sarah jio etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sarah jio etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2016 Pazar

PAZAR 6’LISI : BENİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATAN 6 KİTAP

pazar altılısı beni hayal kırıklığına uğratan altı kitap
Evet, saat 12'yi geçtiyse ve pazar gününe girmişsek Pazar 6'lısı yazısını yayınlamak için daha fazla beklememe gerek yok demektir :-) Sevgili Esseve Rin şubat ayının kategorilerini açıkladı. Eğer siz de bize katılmak isterseniz bu listeye göre yazılarınızı yazabilirsiniz. Ne kadar çok olursak o kadar zevkli olur. Hadi gelin J

ROBİN SHARMA – FERRARİ’SİNİ SATAN BİLGE
Bu kitap ben üniversitedeyken bütün dünyayı kasıp kavuruyordu. En çok satanlar listesinin başındaydı ve herkesin elindeydi. Üniversitede tiyatro hocam doğum günümde bana bu kitabı hediye etmişti. Bu yüzden benim için özel olsa da kitabı hiç sevmemiştim. Hatta zorla bitirmiştim. Ben zaten kişisel gelişim kitabı sevmem. Bu yüzden bana hitap etmedi ama en yakın arkadaşlarımdan biri bu kitaba bayılmıştı. Siz Ferrari’sini Satan Bilge’yi okudunuz mu? Okuduysanız lütfen yorumunuzu yazın. Çoğunluk ne düşünüyor merak ediyorum.

8 Haziran 2015 Pazartesi

Sarah Jio Kitapları ve Kadınları

     Çevremde ben her zaman en çok kitap okuyan, kitapları ve yazarları en iyi tanıyan, insanlara kitap tavsiyesi veren biri olmuştum. Ta ki bu yıla kadar. Çevremdeki herkes Sarah Jio diye bir yazardan bahsederken ve onun kitaplarını arka arkaya okurken ben olaya Fransız kaldım. Yazarın hiçbir kitabını okumadığım gibi adını bile duymamıştım. Tabii bu durumu gururuma yediremediğimden (J) hemen yazarın 2 kitabını alıp okudum.


     Sarah Jio’nun okuduğum ilk kitabı Böğürtlen Kışı’ydı. Kitabın özeti(Arka kapaktan alıntıdır) : "Vera Ray 1933 yılının o karlı mayıs akşamında üç yaşındaki oğlu Daniel'ı son kez öptüğünü bilmiyordur. Her ne kadar oğlunu yalnız bırakma düşüncesinden nefret etse de hayatlarını devam ettirmek için çalışmak zorundadır. Tek avuntusu, gün ağardığında küçücük oğluna sarılacak olmasıdır. Ancak Vera geri döndüğünde karşılaştığı manzara, Daniel'ın boş yatağıdır. Bir de karlar içine gömülmüş olan oyuncak ayısı.

Seksen sene sonra Seattle yine mayıs ayında karlar altındadır. Köklü bir gazetede muhabir olan Claire Aldridge, bu doğaüstü olayı haber yapacaktır. Araştırmalarına devam eden Claire, küçük çocuğun bu zamana kadar sonuçlanmamış kaçırılma davasıyla karşılaşır. Evlat kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi bilen Claire, bu olayı çözmeye karar verir. Ancak çözdüğü her düğümün, onu Vera'yla olan bağlantısına yaklaştırdığından habersizdir…"


     Yazarın ikinci olarak Mart Menekşeleri kitabını okudum. Kitabın özeti (Arka kapaktan alıntıdır): "Gerçek aşkı yaşadığına inanan ünlü yazar Emily Wilson, kocasının başka bir kadını ona tercih ettiğini öğrenince, hayal kırıklığına uğrar. Tüm bu olanlara rağmen yine de tek bir damla gözyaşı dökmez. 

Büyük yengesi Bee, Mart ayını Bainbridge Adası'nda geçirmesi için onu davet eder. Emily ruhunda açılan yaraların iyileşmesi umuduyla, bu teklifi kabul eder. 

Adanın mistik havasıyla huzuru yakalamaya çalışan Emily, 1943 yılında yazılmış kırmızı kadife kaplı bir günlük bulur. Bu günlük onu geçmişin tozlu sayfalarına hapsolan gerçek bir aşk hikâyesine ve altmış yıllık bir aile sırrına götürecektir..." 

     Açıkçası ben Sarah Jio’yu da kitaplarını da çok sevmedim. Belki de herkes bayıla bayıla okuduğundan ve çok övdüğünden beklentilerim yükseldi ama yazar bende “Bütün kitaplarını okumalıyım.” duygusu uyandırmadı. Bir de yazarın iki kitabı da birbirine çok benziyordu. Evliliğinde sorun yaşayan iki kadın bir şekilde geçmişte yaşanmış bir hikayeyi bulurlar. Geçmiş ve günümüz paralel şekilde ilerlerken bir yerde olaylar kesişir. İki kitap da bu temel üzerine kurulmuş.

     Yazarın en önemli ve sanırım okuyucular tarafından en çok sevilen özelliği kitaplarının sonunda okuyucuyu şaşırtması. Ben Böğürtlen Kışı’nda kitabın sonunu 150. Sayfadayken anladım. Mart Menekşeleri’nde de ne olacağını az çok anladım ama kim kimdir kısmını tutturamadım. Yani bu açıdan da beni etkilemedi.

     Bir daha Sarah Jio okuyacağımı düşünmüyorum. Eğer bu iki kitap dışında çok iyi diyebileceğiniz bir kitabı varsa lütfen yazın. Ön yargılı davranarak güzel bir kitap okuma fırsatını kaçırmak istemem.

     Bundan sonrası Böğürtlen Kışı ve Mart Menekşeleri kitapları için ağır spoiler içerir. Kitapları okumayanlar buradan sonrasını okumasınlar.

     Sizi bilmem ama ben kitabın ana karakterini sevmiyorsam kitabı da sevemiyorum. Yazarın kitapları hakkında bu kadar olumsuz konuşmamın nedeni de iki kitaptaki baş karakterlerden nefret etmem. Anlatayım.

     Böğürtlen Kışı’ndaki Vera fakirlikten ölüyor. Zengin, yakışıklı, iyi kalpli ve onu seven bir erkek buluyor. Sırf o adamın kız kardeşi “Siz farklı dünyaların insanlarısınız. Bir arada olmanız imkansız.” dedi diye adamı terk ediyor. Üstelik onun bebeğine hamile ve adama bunu söylemiyor bile. Aradan 4-5 sene geçiyor. Çocuğu da kendi gibi sefil ediyor. Sonra çocuğu kaybolunca aradan geçen uzun yıllara rağmen hem yardım istemek hem de belki tekrar beraber oluruz umuduyla adama gidiyor. Adam artık evli olduğunu söyleyince bu da gidip intihar ediyor. Halbuki aklını kullansa en başta adamla evlenip mutlu bir hayat sürebilirdi.

     Mart Menekşeleri’ndeki Esther daha salak. Elliot gibi mükemmel bir adamla nişanlıyken bir yanlış anlama sonucu onu terk ediyor. Adamı dinlemiyor bile. Sonra gidiyor başka bir adamla evleniyor. Evlendiği adam da dünya iyisi (Zaten böylelerinin şansına hep iyiler denk gelir). Sonra bu, kocasını Elliot ile aldatıp bir de Elliot’tan hamile kalıyor. Kocası ihanetini öğrenip onu evden atınca Elliot’un yanına gittiğinde onu arkadaşı Frances’le görünce “Vay siz bunu bana nasıl yaparsınız?” triplerine giriyor. Buraya kadar hadi neyse. Bir de kendine öldü süsü vererek insanlara vicdan azabı çektiriyor. Elliot’tan kızını, kızından babasını esirgiyor ve dünyayı gezerek hayatını yaşıyor. Peki bunları yaparken ona kim yardım ediyor? Ona deli gibi aşık olan bir başka erkek L

     Bu Esther’den kitap boyunca “Çok iyiydi. Mükemmeldi. Onu her gün özlüyorum.” diye bahsedilince ben kafayı yedim. Kadın bencilin tekiymiş. Kendinde her şeyi yapacak ve insanların hayatını mahvedecek davranışları gerçekleştirme hakkını görmüş. Bir de mağdur ayağına yatıyor. Neyse, daha fazla yazmayayım sinirlerim bozuluyor L


     İki kitapta da aptal kadınların bize gururlu diye tutturulmasına sinir oldum. Yazarın diğer kitaplarındaki kadın karakterler de böyleyse ben hiç boş yere diğer kitaplarını okumayayım. Güçlü kadın karakterler okumak istiyorum. 

19 Mart 2015 Perşembe

KÜTÜPHANEYE ÜYE OLDUM

     27 yaşındayım, kendimi bildim bileli kitap okumayı çok severim ama ilk defa bir kütüphaneye üye oldum (Üniversitede kullandığım okul kütüphanesini saymazsak).

     4 senedir Midyat'ta yaşıyorum ve Midyat Halk Kütüphanesi'nin önünden defalarca geçmişimdir. Şimdiye kadar hiç merak edip de içine girmemiştim. Ta ki bugüne kadar. Düzenli olarak kitap okuma ödevi verdiğim öğrencilerimin, ki kendileri 6. sınıf olurlar, yarısının kütüphaneye üye olduğunu ve birbirinden güzel kitaplar aldıklarını görünce, üstüne bir de aynı okulda çalıştığım arkadaşlarımın da kütüphaneye üye olduğunu öğrenince en azından bir gidip bakayım burası nasıl bir yermiş diye düşündüm. Gitmemle beraber üye olmam da bir oldu tabii.

     Bende kitap alma hastalığı var. Şimdiye kadar bir kitap aldığımı hatırlamıyorum. 5-10 kitap birden alıyorum ve onlar bitmeden yenilerini alıyorum. Böylece bazı kitaplar okunmadan yıllarca kütüphanemde duruyor(En eskisi 2006 yılından). Bu yüzden bir karar aldım. Elimdeki bütün kitapları bitirmeden(20 kadar kitap var.) yeni kitap almayacağım. Böylece bütçemi de biraz düzeltebilirim. Kitaplara ciddi para harcıyorum çünkü.

     Bu noktada kütüphaneye üye olmak için doğru zamandı. Elimdeki kitaplar bitmeden gidip 3 kitap aldım bile. 



     Kitapları okumayı düşündüğüm sırayla fotoğrafladım. Öncelikle sinema yazılarını büyük bir zevkle okuduğum(keşke Sinema dergisi kapanmasaydı da hâlâ okuyabilseydim.) Uygar Şirin'in Karışık Kaset kitabını okuyacağım. Duyduğuma göre akıcı bir kitapmış. Birkaç günde bitiririm diye düşünüyorum. Sonrasında da filmini izler "Kitabı daha iyiydi ya." geyiği yaparım :-)

     2. sırada bütün arkadaşlarımın neredeyse bütün kitaplarını okuduğu ve öve öve bitiremedikleri Sarah Jio var. Şimdiye kadar hiçbir kitabını okumadığım yazar, arkadaşlarımın dediklerinin yarısı kadar olsa bile bu, yazarın bütün kitaplarını okuyacağım demektir.

     Son kitap bir klasik: Küçük Kadınlar. Ben bazı çocuk kitaplarını hiç okumadım(Küçük Kadınlar gibi), bazılarını da çok küçükken okuduğum için hatırlamıyorum. O yüzden bazen çocuk kitaplarını, özellikle klasik olanları, okuyacağım. Bu kitabın kısaltılmamış, tam çeviri olduğunu okuyunca dayanamadım hemen aldım.  

     Şimdilik bu kadar. Elimdekileri bitirdikten sonra yeni kitaplar aldıkça kütüphane maceralarımı yazacağım. Takipte kalın. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...