kişisel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kişisel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2022 Pazartesi

12.12.2022 Sizce de Hayatını Değiştirmek İçin Çok Uygun Bir Tarih Değil mi?

Açıkçası ben öyle düşünüyorum ve bugün kendim için uzun zamandır değiştirmek istediğim bir durumla ilgili bir adım attım. Bu yazı şimdilik bu hâliyle kalsın, ilerleyen zamanlarda tekrar dönüp hatırlarız J

Hadi bugün siz de kalan hayatınız için bir şey yapın ya da yapmaya karar verin ve harekete geçin. Dünyanın en üşengeç insanı ben bile değişmeye çalışıyorsam eminim siz çok daha büyük işler başarırsınız.


27 Kasım 2022 Pazar

Dört Senedir Tatile Gitmeyen Masum Şule

    Sevgili Dövüşürken Hanımefendi Değilim’in yazısını okuyunca bu yaz tatilinde ne yapacağımı düşündüm.

    Yazın, deniz tatiline en son 2018 yılında gittim.

    2019’da kızım doğdu ve 3-4 aylık olduğu için tatilde rahat edemeyeceğimizi düşünerek gitmedik (Ne aptallık! Hâlbuki bebekle tatil, çocukla tatilden bin kat daha kolaymış.)

    2020’de pandemi vardı, gitmedik.

    2021’de pandeminin etkileri devam ediyordu. Azalmıştı ama yazın herkes tatile gittiği için patlama yapacaktı, gitmedik (Aptallık iki!)

    2022’de her şey çok pahalanmıştı. Beş yıldızlı otel pahalıya geliyordu. Birkaç gün için o kadar para verilir miydi? Apatta kalmayı da ben istemedim. Yine yemek yapıp bulaşık yıkayacaksam o tatilden ne anlayacaktım. Adana’da yaşıyoruz. Adana ya da Mersin’de denize gidebilirdik. Eşim illaki Antalya’yı istedi. Üç beş gün için o kadar yol yapmaya değer miydi? Çünkü eşim denize gidip gelecek, gitmişken oralarda kalayım, etrafı gezeyim, farklı yerlere uğrayayım diye düşüncelere şiddetle karşı. Sadece denize gireceksek yakınımızda da deniz var. O kadar yol parası vermeye değer mi? Çünkü benzin de çok pahalanmıştı. Derken tatil bitti. (Buradaki aptallık bana ait. Git işte Antalya’ya, eşinle inatlaşmanı kazandığın oldu mu şimdiye kadar?)

    2023 yazında paraya acımayacaktım. Açtım Antalya, İncekum otel listesini. Temmuz ayında dört günlük bir tatil aradım. Tabii ki beş yıldızlı otelde ve her şey dahil. İlk sırada çıkan otel 8,5 bin gösteriyordu. Biz 2018’de aparta günlük 250 lira vermiş, bin liraya dört gün kalmıştık. İçimden “İyiymiş, demek ki fiyatlar korktuğum kadar artmamış.” dedim ve sevindim. Tabii orada yazılan miktarın günlük olduğunu fark edene ve 4 GÜNLÜK TATİLİN 35 BİN LİRAYA MÂL OLDUĞUNU anlayana kadar.

    Yani ben dört gün tatil yapabilmek için üç ay boyunca bir kuruş bile harcamadan bütün maaşımı biriktirmeliyim. Tabii yol parası ve tatil için yapılan kıyafet alışverişi hariç.

    Ben biraz daha düşüneceğim. Bu yaz illaki bir yerlere gitmek istiyorum yoksa kafayı yiyeceğim kesin. Yok mu şöyle ucuz, güzel bir otel önerisi olan?

9 Eylül 2022 Cuma

Blogları Takipten Çıkma Kriterimi Açıklıyorum

Beni tanıyanlar bilirler ki iyi bir takipçiyim. Yazdığınız her yazıyı okurum. Eğer hiç ilgi duymadığım ya da merak etmediğim bir konuysa en azından göz atarım. Bütün yazılarınıza yorum yazmaya çalışırım. Tek kötü özelliğim bazen bu işleri çok gecikmeli yapmam. Onun için de beni anlayacağınızı umuyorum. Günlük hayatın koşturmacası, iş hayatı, ev hayatı, çocuk bakımı, kendine zaman ayırma derken her yazıyı anında okuyamıyorum. Genelde haftada ya da on günde bir zaman bulunca bilgisayarın başına geçer, birikmiş blog yazılarını okurum. Hatta bu şekilde okumayı daha çok sevdiğimi söylemeliyim.

Takip ettiğim birçok bloggerın son zamanlarda sayfalarında aktif olmadıklarını gördükçe üzülüyorum. Blog okumayı seviyorum. Baktım sayfamda çok fazla aktif olan blog kalmamış ben de yeni arkadaşları keşfetmeye karar verdim. Birçok yeni kişiyi takibe aldım. Onları tanıma süreci çok keyifli geçiyor.

Sadece bir şeyden hoşlanmıyorum, yazıma konu olan kriterim de bu: Yazdığım yoruma cevap verilmemesi hiç hoşuma gitmiyor. İnsanlık hâli bazen yorumlar gözden kaçabilir. Mesela benim taa üç sene önceden cevapsız bıraktığım bir yorum varmış, daha geçen aylarda fark ettim J Bazen yoruma cevap yazmanız gecikebilir.  Bloğuna haftalar sonra uğrayan arkadaşlar oluyor ama bakıyorum benim yorumun üstünden üç ay geçmiş, arkadaş o yazının üstüne on yazı daha yazmış, daha bana cevap yazacak. Sadece ben de değilim cevapsız bıraktığı, diğer yorumlara da bir şey yazmamış. Üstelik bunu birden fazla kez yapmış. Artık bu tarz blogları takip etmeyeceğim.

Ben “Takibe takip. Ben sana yorum yazdıysam sen de bana yazacaksın.” kafasında olmadım hiçbir zaman. Takip edip yorum yazarsanız tabii ki sevinirim ama yapmayan kimseye de şimdiye kadar “Neden?” diye sormadım. Gerçekten hiç sorun değil ama benim yazdığım on yorumu (belirlediğim sayı bu) cevapsız bırakan kişileri artık takip etmeyeceğim.

Sizin “Takipten çıkarım.” dediğiniz, sinirinizi bozan blogger davranışları neler? Hadi dertleşelim. Belki bende de düzeltilmesi gereken noktalar vardır. Yorumlarınızı bekliyorum.

7 Eylül 2022 Çarşamba

Uzman Öğretmenliğin Düşündürdükleri

Belki biliyorsunuzdur, on yılı geçen hizmet süresine sahip olan öğretmenler kasım ayında bir sınava girecekler ve bu sınavdan 70 puan ve üstünde alan öğretmenler “uzman öğretmen” diye adlandırılacak. Maaşlarında bir miktar artış olacak.  

Bütün öğretmenler bu sınavın gereksiz, haksız ve işe yaramaz olduğunu biliyoruz ama sevgili milli eğitim nedense sınav yapmakta kararlı. Halbuki iyi öğretmen olmanın bu sınavla hiçbir alakası yok. Şimdiden duymaya başladık, velilerin “Çocuğumun dersine uzman öğretmen girsin.” demelerini. Siz sakın bu hataya düşmeyin diye uyarmak istedim. Bir şeyi iyi bilmekle onu iyi anlatmak tamamen farklı şeyler. Bunu uzman öğretmenlik eğitimlerinde bir kez daha anladım. Eğitim videolarında profesör, doçent vb. mesleğinde başarılı, kitap yazacak kadar bilgi sahibi olan insanlar ders anlatıyor. Eğer Youtube’ta falan denk gelirseniz açın izleyin. İnsanın dikkatini çekecek bir anlatım yapmayı geçtim, o kadar tekdüze bir şekilde anlatıyorlar ki, daha doğrusu slayttan okuyorlar, iki dakikadan fazla dinleyemiyorsunuz. Kafanız başka yerlere gidiyor ya da uykunuz geliyor. Bazıları düzgün cümle bile kuramıyor. Daha doğrusu iyi okuyamıyor. 😐 Bir alanda beş farklı videoda anlatım yapan hoca o kadar çok “ııııı sesi çıkardı ki videonun sesini kısmak zorunda kaldım.

Bu sınava ben de gireceğim. Sadece maddi artısı sebebiyle. Kazanabilirim de kazanmayabilirim de. İki durumda da fikrim aynı olacak. Yazılı sınavda başarılı olmakla sınıfta iyi öğretmen olmak arasında çok az ilişki var. KPSS birincisi olup insanların önünde konuşamayan kişileri gördü bu gözler. Siz çocuğunuzun sevdiği, derse ilgi duymasını sağlayan ve çocuğunuza bir şeyler öğretmeye çalışan öğretmenler bulmaya çalışın. Unvanının ne olduğunun önemi yok.

Madem sınava gireceğim, hakkını vererek çalışayım, dedim. Hayatım boyunca hep çalışkan bir öğrenci oldum. İnek bir öğrenciydim bile denilebilir. Ders çalışmayı oldum olası sevmişimdir. Bu yüzden şevkle işe koyuldum.

Eğitimde sunulan bilgilerin çıktısını aldım, kitap olarak bastırdım. Planlarımda bütün kitabı baştan sona okumak, önemli yerlerin altına çizmek, altını çizdiğim yerleri defterime not almak, daha sonra bu notları okumak ve sınavla ilgili test kitaplarını çözmek vardı ama ne oldu bilin bakalım? Kitaptan sekiz sayfa okuduktan sonra başım ağrıdı ve kitabı bıraktım.🙈 Üstünden bir ay geçti ve ben hiçbir şey yapmadım. Benim aklım üniversitedeki, lisedeki zamanlarıma gitti ama ne bende o kafa var ne de o çalışma ortamı. 

Üniversitedeyken yurtta kalıyordum ve tek yapmam gereken derslerime çalışmaktı. Lisede ve daha öncesinde de her şeyle annem ilgilenirdi. Benim tek yapmam gereken ders çalışmaktı ama şimdi hem bir işte çalışmam gerekiyor hem ev işleri, temizlik, yemek gibi bütün işler ile ilgilenmem gerekiyor hem de kızıma ve eşime zaman ayırmam gerekiyor. Arta kalan sürede de ders çalışmam gerekiyor. Bu da takdir edersiniz ki pek kolay değil.

Üstelik bütün sorunlar bunlar da değil. Kafamın da eskisi kadar çalışmadığını fark ettim. 😂 Tek tesellim sınava girecek bütün öğretmenlerin en az benim yaşımda hatta benden daha yaşlı olmaları. 🙈 Hakkımızda hayırlısı

27 Nisan 2022 Çarşamba

30 Mutlu Gün’de 3.Hafta

16 Nisan Cumartesi: Bugün evde ilk kez pizza yapmayı denedik. Aslında çok zor bir şey değil biliyorum ama nedense hiç yapmamıştık. Eşimin aldığı ekmek yapma makinesi pizza hamuru da yoğuruyormuş. Hamur ondan, üstünü yapmak benden oldu. Sonuç olarak ailecek lezzetli pizza yedik. Sadece hamuru biraz kalın olmuş. Bir dahaki sefere yarım malzemeyle hamur yapacağız.

15 Nisan 2022 Cuma

30 Mutlu Gün #2. - #15. Günler

Herkese merhaba. Şuraya bir kendi başlattığı etkinliği savsaklayan Şule çizelim 😅

30 Mutlu Gün’ün detaylarını burada yazmıştım. Bu etkinliği uzun zamandır yapmak istiyordum ve çok heyecanlıydım ama başlamak için o kadar kötü bir zaman seçmişim ki, ya da tam doğru zamanda başlatmışım, bakış açınıza göre değişir. Nisan benim için çok kötü başladı, çok kötü devam etti, şimdi biraz biraz düzelmeye başladı. En azından gelecekte umut görünüyor. Bu yüzden içimden bilgisayarı açıp yazmak gelmedi ama telefonuma her gün için kısa kısa notlar aldım. Şimdi onları yazma zamanı. Bütün olumsuzlukları geride bırakıyoruz ve mutlu anlara odaklanıyoruz.

2 Nisan Cumartesi: Bugün annemlerde yemeğe davetliydik. Kardeşim ve eşi de geldi. Bütün aile bir arada çok güzel bir yemek yedik. Hem yemek hem de ailemle beraber olmak bana çok iyi geldi.

31 Mart 2021 Çarşamba

Kemal Sayar-Beni Sessiz de Sevebilir Misin?

Kemal Sayar-Beni Sessiz de Sevebilir Misin?

Kemal Sayar, Beni Sessiz de Sevebilir Misin, Timaş Yayınları, 160 Sayfa, 4. Baskı, 2019.

                                                             

30 Mart 2018 Cuma

Blog Yazarlarını Tanıma Mimi (Mimlendim #25)


Sevgili İlkay Özgür beni bu güzel mime davet etmiş. Kendisinin cevaplarını ismine tıklayarak okuyabilirsiniz. Mim için teşekkürler İlkay J

1.Nerelisin ?
Adanalıyım.  E-devlet’ten soy ağacıma baktım yedi göbektir Adanalıymışız 
J

2.Burcun Nedir?Başak. Tam bir başak kadınıyım. Açın başak kadını nasıl olur diye okuyun, beni tanımış olursunuz. Sadece aşırı titiz değilim. 

3.Bloglarda en çok ilgini çeken nedir?
En başta konu. Başlık ilgimi çekiyorsa yazıyı tıklıyorum. Blogdaki üslup hoşuma gitmişse birkaç yazısını daha okuyorum. Onları da seversem takibe alıyorum. Bunların dışında okuyucularla kurduğu ilişki de benim için önemli. Yorumlarıma cevap alamadığım blogları takipten çıkıyorum. 

Sonbahar
4.En sevdiğin mevsim ?
Sonbahar.

24 Mayıs 2015 Pazar

SEBO’NUN GÜNLÜĞÜ ANKETİ


     Sevgili Sebo’nun Günlüğü bir gazetede gördüğü anket sorularını bloguna taşımış. Bizleri de bu soruları cevaplamak için davet ediyor. Ben de birkaç gün gecikmeli de olsa bu ankete katılıyorum. Onun cevaplarını okumak için tıklayınız.
1.En sevdiğiniz kelime?
Kelimenin söylenişi bakımından mı yoksa anlamı bakımından mı soruluyor emin olamadığım için bu soruya 2 cevap vereceğim. En sevdiğim kelime “Merhaba” . Basit gibi görünüyor ama en zevkli sohbetler, en güzel dostluklar, en tutkulu aşklar da bir merhaba ile başlamaz mı? Daha çok insana merhaba demeliyiz. Söylenişi açısından meğer ve bilakis kelimelerini seviyorum. Bence kulağa çok hoş geliyorlar.

2.Nefret ettiğiniz kelime?
“Ego”. Bu kelimeyi son 2 yılda, hayatımda duyduğumdan daha fazla duydum. Bir “Benim egom yüksek. Egoları çarpışıyor. Egosuna zarar verdi.” Muhabbetidir gidiyor. Biz bu sosyete lafını kullanmıyoruz, sizin ego dediğiniz şeye biz kendini beğenmişlik, ukalalık, g.tü kalkıklık diyoruz.

3.Ne sizi heyecanlandırır?
Kitap alışverişi yapmak. Kargo yolu gözlemek. Sonra kargoyu açıp kitapları tek tek elime almak. İlk sayfalarına kitabı aldığım tarihi ve yeri yazmak. Sonra o kitapları kitaplığıma yerleştirip önce hangisinden başlasam diye düşünmek beni heyecanladırır.

4.Heyecanınızı ne öldürür?
İnsanların olumsuz yorumlarını kafama takmam ama bazıları özellikle moralinizi bozmaya çalışır gibi sert sözler söylüyorlar ya, bu canımı sıkıyor bazen.

5.En sevdiğiniz ses nedir?
Keman sesi. Çalabilmeyi çok isterdim ama benden geçti. Çocuğuma keman dersi aldırırım artık :-)

6.Nefret ettiğiniz ses?
Okulda amaçsızca çığlık atan çocukların sesi, yüksek tondaki ıslık sesi, tebeşirin tahtayı çizme sesi, erik yenilirken çıkarılan o ses vb.

7.Hangi mesleği yapmak istemezsiniz?
Doktor ya da hemşire olmak istemezdim. Hem midem çok güçlü değildir hem de insanların hastalığından ve/veya ölümünden çok etkilenirdim.

8.Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?
Çöp adamdan başka bir şey çizemeyen biri olarak güzel resim çizebilmek isterdim. Özellikle insan portresi çizebilseydim sevdiklerimi çizmek beni çok mutlu ederdi.

9.Kendiniz olmasaydınız kim olurdunuz?
Ben kendimden memnunum. Tamam, mükemmel değilim ve mükemmel bir hayatım yok ama iyiyim böyle. Kendimi ve hayatımı seviyorum. Hem yerine geçmek istediğimiz kişinin hayatını ne kadar biliyoruz? Ya o kadar iyi değilse?

10. Nerede yaşamak isterdiniz?
Adana’da yaşamak istiyorum ve eğer bir aksilik olmazsa bu sene tayinimiz çıkacak ve eylülden itibaren Adana’da yaşayabileceğim :-)

11. En önemli kusurunuz nedir?
İnsanlarla kolay iletişim kuramıyorum, kolay yakınlaşamıyorum. Çevremdeki insanlar beni, en azından başlarda, soğuk ve sessiz olarak tanımlıyor. Gerçi son yıllarda biraz daha sosyalleştim ama benim için hâlâ yeterli değil.

12. Size en fazla keyif veren kötü huyunuz nedir?
Tembellik.

13. Kahramanınız kim?
Benim yapmak isteyip de yapmadığım/yapamadığım şeyleri yapan herkes benim kahramanım. Yurt dışına gezmeye giden öğretmen arkadaşım da, ilk kitabını yazan 22 yaşındaki genç de.

14. En çok kullandığınız küfür?
Ben bu seneye kadar 1-2 kez hariç hiç küfür etmedim desem inanır mısınız? Bir de Adanalı olduğumu söylersem buna inanmak daha da zorlaşır sanırım :-) Gerçekten hiç küfür etmezdim, en fazla “Aptal, gerizekalı, pislik vb.” derdim. Ağustos ayında küfür seven bir adamla evlenince benim de ağzım bozulmaya başladı :-) İnsanların önünde seviyeli bir ilişkimiz var ama evde sık sık küfür duyuluyor :-) (Tabii bunlar incitecek şekilde değil; takılma, şaka amaçlı kullanılıyor.)

15. Şu anki ruh haliniz nasıl?
Mutlu ama canı sıkılan. Yapılacak bir sürü iş var ama canım bir şey yapmak istemiyor. Mekan değişikliğine ihtiyacım var. En iyisi ben bu hafta sonu şehir dışına kaçayım. (Böyle yazınca çok havalı durdu ama Batman’a gideceğim :-)

16. Hayat felsefenizi hangi slogan özetler?
“Hayat zor ama ben de kolay biri sayılmam.” Bu sözü ilk kez duyduğum liseden beri hayat felsefem olarak kabul ediyorum.

17. Mutluluk rüyanız nedir?
Eşimle uzun ve güzel bir evlilik yaşamak. Bizi mutlu edecek kadar çocuk sahibi olmak (0-1-2-3 arasında değişiyor.) Çocuklarımın iyi bir insan olduğunu  görmek ve kimsenin bakımına ihtiyaç duymadan huzur içinde ölmek.

18. Sizce mutsuzluğun tanımı?
Sevmediğin ve istemediğin şeyler yapmak zorunda kalmak. Sevmediğin bir şehirde yaşamak, sevmediğin bir işte çalışmak, sevmediğin bir insanla beraber olmak vb.

19. Nasıl ölmek isterdiniz?
Aslında ben ölmek istemiyorum :-) Mümkün olsaydı ölümsüz olmak isterdim ama illa ölmem gerekiyorsa uzun uzun  yıllar sonra  kötü bir hastalığa yakalanıp ölmek isterdim. Acı çekmeyeyim ama öleceğimi bileyim ki yarım kalan işlerimi bitirmek ve sevdiklerimle vedalaşmak için vaktim olsun.

20. Öldüğünüzde cennete giderseniz Tanrı’nın kapıda size ne söylemesini istersiniz?
Cennete gitmişim ya bir şey söylemesine gerek yok :-)


Evet, benim cevaplarım bu şekilde. Siz bu sorulara nasıl cevaplar verirdiniz? Siz de ankete katılın ve cevaplarınızı buraya gönderin. Hepsini merakla okuyacağıma emin olabilirsiniz. Görüşmek üzere. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...