biyografi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
biyografi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2022 Pazar

10 FİLM YORUMUM

Herkese merhaba. Geçen sene izlediğim filmlerin yorumlarını hâlâ bitiremedim. Nisana kadar yazabildiğim kadarını yazıp yazamadıklarımı bırakacağım. Ne kadar olursa artık. Bu arada en iyilerini en sona sakladım. En beğendiğim filmleri en son 22’ye düşürebildim. Onları da iki farklı yazıda paylaşmak istiyorum. Sinema dolu günler bizi bekliyor yani J

Kısa kısa da olsa söyleyecek bir şeyimin olduğu filmleri bloğuma yazmak istiyorum. Böylece size fikir verebilirim, ben de yıllar sonra bloğuma baktığımda bu filmler hakkında ne düşünmüşüm görebilirim. Hazırsanız başlayalım.

20 Ocak 2022 Perşembe

2021’de İzlediğim 10 Filmi Yorumladım

Herkese merhaba. Geçen sene izlediğim filmlerin neredeyse yarısını bloğuma yazamadım. Kısa kısa da olsa söyleyecek bir şeyimin olduğu filmleri bloğuma yazmak istiyorum. Böylece size fikir verebilirim, ben de yıllar sonra bloğuma baktığımda bu filmler hakkında ne düşünmüşüm görebilirim. Hazırsanız başlayalım.

30 Temmuz 2021 Cuma

25 Kasım 2017 Cumartesi

KISA KISA KİTAP YORUMLARI #1

sule uzundere blog kitap yorumları

SUNA KIRAÇ - ÖMRÜMDEN UZUN İDEALLERİM VAR
Ömrümden Uzun İdeallerim Var kitabını şimdi hatırlayamadığım bir blogda görmüştüm. Arkadaşın yorumuyla kitap ilgimi çekmişti. Okul kütüphanesinde kitaba rastlayınca fırsat bu fırsattır dedim ve kitabı alıp okudum.

Kitap Vehbi Koç’un kızı Suna Kıraç’ın hayatını anlatan biyografi-anı tarzında bir kitap. Kıraç’ın çocukluğundan, genç kızlığından başlıyor, yetişkinliği, iş hayatına atılması, yaşlılığı ve hastalığıyla devam ediyor. Kitabın ilk bölümü diyebileceğim gençliğini  merakla ve hızla okudum ama iş hayatının anlatıldığı bölümler çok detaylı geldiği için bana hitap etmedi. Oraları atlayarak okudum. Buna rağmen Kıraç’ın ne kadar başarılı bir iş kadını olduğunu anladım.

Kitapta Türkiye’nin en zenginlerinden Vehbi Koç’un cimrilik anılarını okumak hem güldürdü hem düşündürdü.

Kitap Suna Kıraç ve eşinin sahibi oldukları yayınevinden çıkmış ama maalesef kitabın baskı kalitesi düşüktü. Keşke başarılı yayınevlerinden birinden çıksaydı ya da kendileri basımına özen gösterselerdi diye düşündüm. Kitabın gelirinin Suna Kıraç’ın kurucusu olduğu Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na bağışlanacak olmasını takdir ettim.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Ömrümden uzun ideallerim var.
2. Bir evladın sevildiğini en çok hissettiği anın anne ve babasının en çok üzüldüğü an olması hayatın bir çelişkisi olsa gerek.
3. “Bana bir gün başbakanlık teklif etseler, bir de GS Kulübü başkanlığı teklif etseler; GS Kulübü başkanı olmak isterim, başbakan olmak istemem.” Abdi İpekçi
4. “İtibar 30 yılda kazanılır, bir gecede kaybedilir.” Vehbi Koç
5. Vehbi Koç için israf en çok sakınılması gereken bir yasaktı. Uçak yolculuklarında bile ekonomi sınıfına biniyor, neden Business Class’ta uçmadığına ilişkin sorulara ise “Uçağın arka tarafı başka yere mi gidiyor?” diye yanıt veriyordu.
6. “Her zaman adama göre iş değil işe göre adam bulun.” Vehbi Koç

25 Haziran 2014 Çarşamba

NEBİL ÖZGENTÜRK - BİR YUDUM İNSAN


ALTINI ÇİZDİKLERİM:

Metin Erksan, Aşık Veysel'in hayatını anlatan bir film yapar. Adını "Karanlık Dünya" koyar. Ama film sansüre uğrar. Önce adını "Dünya karanlık olmaz." diyerek "Aşık Veysel'in Hayatı" diye değiştirirler. Ayrıca filmde Veysel'in gözleri çiçek hastalığından dolayı çocukken kör oluyor ki gerçekten de öyle. Sansür kurulu "Kasabada doktor mu yokmuş, bu Türkiye'nin aleyhine olur, ülkemizde sağlık sorunu varmış zannedilir." gerekçesiyle bu sahneyi kaldırır ve yerine hemşirelerin, doktorların bolca olduğu ve büyük bir devlet hastanesinin bulunduğu bir sahne ekler. Hatta filmdeki hastane Sivrialan Devlet Hastanesi adını alır. Halbuki böyle bir hastane o yıllarda yoktur. Bu arada filmdeki doktorlar "Artık köyümüzde çiçek hastalığı olmayacak" diye konuşturulur. Yine filmde Veysel'in bir tarlada yürüme sahnesi vardır. Fonda buğdaylar görülmektedir ama kurul "30 santimlik buğday çekmişsiniz. Sanki ülkemizde tarım çok geriymiş gibi bir anlam çıkar. Bu sahneyi de çıkarın." der. Yerine, Amerikan filmlerinden alınmış 1 metre uzunluğunda buğdayların göründüğü ve 5-10 tane biçerdöver makinesinin bulunduğu bir sahne eklerler. Filmde köy kadınlarından biri çıplak ayakla dolaşmaktadır. Kurul, "Türk insanı çıplak ayakla dolaşmaz." diye bu sahneyi de çıkarır. Sonunda film bambaşka bir hale gelir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...