Sekiz senedir bu bloğu yazıyorum. Her zaman aynı seviyede olmasa da sürekli aktif oldum. Yazı yazdım, yazıma gelen yorumları cevaplandırdım, blogları takip ettim, onların yazılarını okudum, yorum yazdım… Böylece başlangıçta yalnız olan ben bugün 570 takipçiye ulaştım. Tabii ki hepsi aktif değil. Hatta bazıları yıllardır buralara uğramamıştır ama düzenli olarak görüştüğüm arkadaşlar da edindim. Sosyal medyadan arkadaş olmak çok keyifli olabilir. Özellikle blog arkadaşlığının yeri benim için ayrı. İşte bu arkadaşlarımdan üçü beni şubat ayında çok şaşırttılar ve sevindirdiler.
yapboz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yapboz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Mart 2022 Pazar
26 Ağustos 2021 Perşembe
19 Temmuz 2017 Çarşamba
9 Temmuz 2016 Cumartesi
YAPBOZ KOLEKSİYONUM #3
Blogumu
uzun zamandır takip edenler yapboz yapmayı ne kadar sevdiğimi bilir. İlk yapbozum
500 parçaydı ve iki sene önce bitirmiştim. Yapboz yapmayı o kadar sevdim ki bu
iki senede yedi yapboz aldım ama gerek iş hayatının yoğunluğundan gerekse başka
hobilerime yoğunlaşmamdan dolayı o yedi yapboz iki yıldır evde bekliyordu. Haziranın
son haftası Gümüşhane’ye kardeşimi ziyarete gittiğimde en beğendiğim
yapbozlardan birini kardeşimle beraber yaparız diye yanımda götürdüm. Kardeşimle birlikte 1000
parçalık bu yapbozu yaklaşık bir haftada bitirdik.
19 Temmuz 2015 Pazar
YAPBOZ KOLEKSİYONUM #2
Yapboz
koleksiyonum 1. yazısında (okumak için tıklayınız) kendime 3 yeni yapboz
aldığımı, onları yapmak için sabırsızlandığımı ama bunun aylar alabileceğini
yazmışım. Sonuç: 9 ay geçti ve 3 yapboz da kutularında duruyor L İşten
güçten, boş vakitlerimde de kitap, film, dizi ve internetten bir türlü vakit
bulup da o yapbozlara başlayamadım. Koleksiyonumun ikinci parçası hiç
beklemediğim bir anda ve yerden geldi.
Geçen
hafta eşimle birlikte Konya’ya abisini ziyarete gittik. Eşimin yeğenleri Betül
7. Sınıfa, Zeynep ise 3. Sınıfa geçtiler bu yıl. Geçen sene onlara 300 küsur
parçalık bir Türkiye haritası yapbozu almıştık. Hem boş vakitlerinde
oyalanırlar hem de şehirlerin yerlerini öğrenirler diye. O yapbozu defalarca
yaptıktan ve şehirlerin yerini öğrendikten sonra babalarına 1000 parçalık bir
manzara yapbozu aldırmışlar.
Betül
bu 1000 parçalık yapbozu birkaç kere yapmış ama bizim ziyarete geleceğimizi
duyunca beraber yaparız diye yapbozu parçalarına ayırmış. Bir gece 23 sularında
ikimiz yapbozun başına oturduk ve abartmıyorum yapboz ertesi gün 23 sularında
bitti. Resmen 24 saatte 1000 parçayı yerleştirdik. Gerçi %70’ini Betül yaptı,
benim payım anca %30’dur. (Tabii o son parçayı kaybetmeyip yapbozu tamamen bitirseydik daha iyiydi ama neyse ki firmanın eksik parça temin etme garantisi var.)Ben de şimdi başlarım ama bitirmesi uzun sürer diye o
kadar zaman yapmayı ertelediğim yapbozlarımı düşündüm. Meğer o kadar da zor
değilmiş onları bitirmek.
Tabii
bir de bu işin yetenek boyutu var. Kimi insan sabırsız olduğu ya da dikkat
sorunu yaşadığı için yapboz yapmada maalesef başarılı olamıyor. Kimi insan da
parçaya bakıp direkt onun nereye konulacağını söylüyor (Henüz 12 yaşında
olmasına rağmen Betül de bu grupta). Ben işte bu iki grubun arasındayım, orta
yetenekteyim. Renk ve desene göre parçaları ayırıp nereye gelebileceğini tahmin
ediyorum ama parçaları tek tek deneyerek yerleştiriyorum. Bu da bana doğal
olarak zaman kaybettiriyor.
Sonuç
olarak yapbozda çok yetenekli olmasam da yapboz yapmaktan ne kadar zevk
aldığımı hatırladım. En iyisi ben burada size bir söz vereyim de yeni yapboz
için aylarca beklemeyeyim. Başlamaya üşensem bile sizden utanıp yaparım J 3 ay içinde
yani 19 Ekim’e kadar yeni bir yapboz yazısı yazacağım.
Siz
yapboz yapmayı sever misiniz? Yaptığınız yapbozların fotoğrafı var mı? Hadi bu
konu hakkında konuşalım. Yapboz yapmak kadar bu konu hakkında konuşmanın da
hoşuma gittiğini fark ettim J
NOT:
Türkçesi dururken puzzle demiyoruz ve yapbozu kullanıyoruz değil mi? İmza: Bir
Türkçe öğretmeni J
8 Ekim 2014 Çarşamba
YAPBOZ KOLEKSİYONUM #1
Yapboz yapmayı her zaman severdim. Benim hiç yapbozum olmadı ama çocukken gittiğim her evde, gördüğüm her yapbozu yapmayı sevdim. Tabii bu dediğim bundan yıllar yıllar önce, ben çocukken gerçekleşti ve yapıyordum dediğim o yapbozlar da 20-60 parçalıktı.
İş arkadaşım Aysun ve ev arkadaşlarının yapboz yapma hobisi olduğunu duymuştum ama bu, evlerine gidip de bitirdikleri yapbozları görmeden önce o kadar da etkilememişti beni. Gördüğümde ise resmen içimdeki uyuyan dev uyandı.
1000 ve 1500 parçalık birçok yapboz yapmışlardı. Sonra parçaları yapıştırarak yapbozun tablo gibi görünmesini sağlamışlardı. Hepsi için diyemem ama bazıları o kadar güzeldi ki çerçeveletip tablo niyetine duvara asabilirsin(ki bunu yapan kişiler de var zaten). Gördüğüm bu güzellikler beni harekete geçirdi.
Yıllar önce sinema dergisine abone olduğumda(bu dergi kapandığı için hala çok üzgünüm ama bu başka bir yazının konusu) 500 parçalık bir yapboz hediye etmişlerdi. yıllardır bu yapbozu ne yapıyordum ne başka birine veriyordum ne de atıyordum. Kitaplığımda öylece duruyordu. İçimdeki yapboz aşkı kabarınca ilk önce ondan başlamak istedim. Zaten 500 parça olduğu için çok da zorlanacağımı düşünmedim ama yanılmışım.
Yapboz ressam Jules Joseph Lefebvre'nin Hizmetçi Kız adlı tablosuydu. (bknz) Bir kadın portesinden oluşan bu yapboz kadının beyaz bir elbise giymesi ve bir duvarın önünde durmasıyla zor yapılır hale gelmişti. Yapbozun en kolay sağ ve sol alt kısımlarını yapabildim çünkü diğer bölümlere göre renkleri belirgin ölçüde farklıydı. Diğer kısımlar ise hem renklerinin birbirine yakın olması hem de benim acemiliğim yüzünden bayağı uzun sürdü. Kadının vücudu bittikten sonra duvarları yapmak ise ölüm gibiydi çünkü tek bir parçayı bile onlarca yerde denedim. Birbirlerinin tıpatıp aynısı oldukları için sadece deneme yanılma yoluyla ilerledim ve bu hem sabrımı hem de belimi zorladı.
Sonuç olarak yapboz bittiğinde, özellikle o son parçayı yerleştirdiğimde içimde oluşan o hissi çok sevdim.
Bu ilkti ama son olmayacak. Bu sefer hedef büyüterek 1000 ve 1500 parçalık üç yapboz aldım bile kendime. En kısa zamanda başlayacağım. Bu seferkileri kendim seçtiğim için daha şevkle yapacağımı düşünüyorum.
Yapboz yapmayı sevdim. Canım sıkkın olduğunda, sinirli olduğumda ya da bir şey kafama takıldığında oturuyorum yapbozumun başına. Çok değil birkaç dakika sonra kafam tamamen boşalıyor. Tek düşünebildiğim hangi parçanın nereye gelmesi gerektiği. O yüzden benim için mükemmel bir kafa dağıtma aracı oldu yapboz.
Yeni yapboz yaptıkça onları da yazacağım ama büyük ihtimalle bu yazılar kısa aralıklarla olmayacak. Diğer hobilerim, işim ve yapmak zorunda olduğum görevlere bir de tembelliğim eklenince bir yapbozu bitirmem aylar sürer.
Bu arada Türkçesi varken Türkçesini kullanıyor ve puzzle yerine yapboz diyoruz değil mi? (Sosyal mesajı da verdik yazıyı bitirebiliriz:-)



