Belki biliyorsunuzdur, on yılı geçen hizmet süresine sahip olan öğretmenler kasım ayında bir sınava girecekler ve bu sınavdan 70 puan ve üstünde alan öğretmenler “uzman öğretmen” diye adlandırılacak. Maaşlarında bir miktar artış olacak.
Bütün öğretmenler bu sınavın gereksiz, haksız ve işe
yaramaz olduğunu biliyoruz ama sevgili milli eğitim nedense sınav yapmakta
kararlı. Halbuki iyi öğretmen olmanın bu sınavla hiçbir alakası yok. Şimdiden
duymaya başladık, velilerin “Çocuğumun dersine uzman öğretmen girsin.” demelerini.
Siz sakın bu hataya düşmeyin diye uyarmak istedim. Bir şeyi iyi bilmekle onu
iyi anlatmak tamamen farklı şeyler. Bunu uzman öğretmenlik eğitimlerinde bir kez daha anladım. Eğitim videolarında profesör, doçent vb. mesleğinde başarılı,
kitap yazacak kadar bilgi sahibi olan insanlar ders anlatıyor. Eğer Youtube’ta
falan denk gelirseniz açın izleyin. İnsanın dikkatini çekecek bir anlatım
yapmayı geçtim, o kadar tekdüze bir şekilde anlatıyorlar ki, daha doğrusu
slayttan okuyorlar, iki dakikadan fazla dinleyemiyorsunuz. Kafanız başka
yerlere gidiyor ya da uykunuz geliyor. Bazıları düzgün cümle bile kuramıyor. Daha doğrusu iyi okuyamıyor. 😐 Bir alanda beş farklı videoda anlatım yapan hoca o
kadar çok “ııııı sesi çıkardı ki videonun sesini kısmak zorunda kaldım.
Bu sınava ben de gireceğim. Sadece maddi artısı
sebebiyle. Kazanabilirim de kazanmayabilirim de. İki durumda da fikrim aynı
olacak. Yazılı sınavda başarılı olmakla sınıfta iyi öğretmen olmak arasında çok
az ilişki var. KPSS birincisi olup insanların önünde konuşamayan kişileri gördü
bu gözler. Siz çocuğunuzun sevdiği, derse ilgi duymasını sağlayan ve çocuğunuza
bir şeyler öğretmeye çalışan öğretmenler bulmaya çalışın. Unvanının ne
olduğunun önemi yok.
Madem sınava gireceğim, hakkını vererek çalışayım, dedim. Hayatım boyunca hep çalışkan bir öğrenci oldum. İnek bir öğrenciydim
bile denilebilir. Ders çalışmayı oldum olası sevmişimdir. Bu yüzden şevkle işe
koyuldum.
Eğitimde sunulan bilgilerin çıktısını aldım, kitap
olarak bastırdım. Planlarımda bütün kitabı baştan sona okumak, önemli yerlerin
altına çizmek, altını çizdiğim yerleri defterime not almak, daha sonra bu
notları okumak ve sınavla ilgili test kitaplarını çözmek vardı ama ne oldu
bilin bakalım? Kitaptan sekiz sayfa okuduktan sonra başım ağrıdı ve kitabı
bıraktım.🙈 Üstünden bir ay geçti ve ben hiçbir şey yapmadım. Benim aklım
üniversitedeki, lisedeki zamanlarıma gitti ama ne bende o kafa var ne de o
çalışma ortamı.
Üniversitedeyken yurtta kalıyordum ve tek yapmam
gereken derslerime çalışmaktı. Lisede ve daha öncesinde de her şeyle annem
ilgilenirdi. Benim tek yapmam gereken ders çalışmaktı ama şimdi hem bir işte
çalışmam gerekiyor hem ev işleri, temizlik, yemek gibi bütün işler ile ilgilenmem
gerekiyor hem de kızıma ve eşime zaman ayırmam gerekiyor. Arta kalan sürede de ders
çalışmam gerekiyor. Bu da takdir edersiniz ki pek kolay değil.
Üstelik bütün sorunlar bunlar da değil. Kafamın da
eskisi kadar çalışmadığını fark ettim. 😂 Tek tesellim sınava girecek bütün
öğretmenlerin en az benim yaşımda hatta benden daha yaşlı olmaları. 🙈 Hakkımızda
hayırlısı