13 Aralık 2017 Çarşamba

KISA KISA KİTAP YORUMLARI #3

sule uzundere blog yazıları
AYFER TUNÇ - BİR MANİNİZ YOKSA ANNEMLER SİZE GELECEK
Ayfer Tunç ismini sık sık duyduğum ama hiçbir kitabını okumadığım bir yazardı. Suzan Defter, Dünya Ağrısı ve Aziz Bey Hadisesi kitaplarını okuduğum olumlu yorumlardan sonra okuma listeme eklemiştim. Tesadüfen Ukitap’ta bu kitabını, üstelik imzalı olarak, alma şansım oldu. Yazar kitapta çocukluğunu geçirdiği 70’li yılları anlatıyor ama ne anlatmak. Hiçbir detayı kaçırmadan, aklınıza gelebilecek her yönüyle o zamanların dünyasını, Türkiye’sini, yaşamını anlatmış Ayfer Tunç. Yazarın detaylara verdiği öneme hayran kaldım. Ben o dönemlerde yaşamasam da artık 70’li yıllarda insanlar nasıl yaşıyordu, neler yapıyordu, neleri konuşuyordu biliyorum diyebilirim. Sizin de döneme özel bir ilginiz varsa bu 484 sayfalık anılar kitabını okumalısınız. Artık Ayfer Tunç’un kalemiyle tanıştım ve romanlarını okumak için sabırsızlanıyorum.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Ben çocukken büyükler konuşmalarına “Bizim zamanımızda…” diye başlarlardı: “Gaz lambasında ders çalışırdık.” Bu kitapta ben de “Bizim zamanımızda…” diye söze başlıyorum. “Cep telefonu yoktu, şehirlerarasına telefon bağlatırdık.” Gelecekte şimdi gençliklerini yaşayanlar da söze “Bizim zamanımızda…” diye başlayacaklar, “İnternet yoktu, faks çekerdik.” Kâğıdı oldum olası seven biri olarak gelecekte söze şöyle başlanmamasını dilerim. “Bizim zamanımızda kitap diye bir şey vardı, kâğıttan yapılıyordu. Düşünebiliyor musunuz?”

JULİA QUİNN – ŞAHANE BİR KADININ GİZLİ GÜNLÜĞÜ
Julia Quinn’in 3 kitaplık Bevelstoke serisinin ilk kitabı Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü üçüncü kişi ağzıyla yazılmış. Aralarda baş kadın karakterimiz Miranda’nın tuttuğu günlükten bölümler var. Miranda ve onun 10 yaşından beri âşık olduğu Turner’ın öyküsü romantik, eğlenceli ama daha çok hüzünlüydü. Miranda’yı bazen kendime benzetsem de kitapta da dendiği gibi şahane bir kadın olan ona daha çok hayranlık duydum. Sevgili Belle’nin Kütüphanesi’nin “Bana okumayı sevdirdi.” dediği, Sevgili Esseve Rin’in okuduğu ilk historical olan, benim “Julia Quinn ne yazarsa okurum. Beni yanıltmadı, bu kitabı da çok güzelmiş. Epsilon serinin devamını çevir.” dediğim Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü romantik kitap sevenlere tavsiyemdir.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. İşte bir şeyi sanat eseri yapan bu olsa gerek. Birinin içinde fırtınalar kopartan bir şey, ötekinin kılını bile kıpırdatamıyor.
2. Sadece gitmiş olsaydı onu bağışlayabilirdim. Ama gelmedi de.

AMY ENGEL – DEVRİMİN KIZI
2015 yılında Amy Engel’in Kurucunun Kızı serisi çok ses getirmişti. Hatırlıyorum, neredeyse bütün bloglarda kitabın yorumu vardı. O zamanlar ben de çok meraklanmış ve seriyi okumak istemiştim. Kurucunun Kızı’nı okudum ve blogumda yorumladım. Buradan okuyabilirsiniz. Sonra araya başka başka kitaplar girince ben seriyi unuttum. Geçen aylarda yaptığım bir kitap alışverişinde ikinci kitap Devrimin Kızı’nın çok uygun fiyatta olduğunu görünce fırsatı kaçırmadım ve ikinci kitabı okuyarak seriyi bitirdim.

Serinin türü distopya diye geçiyor. Ben türe çok hâkim olmadığım için kesin bir yorum yapmak istemiyorum ama kitabın distopya yönünün çok hafif olduğunu söyleyebilirim. Daha çok genç yetişkin, romantik, entrika, heyecan gibi başlıklar altında incelenebilecek bir kitap.

İlk kitabı okuyanlar çok heyecanlı bir yerde bittiğini hatırlayacaklardır. Bu kitap, ilk kitabın kaldığı yerden başlıyor. Kitabın ilk bölümünde Ivy’nin yeni hayatına adapte olmasını ve yeni karakterlerle tanışmasını okuyoruz. Tabii bir yerden sonra tanıdık yüzlerle de karşılaşıyoruz. Tam her şey yoluna girdi derken gelen haberlerle kahramanımızın zor kararlar vermesi gerekiyor.

Ben Devrimin Kızı’nı da seriyi de sevdim ama özellikle baş karakter Bishop’u sevdim. Kendisini âşık olunan kitap karakterleri listemde üst sıralara yazmak isterdim ama 20 yaşında olduğunu hatırlayınca utanıyorum hehe J

Eğer distopya değil de genç yetişkin kitabı arıyorsanız seriyi öneririm.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Bazı insanlar asla değişmez. Değişmeleri gerektiğinde bile.
sule uzundere blog yazıları

MELISSA SENATE - AŞK TANRIÇASININ YEMEK OKULU
Sevgili arkadaşım Semra’nın hediyesi olan kitap klasik bir “Kendini iyi hisset.” kitabı.  Baş karakterimiz mutsuz, sevgilisinden ayrılmış ve hayatında hiçbir şey yolunda gitmeyen biri olsa da biliyoruz ki kitabın sonunda hem sevgilisi olacak, hem her şey yoluna girecek hem de çok mutlu olacak. Siz de benim gibi bazen, keşke hayat kitaplardaki gibi kolay olsaydı diyor musunuz?

Okuma hızınızın düştüğü anlarda, kolay ve hızlı okuyabileceğiniz, içinize umut serpecek bir kitap arıyorsanız Aşk Tanrıçasının Yemek Okulu tam size göre.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Aşkla ilgili bildiğim tek şey, başına geldiyse anlıyorsun.

CENGİZ AYTMATOV – CEMİLE
Cengiz Aytmatov benim için özel isimlerden biri. Şimdiye kadar Gün Olur Asra Bedel, Beyaz Gemi ve Cengiz Han’a Küsen Bulut kitaplarını okudum. Bütün kitaplarını okumak istediğim yazarın tarzını biraz Stefan Zweig’e benzetiyorum ben. İkisinin kitaplarında da aslında çok hareket yoktur. Şoke eden sürprizlere, bol aksiyona, nefes kesen anlara pek rastlanmaz ama en basit bir şeyi bile o kadar güzel, detaylı ve etkileyici anlatırlar ki kitap sizi içine çeker, büyüler. Hani bazı insanlar kitapta çok olay olmasını ister, durağanlığı sıkıcı bulur ya o isimlerin bile iki yazarın kitaplarını zevkle okuyacaklarını düşünüyorum. Defalarca söylediğim gibi, bence edebiyatta ne anlattığın değil nasıl anlattığındır önemli olan. Cengiz Aytmatov da bunu kanıtlıyor.

Eğer kitabın arka kapağında yazan "İşte şimdi burada, Villon'un, Hugo'nun, Baudelaire'nin Paris'inde, kralların ve devrimlerin Paris'inde, ressamların yüzyıllık Paris'i olmakla övünen her taşı ya bir tarihi, ya bir efsaneyi hatırlatan şu Paris'te Werther, Bérénice, Antoine ve Kleopatra, Manon Lescaut, Education Sentimentale, Dominique, hepsi birdenbire gözümden düşüverdi. Çünkü ben Cemile'yi okudum. Roméo Juliette, Paolo ve Francesca, Hernani ve Dona Sol, artık bunların hiçbiri gözümde değil, çünkü ben ikinci dünya savaşının üçüncü yılı yazında, 1943 yılının o Ağustos gecesinde Kurkureu vadisinde bir yerde Zahire arabaları ile giden Danyar ve Cemile'ye, bunların hikâyesini anlatan küçük Seyit'e rastladım." İfadesine takılmazsanız, “Dünyanın en güzel aşk hikâyesi” yorumu beklentinizi yükseltmezse çok güzel bir kitap okuyacağınızı garanti ediyorum.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Bir insan kendini gösterecek bir şey yapmazsa, yavaş yavaş unutulur gider.
2. İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.
sule uzundere blog yazıları

TARIK AKAN – ANNE KAFAMDA BİT VAR
Tarık Akan kitapta, 1981 yılında tutuklandığı zaman hapishanede gözetim altında geçen günlerini anlatıyor. Çok sade, duygu sömürüsüne ve abartıya kaçmadan ne yaşadıysa onu yazmış. İnsan kötü bir olay yaşadığında onu unutmaya çalışır, bilinçaltına iter ama iyileşmek için onunla yüzleşmesi gerekir ya bana Tarık Akan bu kitabında o yüzleşmeyi yapıyor gibi geldi. İçimden bir ses kitabı yazdıktan sonra rahatladığını söylüyor.

Kitabın ortalarında o zamanlar tutuklu olan Yılmaz Güney’le çektikleri Yol filminin hikâyesini de anlatıyor Tarık Akan.  Kitabın sonunda bir de fotoğraf albümü var. Boyutunun büyüklüğüne aldanmayın 1-2 saatte okuyacağınız bir kitap. Tarık Akan hayranlarına ve 80’li yıllarda ülkemizin içinde bulunduğu duruma ilgi duyanlara önerimdir.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Ben Uğur’la (Dündar) odada yalnız kaldım. Yıllar sonra ilk kez karşılaşıyorduk. Aramızda bir dostluk, arkadaşlık olmadığı gibi, gençliğimizde yumruk yumruğa kavga etmişliğimiz bile vardı.
2. Yaşam koşulları olumsuz yönde değiştiğinde insanın biyolojik ve moral sağlığının bozulduğunu ama hayatta kalma dürtüsünün tüm zor koşullara katlanmayı hatta neredeyse alışmayı sağladığını düşündük.

Bu kitaplar arasında sizin okuduklarınız var mı? Okumak istedikleriniz? Çok beğendiğiniz ya da o kadar sevmediğiniz? Fikirlerinizi benimle paylaşırsanız sevinirim. Yeni yazılarda görüşmek üzere 😊


6 yorum:

  1. Ayfer Tunç'un ben de ilk bu kitabını okuyup zamanda yolculuk yapmıştım :) Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan... Ay devamına üşendim. İşte o kitabının kurgusuna bayılmıştım. Karakterler arasında geçişler ve oya gibi işlemeler çok güzeldi. En son da Dünya Ağrısı'nı okudum. Yüreğe dokunan bir kitaptı. Kısacası en sevdiğim yazarlar arasında kendisi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Handan,
      senin de Ayfer Tunç sevdiğini görmek merakımı daha da arttırdı. 2018'de daha çok Ayfer tunç okuyabilmek dileğiyle :-)

      Sil
  2. Tarık Akan'ın kitabını ben de sevdim, Ayfer Tunç da kitaplarını merak ettiğim bir yazar :). Bol okumalı günler :).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öneri makinesi,
      Ayfer Tunç'un kalemini, romanlarını çok merak edecek kadar sevdim. Çok teşekkürler canım :-)

      Sil
  3. Tarık Akan'ın bir kitabı olduğunu bilmiyordum, vay be! :)
    Aşk Tanrıçası'nın Yemek Okulu'nu merak ettim. :)
    Çok hoş bir yazı olmuş, emeğine sağlık! ^_^

    YanıtlaSil

Yorumlarınız için çok teşekkür ederim :-)