3 kitabı bu kadar uzun anlatmışsım 10 kitabı anlattığım yazımı kimse okumaz herhalde :) şimdilik hoşça kalın. Görüşmek üzere.

9 Nisan 2015 Perşembe

Dorian Gray'in Portresi (Oscar Wilde)

sule uzundere blog kitap yorumları

     Oscar Wilde'ın, Dorian Gray'in Portresi kitabını seneler önce bir arkadaşımdan ödünç alarak okumuştum. O zamanlar kitabın benim olmaması çok canımı sıkmıştı çünkü kitapta çok güzel cümleler yazılıydı. Eğer o kitap benim olsaydı onlarca cümlenin altını çizerdim. Sonradan kitabı almaya, bir daha okumaya ve beğendiğim cümlelerin altını istediğim gibi çizmeye karar vermiştim ama kısmet olmadı.

     Daha sonra kitabın "Dorian Gray" adında çekilen filmini de izledim. (Filmin imdb sayfası için tıklayınız.) Kitabı kadar etkileyici olmasa da filmi de güzeldi. 

     Bu sefer de kitabın NTV Yayınları tarafından basılan çizgi-romanını okudum. Pinuccia'nın Bahar Okuma Şenliği kapsamında bir çizgi-roman okumam gerekiyordu. Aklıma direkt bu kitap geldi. (Bu şenlik kapsamında okuyacağım diğer kitaplar için tıklayınız.) Bir arkadaşımda vardı. Ondan ödünç alarak okudum. 

     Daha önce hiç çizgi-roman okumamıştım. Bu ilk çizgi-roman deneyimimdi ama romanı sevdiğimden mi bilmem çizgi-romanını da çok sevdim. 

     Geçen gün okulda deneme yaptık. Çocuklar soruları çözerken ben de kitabı okumaya başladım ve onlar denemelerini bitirmeden önce ben kitabı bitirdim. 128 sayfalık bu kitabın yarısından fazlası çizim olduğu için bir saat dolmadan kitabı bitirebilirsiniz.

     Dorian Gray filmiyle bu çizgi-romanın sonu arasında bazı farklar vardı. Ben romanı okuyalı uzun zaman olduğu için kitabın nasıl bittiğini hatırlamıyorum. Eğer aranızda kitabın nasıl bittiğini bilen varsa lütfen bana yazsın.

     Kitapta en çok sevdiğim karakter Lord Henry Wotton oldu. Zaten altını çizmek istediğim neredeyse bütün cümleler de onun ağzından çıkıyor. Aslında Lord Henry kendinden başkasını düşünmeyen, hayattan zevk almak için her şeyi yapabilecek, toplum ve ahlak kurallarını hiçe sayan biri ama o kadar zeki ve o kadar güzel konuşuyor ki insan bir yandan onu ayıplarken bir yandan ona hayranlık duyuyor.

     Romanını, çizgi-romanını okuduktan ve filmini izledikten sonra kesin kararımı verdim: Dorian Gray'in Portresi benim en sevdiğim kitaplardan biri. Eğer hâlâ okumadıysanız mutlaka en kısa zamanda okuyun. Çok beğeneceksiniz, garanti ediyorum.

     Bunlar da altını çizdiğim cümleler. Biliyorum birçoğu kadınları aşağılıyor ama cümleler kulağa çok hoş, çok şairane geliyor ne yapayım. Hem ne demişler:" Ne söylendiği önemli değil, önemli olan nasıl söylendiğidir." :-)

ALTINI ÇİZDİKLERİM:

1. Dünyada senden bahsedilmesinden kötü tek bir şey vardır; o da bahsedilmemesi!

2. Kışın bakacak çiçeklerimizin bulunmadığı, yazın zekamızı canlandıracak bir şeyler aradığımızda yanıbaşımızda olması gereken beyinsiz bir güzel varlık o. 

3. Bu dünyanın tadını çirkinler ve aptallar çıkarır. Arkalarına yaslanıp oturur, ağızları beş karış açık, oyunu izlerler, hepimizin yaşaması gerektiği gibi yaşarlar:rahatsız edilmeden, kaygısız ve endişesiz.

4. İnanılmaz olduğu sürece her şeye inanırım ben.

5. Baştan çıkarılmaktan kurtulmanın en iyi yolu teslim olmaktır.

6. Yalnızca sığ insanlar görünüşe göre hüküm vermez.

7. Muhteşem bir gençliğe sahipsin ve gençlik sahip olmaya değer tek şeydir.

8. Ah "Daima"! Ne muhteşem bir söz. Kadınlar bayılırlar bu sözü kullanmaya. Her türlü romantizmi sonsuza dek sürdürmeye çalışarak mahvederler.

9. Bir heves ile ömür boyu süren tutkunun arasındaki tek fark, hevesin daha uzun sürmesidir.

10. Erkekler yoruldukları için, kadınlarsa meraktan evlenir. Sonunda her ikisi de hayal kırıklığına uğrar.

11. İnsanlar en çok kendilerine gereken şeyleri başkalarına vermeye pek heveslidir. 

12. İyi sanatçılar yalnızca eserleriyle var olur. Dolayısıyla kendileri ilginçlikten mahrumdur.

13. Onu görmek demek ona tapmak demek. Onu tanımaksa ona inanmak. 

14 Ah, korkarım ki kadınlar zulmü her şeyden çok takdir eder. İçgüdüleri inanılmaz derecede ilkeldir. Biz onları özgürleştirdik ama onlar efendilerini arayan köleler olmayı sürdürüyor. Hükmedilmeye bayılıyorlar.

15. Kendisinin efendisi olan biri, zevkleri icat edebildiği kolaylıkla kederini sonlandırabilir. 

16. Duygularımın insafına kalmak istemiyorum. Onları kullanacak, onlardan keyif alacak ve onlara hükmedeceğim.

17. Erkek sevmediği sürece her kadınla mutlu olabilir.

18. Kadınlar bizi kusurlarımızdan dolayı severler. Yeterince kusurumuz varsa her şeyimizi, zekamızı bile affederler!

19. Tüm suçlar bayağıdır, tıpkı tüm bayağılığın suç olması gibi. Suç yalnızca alt sınıflara mahsustur. Onları bu yüzden hiç mi hiç suçlamam. Sanırım sanat bizim için neyse, suç da onlar için o anlama geliyor; sıradışı duygular üretmenin bir yolu.

20. Gençliğimi geri alabilmek için ne gerekiyorsa yapardım; yalnız spor yapmak, erken kalkmak ve saygın olmak hariç. 



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...