belgesel filmler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
belgesel filmler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2021 Cuma

İzlediğim Filmler

Not: Filmler beğeni sırama göre sıralanmıştır. İlk film en beğendiğim, son film en az beğendiğim filmdir.

Not 2: Bütün görseller IMDB sayfasından alınmıştır. 

5 Mayıs 2021 Çarşamba

Şubat Ayında İzlediğim Filmler

Not: Filmler beğeni sırama göre sıralanmıştır. İlk film en beğendiğim, son film en az beğendiğim filmdir.

Not 2: Bütün görseller IMDB sayfasından alınmıştır.  

Şubat Ayında İzlediğim Filmler

AYLA

Bütün Türkiye’nin izlediği filmi ben bu sene izledim. Başroldeki kızın tatlılığına bayıldım. Dönem filmi olarak başarılı bir filmdi. Türk sinemasında bu tarz filmler görmek istiyorum. Anlatabileceğimiz o kadar güzel hikâyelerimiz var ki. 

Süleyman Astsubay’ın hikâyesini bilmeden bu filmi izlesek inandırıcı gelmez belki. Ne kadar abartmışlar deriz ama bunlar gerçekten yaşanmış. Her zaman derim, kaderin yaratıcılığı hiçbir senaristte yok. Filmde, dizide, kitapta “Yok artık bu kadar olmaz. Ne kadar uçmuşlar.” dediğimiz olaylar, hatta daha fazlası bazı insanların başına geliyor.

Filmi beğendim ama filmde en çok etkilendiğim yer gerçek Süleyman Astsubay ve Ayla’nın karşılaşma anıydı. Orada ağladım işte. Nasıl bir sevgi, nasıl bir özlem bu kadar uzun sürer? Ankara Marşı’nı söyleyen Koreliler de duygulandırdı beni. Tarihimizin önemli bir bölümünü anlatan bu film, eğer hâlâ izlemediysen öneri listemde.

22 Nisan 2021 Perşembe

Ocak Ayında İzlediğim Filmler

Not: Filmler beğeni sırama göre sıralanmıştır. İlk film en beğendiğim, son film en az beğendiğim filmdir.

Ocak Ayında İzlediğim Filmler
Afiş çok iyi değil mi? 

                                                                                  ISTAKOZ

Bu filmi sevgili Gül’ün listesinde görmüştüm. Gül “2020’de İzlediğim En İyi 10 Film” diye bir liste yapmıştı. Ben o listedeki filmlerin sekizini izlemişim. Hepsi de beğendiğim filmlerdi. Hemen tümevarım yöntemiyle listede izlemediğim diğer filmleri de seveceğimi düşündüm ve not aldım. O filmlerden biri Istakoz’du. Film hakkında hiçbir şey bilmeden izlemeye başladım. Çok ilginç bir filmdi. Çok farklı bir dünyada geçiyordu. Her an farklı bir detay öğrenip şaşırıyordum. Bütün bu farklılıklar inandırıcı bir şekilde anlatılıyordu. Bu film berbat ve komik olabilecek bir senaryoya sahip ama bunun yerine gayet etkileyici bir iş olmuş. Sanırım bunda en büyük pay yönetmene ait. Bundan sonra diğer filmlerini de takip edeceğim. Farklı bir film izlemek isterseniz tavsiye ederim.

Ocak Ayında İzlediğim Filmler

FORGOTTEN

Gül’ün listesindeki diğer izlemediğim film de buydu. Benim Uzak Doğu sinemasıyla pek aram yoktur. İzlediğim filmler en fazla on tanedir. Onlar da en popüler, en bilinen filmler. Bu filmi Gül önermeseydi asla izlemezdim. İyi ki onun tavsiyesini dinlemişim diyorum.

Film çok heyecanlı başladı. Aslında filmi üç bölümde inceleyebiliriz. İlk bölüm gizem ve heyecan, ikinci bölüm olanları anladığımız yer, üçüncü bölüm bütün gerçekleri öğrendiğimiz ve düğümlerin çözüldüğü kısım. Ben en çok ilk bölümü sevdim. Sürekli bir gerginlik, neler oluyor hissi ve olaylar nereye bağlanacak merakına bayıldım. Hele bir karakol sahnesi var, tüylerim diken diken oldu. Burayı nasıl açıklayacaklar diye merak ettim. Açıkladılar ve bence olayları güzel bağlamışlar ama filmin sonunun drama bağlamasını sevmedim. Daha farklı bir son olsaydı ya da bu kadar dram ağırlıklı olmasaydı bu film efsane olabilirmiş. Şimdi bile çok iyi. Mutlaka izleyin. Başroldeki iki erkek oyuncunun performansı da çok iyiydi.

Ocak Ayında İzlediğim Filmler

TELEFON

Gül’ün önerdiği Forgotten’ı bu kadar beğenince bu sefer arkadaşım Gülsüm’ün önerdiği Telefon’u izledim J Bu film de çok iyiydi. Forgotten’da iki erkek başrol varken Telefon’da iki kadın başrol vardı. İkisi de iyi performanslar sergilemişler. Yine olaylar hiç beklemediğim bambaşka yerlere gitti. Uzak Doğu sinemasındaki bu sürpriz olaylarını, tahmin edilememe durumunu sevdim. Yalnız bu filmde birkaç mantık hatası vardı. Birkaç yerde de karakterin neden öyle davrandığını anlamadığım sahneler oldu. Mesela çenesini kapatsa hayatına aynen devam edecek olan karakterin bir cümleyle her şeyi mahvetmesi gibi. Bir de filmin sonunda gösterilen sahneyi beğenmedim. Tam film bitti derken kısa bir sahne daha gösterildi. Artık ikinci filme mi hazırlık yapıldı yoksa böyle de bitebilirdi mi denmek istendi bilmiyorum ama o kısmı sevmedim. Yine de herkese öneririm.

Ocak Ayında İzlediğim Filmler

AZİZLER

Dokuz Kere Leyla fiyaskosundan sonra bu filmden uzak durmam gerekirdi ama filmin yorumları bir nebze daha iyi olunca cesaretlendim. Zaten Dokuz Kere Leyla kadar kötü değildi ama çok iyi de değildi. Filmden aklımda kalan ve en çok güldüğüm sahneler çocuk oyuncu Caner’in olduğu sahnelerdi. İzlerken çok güldüm ama tabii gerçek hayatta öyle bir çocuktan koşarak kaçardım. O kadar olmasa da maalesef çevremizde Caner’e benzeyen çocuklar oluyor bazen. Bir de bu film bana Haluk Bilginer’in biraz yüzünü dinlendirmesi gerektiğini hissettirdi. Tamam, oyuncu canımız ciğerimiz ve çok başarılı bir isim. Ama tercihlerinde daha seçici olması gerektiğini düşünüyorum. Her sene bir ya da birkaç filmde oynamaktansa 2-3 yılda bir, bir filmde oynasın ama bu kaliteli bir film olsun. Ben böyle düşünüyorum.

Ocak Ayında İzlediğim Filmler

BEST OF STAND-UP 2020

Netflix’te yayınlanan stand up gösterilerinden kısa kısa bölümlerin alındığı bir gösteri. Komedyenlerin çok azını tanıyordum ve çok az yerde güldüm. Gösteriyi izlerken aklıma şu geldi. Ağlamak, üzülmek evrenseldir. Dünyadaki bütün insanlar neredeyse aynı şeylere üzülüp ağlayabilirler. Komedi, gülmek ise daha yerel. Ülkelerin espri anlayışları o kadar değişiyor ki. Bırak ülkeleri iki insan bile çok farklı şeylere gülüyorlar. Bu yüzden bu gösteri beni umduğum kadar güldürmedi.

Ocak Ayında İzlediğim Filmler

DOKUZ KERE LEYLA

Sosyal medyada bu film çıktığı ilk andan itibaren hep kötü eleştiriler aldı. Hiç beğenilmedi. Başka bir film olsa izlemeyi aklımın ucundan bile geçirmezdim ama oyuncu kadrosu beni cezbetti. Ben filmleri genellikle oyuncuları için izlerim. Eğer sevdiğim bir oyuncu oynuyorsa film kötü olsa bile çok üzülmem, en azından sevdiğim kişiyi izledim diye düşünürüm. Bu yüzden Dokuz Kere Leyla’yı da izledim. Gerçekten denildiği kadar kötüymüş. Filmleri yarım bırakmıyorum çünkü zaten 2-3 saat sürüyor, sonuna kadar izleyeyim diye düşünüyorum ama bu filmi atlaya atlaya izledim. Haluk Bilginer her bayıldığında ve dans edip şarkı söylediğinde başkası adına utanma duygusunu yaşadım. Hiç bulaşmayın derim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...