zülfü livaneli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zülfü livaneli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2022 Cuma

Mart Ayında Okuduklarım (2022)

Herkese merhaba. Mart ayında okuduğum altı kitabı kısaca yorumladım ve hoşuma giden cümleleri yazdım.

Mart Ayında Okuduklarım (2022)

Zülfü Livaneli, Rüzgârlar Hep Gençtir, Dex Yayınları, 208 Sayfa,  1. Baskı, 2019.

Zülfü Livaneli-Rüzgârlar Hep Gençtir

Bu kitabı Sevgili Tozlu Hayaller Kütüphanesi hediye etti. Livaneli’yi çok sevdiğim için benim de okuma listemdeydi. Eğer kitabı para verip alsaydım üzülürdüm çünkü arka kapaktaki şu yazıyı görmemişim: “Zülfü Livaneli, Sevdalım Hayat kitabında yer alan anılarını genç yürekler için bir kez daha kaleme aldı.” Ben yazarın Sevdalım Hayat kitabını zaten okudum ve burada yorumladım. O kitabı okuyanların Rüzgârlar Hep Gençtir’i okumasına gerek yok. Ben elimde olduğu için okudum.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Ortaokula giderken elime ne geçerse okuyordum ama beni en çok etkileyen yazarlar Hemingway, Jack London, John Steinbeck gibi Amerikan romancılarıydı.

2. Hayalleriniz, onları unutmazsanız mutlaka bir gün gerçekleşir.

3. Eğer Batı demokrasilerinde olduğu gibi ana sağ ve ana sol akım iki büyük nehir gibi aksaydı insanlar bugün olduğu gibi etnik ve dini bölünmelere uğramayacaklardı.

Çünkü o zamanlar (80’ler) sol ve sağ hareketlerin içinde Türk, Kürt, Ermeni, Rum herkes yer alıyor ve kimse birbirinden farklı olduğunu düşünmüyordu. Bu insanları büyük politik kimliklerinden ayırıp daha alt gruplara bölenler, sözüm ona Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü sağlamak için yola çıktıklarına inananlar oldu.

4. Sanatta ve yaşamda alçakgönüllülük kadar büyük bir erdem yok.

5. Dünyaya gelmek ve var olmak bir mucizedir ama insanların çoğu bunu düşünmez.

Dünyaya gelmiş olmalarını ve varoluşlarını çok doğal karşılar ve bunun sayılamayacak kadar çok parametrenin kesişmesiyle oluştuğunu akıllarına getirmezler.

Mart Ayında Okuduklarım (2022)
Samipaşazâde Sezai, Küçük Şeyler, Türkiye İş Bankası Yayınları, 74 Sayfa, 6. Baskı, 2019.

Samipaşazâde Sezai-Küçük Şeyler

Yazarın kısacık öykülerinin toplandığı kısacık bir kitap. Bir saatte bitirebilirsiniz. Günümüzden bakınca çok doyurucu değil ama yazıldığı dönem için başarılı ve yenilikçi. Özellikle aynı metnin Osmanlıca ve Türkçe yazıldığı sayfalar etkileyiciydi.

Kitabın kapağı çok güzel ve içerisindeki bir öyküyle de çok uyumlu.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Bu kibirli, vefasız, kendini bilme hayvanların (kediler) kadınlar elbette taraftarı olur! Zaten kedi, kadındır.

2. Ah kadınlar! Anlaşılmaz bir muamma… Bazen vahşet ve şiddeti zayıf okşayışlara, küçük iyiliklere tercih ederler.

3. Ah, ne alçak gönüllerimiz var! Nefrete neden olması gereken olayların sevgiyi öldürememesi ne acıdır.

Mart Ayında Okuduklarım (2022)

Yelda Cumalıoğlu, Aşk olsun, Destek Yayınları, 280 Sayfa, 1. Baskı, 2013.

Yelda Cumalıoğlu-Aşkolsun

On sayfa okudum ve bana yetti. Diğer sayfaları hızlıca, göz atarak okudum. Sevene saygı duyarım ama bana sorarsanız uzak durun.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Yaşlanmak doğanın kanunu, paslanmak ise insanın ayıbı.

Mart Ayında Okuduklarım (2022)
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, Hayatı Uzatmanın Sırları, Hayy Kitap, 301 Sayfa, 3. Baskı, 2013.

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu-Hayatı Uzatmanın Sırları

Hayal kırıklığı. Hayy Kitap’ın sağlık konulu kitapları meşhurdur. Bu, içlerinde en zayıf ve yetersiz olanı olmuş. Bunu okuyacağınıza Karatay Diyeti, 30 Günde 10 Yıl ya da Taş Devri Diyeti kitaplarını öneririm. Onlardan daha çok şey öğrenebilirsiniz.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. “20’li yaşlarımızda aşktan söz ederiz

30’larımızda çocuklarımızdan

40’larda sağlıktan

50’lerde hastalıktan

Oysa 20’lerden itibaren sağlıktan söz etmemiz gerek;

60’larda hâlâ aşktan dem vurabilmek için.” Can Dündar

2. İlişkilerinizi gözden geçirin ve yaşamınızdaki dağınıklığı azaltmanın bir yolunu bulun. Sosyal bağlarınızı güçlendirin, çoğalın, kalabalıklaşın. Mc. Arthur Başarılı Yaşlanma Çalışması, sosyal bağları güçlü olanların daha yalnız yaşam sürenlerden %20 daha uzun yaşadıklarını gösterdi.

3. Sizi sıkan, üzen, size yük olan, sizi paçalarınızdan aşağı doğru çeken, canınızı sıkan ilişkileri sürdürmeye çalışmayın.

4. “Ne zaman yaşlıyız?” sorusunun farklı pek çok cevabı var ama benim en çok hoşlandığım “Yapacak bir şeyiniz kalmadığı zaman!” cümlesiyle başlayanıdır. “Sağlıklı ve formda kalmak isteyen meşgul insanların yaşlanmak gibi kötü bir alışkanlığı edinecek zamanları pek yoktur.” diyen her kimse bence çok haklı.

Mart Ayında Okuduklarım (2022)

Garson O’toole, O Laf Hemingway’in Değil, Karakarga Yayınları, Çevirmen: Burcu Üyken, 371 Sayfa, 1. Baskı, 2018.

Garson O’toole-O Laf Hemingway’in Değil

Bu kitabı Sevgili Handan’ın bloğunda görmüştüm. Fuarda beş liraya bulunca hemen aldım. Yazar, internet sitesinde ünlü özdeyişlerin kökenlerinin izini sürüyormuş, onları bu kitapta toplamış. Hani şu uzun zamandır defalarca duyduğumuz ama aslında ilk olarak kimin söylediğini bilmediğimiz sözler. Aşağıda incelenen bazı sözleri yazdım. Çoğu size tanıdık gelecektir:

*Aptallar bile krizle baş edebilir, insanı asıl tüketen günlük yaşantının kendisidir.

*Arkamızda kalan ve önümüzde duran meseleler, içimizde bulunanlara göre küçük meselelerdir.

*Bir adama bir balık verirsen onu bir gün, balık tutmayı öğretirsen bir ömür boyu doyurursun.

*Birilerini seviyorsan serbest bırak. Geri dönerlerse senindir.

* Büyük güç, büyük sorumluluk gerektirir.

*Çok hızlıyımdır, yatak odamda ışığın düğmesine basarım, daha oda kararmadan yatağa girerim.

*Dans edenler, müziği duyamayanlarca deli gibi görünürler.

*Değişimin sırrı, enerjini eskiyle kavga etmeye değil, yeniyi inşa etmeye harcamaktır.

*Deha; %1 ilham, %99 terdir.

*Dünyayı atalarımızdan miras almadık, çocuklarımızdan ödünç aldık.

*Edepli kadınlar nadiren tarih yazar.

*Eğer bir adamın nasıl bir adam olduğunu bilmek istiyorsan altlarına nasıl davrandığına bak.

*Eğer sahip olduğun tek alet çekiçse her sorun sana çivi gibi görünür.

*Eğlenerek harcadığın zaman, harcanmış değildir.

*Hayat; sen başka planlar yaparken başına gelenlerdir.

*Hayat, varılacak bir nokta değil yolculuğun kendisidir.

*Her büyük servetin arkasında bir suç vardır.

*İnsanların senin hakkındaki düşüncelerini, seni ne kadar az düşündüklerini anlayınca daha az umursayacaksın.

*İyi sanatçılar kopyalar, büyük sanatçılar çalar.

*Kimse sizi, sizin izniniz olmadan değersiz hissettiremez.

*Korkunç bir şekilde görüldü ki teknolojimiz, insanlığımızı geçti.

*Mesele; bana kimin müsaade edeceği değil, beni kimin durduracağıdır.

*Muhteşem icat ama bunu kim kullanmak ister ki?

*Nazik ol; tanıştığın herkes zor bir mücadelenin içinde.

*Para; aşkı satın alamaz ama pazarlık gücünü artırır.

*Satılık bebek ayakkabıları: Hiç giyilmedi.

*Sessiz kalıp aptal sayılmak, konuşup tüm şüpheleri yok etmekten iyidir.

*Sevdiğin bir iş seç, böylece hayatın boyunca bir gün bile çalışmak zorunda kalmazsın.

*Şeytanın zaferi için gereken tek şey, iyi insanların hiçbir şey yapmamasıdır.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. “Başarının %80’i piyasa yapmaktan geçer.” Woody Allen

Mart Ayında Okuduklarım (2022)

Robert Schnakenberg, Büyük Yazarların Gizli Hayatları, Domingo Yayınları, Çevirmen: Duygu Akın, İllüstrasyonlar: Mario, Zucca, 304 Sayfa, 5. Baskı, 2021.

Robert Schnakenberg-Büyük Yazarların Gizli Hayatları

Bu kitabın ayrıntılı yorumunu burada yazmıştım. Tıklayarak okuyabilirsiniz.

Bu kitaplar arasında okuduklarınız var mı? Okumak istedikleriniz? Merak ettikleriniz? Yorumlarınızı bekliyorum. Yeni yazılarda görüşmek üzere.

27 Temmuz 2016 Çarşamba

Mid-Year Book Freakout: 2016 Edition (Mimlendim #12)

Herkese merhaba. Mim yapmaya bayıldığımı beni takip edenler biliyor. Sevgili Esseve Rin de sağ olsun beni mimlerinde hiç unutmaz. Beni mimlediği bu mim geçen yıllarda da yapılmış ama ben ilk kez bu sene gördüm. Yılın ilk yarısını geride bıraktığımız için neler okumuşuz görmek amacıyla “En”leri seçiyoruz. O zaman başlayalım bakalım.

sule uzundere blog george orwell - 1984

1. Şu ana kadar okuduğun en güzel kitap? 
GEORGE ORWELL – 1984
1984 bir klasik ama ben okumayı hep ertelemiştim. Bu sene blogger arkadaşlarla okuma etkinliğinde 1984’ü beraber okuduk. Gerçekten sarsıcı ve etkileyici bir ditopyaydı. Bu türe alışkın olmayan beni dağıttı diyebilirim. Kitapla ilgili ayrıntılı yorumuma buradan ulaşabilirsiniz.

24 Temmuz 2016 Pazar

PAZAR 6’LISI: ALIŞVERİŞ SEPETİMDEKİ 6 KİTAP

pazar 6'lısı alışveriş sepetinizdeki 6 kitap
Herkese merhaba. Geçen hafta ülkenin malum durumundan dolayı yazmadığımız Pazar 6’lısı yazılarına kaldığımız yerden devam ediyoruz. Umuyorum ki siz blogger arkadaşlarım bizi yalnız bırakmayacaksınız. Bilmeyenler için açıklayayım: Pazar 6’lısı etkinliğinde her pazar belli bir kategoride 6 kitap seçiyoruz. Detayları buradan öğrenebilirsiniz. Bu haftanın konusu da alışveriş sepetimizdeki 6 kitap. Bu yazıyı yazarken gerçekten Kitapyurdu.com’u açtım ve alışveriş sepetime baktım. Bakalım ben hangi kitapları almak istiyorum:

7 Haziran 2016 Salı

MAYIS AYINDA OKUDUKLARIM (2016)

sule uzundere blog kitap yorumları
Herkese merhaba. Mayıs ayını 6 kitapla geçirmişim. İstediğim kadar çok okuyamadığım ama güzel kitaplar okuduğum bir ay oldu mayıs. Neler okuduğuma ve yorumlarıma gelirsek sırasıyla yazmaya başlıyorum.
julia quinn - son söz aşkın

JULIA QUINN – SON SÖZ AŞKIN
Romantik tarihi kitapları okumayı seviyorum. Bu türde favori yazarım Judith Mcnaught’tı ama Julia Quinn’in onu geçtiğini söyleyebilirim. Judith Mcnaught’ın sevmediğim kitapları var ama Julia Quinn’in okuduğum üç kitabına da bayıldım. . Judith Mcnaught kitaplarını bazen uzatabiliyor. Çok sevdiğim bir kitabında bile bazı bölümleri okurken sıkılabiliyorum ama Julia Quinn’in okurken sıkıldığım bir sayfası bile yok. Bu yüzden yazarın bütün kitaplarını okumaya karar verdim ama temmuzda taşınacağımız için bu kararımı şimdilik erteliyorum. (Bu arada yazarın kitapları elinde olan varsa bana ulaşsın. Bende verebileceğim onlarca kitap var. Takas yapabiliriz. ) Son Söz Aşkın bildiğimiz Kül Kedisi masalının 1800’lü yıllar İngiltere’sine uyarlanmış bir versiyonuydu ve çok zevk alarak okuduğum bir kitaptı. Sıcak yaz günlerinde sizi mutlu eden bir şeyler okumak istiyorsanız gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1.Okullara giriş iznimizin olmama sebebinin, böyle bir durumda siz erkekleri her konuda geçecek olmamız olduğunu düşünüyorum.
2.Benden nefret ettiğini bilerek yaşayabilirim ama sensiz yaşayamam.
3.En çok hatırlanan şeyler unutulan şeylerdir.
4.Sıkıcı hayatını sevmenin tek nedeni coşkulu ve heyecanlı bir hayat yaşamamış olman.

1 Şubat 2016 Pazartesi

MİMLENDİM #5 YAYINEVİ MİMİ

yayınevi mimi

Sevgili River beni bu güzel mimde mimlemiş. Kitaplarla ilgili her mimi severek cevaplandırırım. Bu sefer yayınevleriyle ilgili sorulara cevap vereceğiz. O zaman başlayalım.

1.En sevdiğiniz yayınevi hangisi?
Geçen sene en çok Doğan Kitap’tan kitap okumuşum. Bu sene ocak ayı itibariyle yine en çok Doğan Kitap’ın yayımladığı kitapları okumuşum. Bu durumda Doğan Kitap diyeceğim.

28 Aralık 2015 Pazartesi

KASIM OKUMALARI (2015)

kasım ayında okuduğum kitaplar

Herkese merhaba. Neredeyse ocak ayına gireceğimiz bu günlerde ben kasım ayında okuduğum kitapları bloguma yeni yazabiliyorum. Son günlerde bloga sık sık yazsam da yazdıklarımdan daha fazla yazılmayı bekleyen konular var. Bu yüzden birkaç hafta boyunca sürekli beni ve yazılarımı göreceksiniz J
Kasım ayında 9 kitap okumuşum. Kitaplar hakkındaki fikirlerimi yazmaya başlıyorum. Kitapları okuma sırama göre yazıyorum.

esra erol kara duvak

ESRA EROL – KARA DUVAK
Kitapta evliliklerinden ve eşlerinden çok çekmiş kadınların hikâyeleri vardı. Okurken bu kadar da olmaz, insan insana bu zulmü yapmaz dediğiniz olaylar var ama bu kadınlar bunları yaşamış. Hatta yıllarca yaşamışlar. Üstüne kocalarının düzelmelerini ümit ederek yaptıkları çocuklarına da yaşatmışlar bu kötülükleri. Okuyup halinize şükredebilirsiniz ama kitabın yazım yanlışları göz yormasaydı ve kitap daha düzgün bir dille yazılsaydı kitaptan daha çok etkilenebilirdim. Bu tarz bir kitap okumak isterseniz Sibel Hürtaş’tan Canına Tak Eden Kadınlar kitabını tavsiye ederim.

27 Aralık 2015 Pazar

PAZAR 6’LISI : BU YIL OKUDUĞUM EN GÜZEL KİTAPLAR

pazar altılısı bu sene okuduğum en iyi kitaplar
Herkese merhaba. Yılın son Pazar 6’lısı yazısını yazıyorum. Bu haftanın konusu, 2015 yılında okuduğumuz en güzel 6 kitap ama ben bu haftalık kuralı bozup 6 kitap değil 10 kitap yazacağım. Hem okuduğum kitaplar içinde altısını seçmem çok zor olurdu hem de önümüzdeki günlerde bu yıl izlediğim en iyi on filmi yazacağım için ikisinin sayısı eşit olsun dedim.

Aşağıdaki kitaplarda okumadıklarınız varsa hepsini gönül rahatlığıyla tavsiye ettiğimi bilin. Listemde herkese göre bir kitap var diye düşünüyorum çünkü içlerinde polisiye, komedi, aşk ve dram türünde kitaplar mevcut. Kitapları okuduğum sıraya göre yazacağım. En sevdiklerimi seçmek benim için yeteri kadar zordu bir de onları sıralamama beklemeyin benden J

11 Temmuz 2015 Cumartesi

HAZİRAN AYINDA OKUDUKLARIM (2015)

     Herkese merhaba. Bundan sonra okuduğum kitapları tek tek değil de ayda bir kere toplu olarak yazmaya karar verdim. Eğer çok beğendiğim, hakkında uzun uzun konuşmak istediğim bir kitap olursa sadece onu yazarım tabi ama bunun dışında her ayın ilk haftası bir önceki ayda okuduğum kitapları yazacağım.

     Haziran ayında toplam 8 kitap okumuşum. Bu kitapların 5’i bahar okuma şenliği 3’ü yaz okuma şenliği için okundu. Temmuz ayında okuyacağım kitapları da yaz okuma şenliği listemden seçip okuyacağım. Listeme buradan ulaşabilirsiniz.Okuduğum kitapları okuma sırama göre yazmaya başlıyorum.

george orwell hayvan çiftliği

George Orwell – Hayvan Çiftliği: Utanarak söylüyorum ki ilk kez geçen ay bir George Orwell kitabı okudum. Tabii ki ismini duymuştum ama nedense bugüne kadar yollarımız kesişmemişti. Artık merakıma dayanamayıp yazarın Hayvan Çiftliği ve 1984 kitaplarını aldım. İlk olarak Hayvan Çiftliği’ni okudum. Kitabı bitirdikten sonra ilk düşündüğüm şey “Ben bu kitabı okumak için neden bu kadar beklemişim ki.” oldu. Çok beğendim ve çok etkilendim. 160 sayfalık bu kitap iktidarın insanları nasıl değiştirebileceğini saatlerce süren konuşmalardan ya da yüzlerce sayfalık tarih kitaplarından daha etkili anlatıyor. Okuyun, okutturun. Şimdi 1984’ü okumayı daha çok istiyorum.

Ayşe Arman – Gezi’nin Güzel İnsanları: Gezi olaylarının yıldönümünde okudum bu kitabı. Kitap Ayşe Arman’ın Gezi olaylarıyla ilgili insanlarla yaptığı röportajlardan oluşuyor. Olayın üstünden sadece iki yıl geçmesine rağmen birçok detayı unuttuğumu fark ettim. Maalesef Türk halkı olarak çok unutkanız. Bu kitap kitaplığımda o günlerden bir hatıra olarak kalacak. İnsanların nasıl haksızlıklara uğradığını ve ne acılar çektiğini öğrenmek ve / veya hatırlamak isterseniz siz de bu kitabı okuyabilirsiniz.

nicholas sparks son şarkı

Nicholas Sparks – Son Şarkı: Bu kitabı eski okulumun kütüphanesinden almıştım. Müdür bey kitabın kapağında öpüşen iki insanı görünce “Hocam bu kitabı sen al, sende kalsın.” demişti J 2 senedir öyle kitaplığımda duruyordu. Romantizm ihtiyacı duyduğum bir anda okudum. Kitaptan çok bir şey beklemediğimden midir bilmem umduğumdan güzel bir kitap çıktı. 470 sayfalık bu kalın kitabı hızla okuyorsunuz. Ronnie  gibi itici bir karaktere tahammül etmeye çalışırken Will’e aşık oluyorsunuz. Bu arada yazarın birçok kitabının sinemaya aktarıldığını belirteyim. Not Defteri, Sevgili John gibi filmler yazar Nicholas Sparks’ın kitaplarından filme çekilmiş. Hatta bu kitap da film olmuş. İmdb puanına bakınca (5.8) ve başrolde Miley Cyrus’un oynadığını öğrenince filmi izlemekten vazgeçtim ama merak edenler için filmin fragmanını buraya koyuyorum:


Kerime Nadir – Hıçkırık: Kerime Nadir’in bu kitabı Ediz Hun, Hülya Koçyiğit ve Kartal Tibet’in başrollerini paylaştığı bir filme çekildi. O filmi çocukken televizyonda izlemiştim. Kitabını da merak edip okudum. Birini bir ömür karşılıksız sevmek, deli gibi aşık olmasına rağmen toplum baskısına dayanamayıp kavuşamamak gibi konular kitabın yazıldığı yıllarda çok yaygın olsa da maalesef günümüz gençliğine hitap etmiyor. Ben de kitabı “Ayyy, o zaman ne güzel aşklar varmış.” Duygusuyla değil “Ne salak bunlar. Madem birbirinizi seviyorsunuz söyleyin kavuşun işte.” Duygusuyla okudum. Sanırım biraz odunum L

Vedat Türkali – Fatmagül’ün Suçu Ne: Ben Vedat Türkali’nin Fatmagül’ün Suçu Ne diye bir kitap yazdığını, sonra bu kitabın filme uyarlandığını sanıyordum ama tam tersiymiş. Yazar filmin senaryosunu yazmış, sonra bu senaryo öyküleştirilerek yazılmış. İlk defa bu tarz bir kitap okudum ama beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Kitap baştan savma yazılmış gibi. Olaylar çok hızlı ilerliyor, karakterler yeteri kadar tanıtılmıyor ve kimsenin hangi davranışı hangi amaçla yaptığı anlaşılmıyor. Kırmızı Kedi Yayınları’nın senaryoları öyküleştirdiği başka kitapları da varmış ama ben okumayacağım.

nilgün belgün hayat sen benimsin

Nilgün Belgün – Hayat Sen Benimsin: Kitap Nilgün Belgün’le yapılan bir söyleşi. Ünlü insanların hayatlarını okumayı seviyorum. O ünlü kişiye hayran olmama ya da onu çok sevmeme gerek yok. Neler yaşadıklarını, nasıl ünlü olduklarını, hayatlarını merak ediyorum. Doğan Kitap’ın 5 lira kampanyasından almıştım bu kitabı. Eğer oyuncuya özel bir hayranlığınız yoksa okumasanız da bir şey kaybetmezsiniz.

Zülfü Livaneli – Kardeşimin Hikayesi: Zülfü Livaneli en sevdiğim günümüz yazarlarından biri. Bütün kitaplarını okuyacağım. Eski ev arkadaşım E. 2014 yılına girerken hediye etmişti bu kitabı bana. Hemen okuyup bitirmeyeyim, yeni kitabını beklemek zor olur dedim, okumadım. Yazarın bu sene yeni kitabı çıkınca daha fazla ertelemek istemedim ve okudum. Livaneli’nin şimdiye kadar okuduğum en gizem dolu kitabıydı bu. Bir polisiye kadar da heyecanlıydı. Bazen kitaptaki sırların ortaya çıkması için kendi kendimle konuştum “Eee, hadi yeter. Gerçekte ne olmuş söylesene.” diye J Livaneli’nin kitapları hep biraz hüzünlüdür, kitabın kahramanları hep haksızlıklara uğramıştır ama sanırım beni en üzen kitabı bu oldu. Kitabı sonunda resmen içim acıdı. Kaldı ki sonunda ne olacağını kitabın bitmesine 100 sayfa varken az çok tahmin ettim ama buna rağmen yine de çok etkilendim. Bu kitap tavsiyemdir, okuyun. Hatta sadece bunu değil bütün Livaneli kitaplarını okuyun, pişman olmazsınız.

Filiz Aygündüz – Kaç Zil Kaldı Örtmenim: Güneydoğu’da 4 yıl öğretmenlik yapmış biri olarak terörün en yoğun olduğu yıllarda Diyarbakır’da öğretmenlik yapmış bir kadının anılarını okumak istedim. Yaşadıklarımızın arasında bazı benzerlikler bulsam da yazarın benden kat be kat zor şartlarda çalıştığını söylemeliyim. Biraz otobiyografi biraz roman türünde olmuş kitap. Kolay kolay ağlamayan beni sonunda ağlatmayı becerecek kadar başarılı. Kitabın sonunda kime üzüleceğimi şaşırdım. Haksızlığa uğrayan o kadar çok kişi vardı ki. Sonunda üzüldüğüm kitaplar için sonu keşke farklı bitseydi derim. Bu kitap için onu diyemem çünkü farklı bir son kitabın gerçekliğine zarar verirdi ve inandırıcı olmazdı. Aranızda okumayan varsa şiddetle tavsiye ederim.


     Haziran ayında okuduğum kitaplardan genel olarak memnunum. Temmuz ayından da umutluyum. Bir haftalık bir geziye katıldığım için kitaplarıma bir hafta ara vermem gerekse de bu ay çok ve iyi kitaplar okuyacağımı düşünüyorum. Umarım yanılmam. Şimdilik hoşça kalın. Görüşmek üzere. 

9 Şubat 2015 Pazartesi

EDEBİYAT MUTLULUKTUR (ZÜLFÜ LİVANELİ)



ALTINI ÇİZDİKLERİM:

1. İnsan istediğini yapabilir ama istediğini isteyemez. ( Schopenhauer)

2. Kapitalizmin kafa karıştırıcı ürün pazarlama tekniklerinden kurtulmanın tek yolu, kendi okuma zevkinize güvenmektir.

3. En eski (ve hâlâ çalışır durumda olan) yayınevimiz 100 yılı aşkın bir süredir nitelikli kitaplar yayımlayan Remzi Kitabevi'dir.

4. Farklı görünme çabası sıradanlığın göstergesi değil midir? Gerçekten farklı olan bir kişi, neden farklı olduğunu kanıtlamaya uğraşsın?

5. "En iyi üslup, zabıt katibinin üslubudur." (Stendhal)

6. Kan her şeyi kirletir, en kutsal amaçları bile.

7. İnsan soyunun en korkunç eylemi öldürmek, en kötü huyu ise alışmak.

8. "Sadece müzikten anlayan, müzikten hiçbir şey anlamaz." (Hans Eisler)

9. "Bir yazarın başarısı, göze aldığı başarısızlıkla ölçülür." (Faulkner)

10. Halk kültürümüzde de düşünme eylemini öven bir tek söz yoktur ama tersi örneklere bol bol rastlanır.
      "Nasrettin Hoca'nın hindisi gibi düşünmek"  deyiminin yanına "Düşün düşün, boktur işin",     "Karadeniz'de gemileri batmış gibi düşünmek", "ayağını sıcak, başını serin tutmak" ve "derin düşünmemek" gibi birçok halk sözünü koyabiliriz.
     Böylece insanoğlunun en soylu eylemlerinden birisi olan düşünmek, bu toprakların geleneğinde yararsız, gereksiz hatta tehlikeli ilan edilmiş.
     Böyle bir çorak toprakta "deneme" türünün gelişmesine olanak yoktu ve olamadı.

11. "Çeviri kadın gibidir; güzeli sadık olmaz, sadığı güzel olmaz." (Rus sözü)

12. Oysa kültür vücutta kan gibidir. Dışarıdan bakınca görünmez ama onsuz yaşam olmaz.

13. "Çok düşman çok şeref demektir." (Alman sözü)

14. Hz. Muhammed'e namaz kılarken saldıran bir yılanı alt eden kedinin sırtını okşadığı da anlatılanlar arasında. Bu yüzden kediler sırtüstü yere düşmezmiş.

15. Eski Amerikan başkanlarından Abraham Lincoln'e "Bir insanın ideal bacak boyu ne kadar olmalıdır?" diye sorduklarında yalın bir cevap vermiş. "Yere ulaşmaya yetecek kadar."

16. "Benim mecbur olduğumu fark etti / Zalım garaz etti, kaçtı gelmedi (Karacaoğlan)

17. Zaten zeki insanlar kurnaz olmaz, kurnazlar da zeki. Bu iki kavram arasında kesin bir zıtlık vardır. Einstein de kurnaz değildir, Mevlana da, Nietzsche de, Hz. İsa da. Herhangi bir şark kurnazı, bu büyük insanları iki dakikada kandırmayı başarabilir; çünkü hem küçük hesaplara akılları ermez onların, hem de insanlıkla ilgili yüksek düşünceleri bu derece alçalmayı kavrayamaz.
     Zeka, rüyaları olan büyük insanlara, kurnazlık ise "köşeyi dönmeye çalışan" küçük insanlara özgüdür.

   
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...