15 Temmuz 2021 Perşembe

Gonçarov-Oblomov

 

Herkese merhaba. Uzun zaman önce okuduğum Oblomov’un yorumuyla geldim. Kitabı okuyalı birkaç ay olduğu için yorumumu, kitabı okuduktan sonra aldığım notlara dayanarak yazacağım. Bu yüzden maddeler halinde kitapla ilgili düşündüğüm her şeyi yazmayı planlıyorum. Hadi başlayalım.

Kitabın önsözünde şöyle bir paragraf geçiyor:

“Bütün okuma yazma bilenler Oblomov’u heyecanla okuyorlar. Hiç mübalağa etmeden denilebilir ki bu anda Rusya’da en küçük, en kenarda kalmış bir kasaba yoktur ki orada Oblomov okunmasın, üzerinde tartışılmasın. Oblomov ve Oblomovluk kelimeleri bütün Rusya’ya yayılmış, ebedi olarak dilimize girmiştir.”

Oblomov öyle bir kitap ki literatüre yeni bir kavram sokmuş. Kitaptaki karakterin adı, bir terim adına dönüşmüş. Bu da doğal olarak beklentiyi yükseltiyor. Sonda söylemem gereken şeyi baştan söyleyeyim. Ben kitabı çok beğendim. Hatta beklentimin büyük olmasına rağmen beğendim, beklentimin üstünde buldum. Şimdiden herkese önerebilirim. Oblomov benim en sevdiğim klasiklerden biri oldu. Bunun sebeplerini ve kitapla ilgili diğer fikirlerimi şöyle özetleyebilirim:

*Öncelikle kitabın kalınlığı gözünüzü korkutmasın. Okuduğum en akıcı klasiklerden biri. Kitapta ruhsal betimlemeler fazla yer kaplamıyor. Konu daha çok diyaloglarla ilerliyor. Bu da kitabın okunmasını kolaylaştırıyor.

*Diyaloglar çok iyi yazılmış. Bilen bilir diyalog yazmak çok zordur. Kafanızdan bir konu ya da senaryo bulabilirsiniz ama olayların ilerleyişini konuşmalara yansıtmak kolay değildir. Kitap bu konuda çok başarılıydı.

*Kitaptaki duygusal bölümler de hoşuma gitti. Bazen romantik bir kitap okuyormuşum gibi hissettim.

*Başlangıçta Oblomov’da kendimden parçalar buldum. Sayfalar ilerledikçe bu benzerlikler azaldı tabii. Ben bu seviyede bir tembel değilim. Canı tez, her işini zamanında yapan, çalışkan kişiler karakterle empati kurmakta zorlanabilirler.

*En fazla alıntı yaptığım klasiklerden biri oldu. Kitapta bazı çok iyi tespitler vardı. Yazar hayatı ve insanları çok iyi gözlemlemiş.

*Kitaptaki karakterler o kadar gerçek ki. Hepsi gerçekten yaşamış, olaylar gözümün önünde oluyormuş gibi hissettim. Bu kitabın tamamen hayal ürünü olduğunu kabul edemem. Kesinlikle birilerinden ilham alınmış.

*Yazar bizimle konuşur gibi yazmış. Sinema diliyle konuşmak gerekirse dördüncü duvarı yıkmış.

*Dediğim gibi başlarda Oblomov’u kendime yakın hissettim. Olga ile empati kurdum ve onu çok iyi anladım. Hele bir sahne var ki o sahnedeki acısını ben de kalbimde hissettim. Bir şeylerden vazgeçme sahnesinden bahsediyorum. Sanırım yıllar geçse de o bölümü unutamayacağım. Ve Stoltz… Arkadaş olunmak istenen kitap karakterleri listeme bir numaradan giriş yaptın. Çok şanslıyım ki sana benzeyen bir arkadaşım var.

Sözü daha fazla uzatmak istemiyorum çünkü zaten çok uzun bir yazı oldu. Oblomov’u okuyun, okutun.

ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Uzanmak İlya İlyiç için ne hastalarda ya da uykusu gelmiş insanlarda olduğu gibi bir zaruret, ne yorgun bir kimsedeki gibi geçici bir ihtiyaç ne de uyuşuk bir insandaki gibi bir zevkti; bu onun tabii hâli idi.

2. Geldiği yerde bir şey değişmez, gittiği yerden bir şey eksilmezdi.

3. Umutsuzluk içinde “Ne zaman yaşayacağım ben!” deyip duruyordu.

4. Birinin iyi yanlarından zevk alıp kötü yanlarına kızmamak için büyük bir yaşama deneyi, akıl olgunluğu ve insan sevgisi gereklidir.

5. Burnun yanı kaşınırsa haber, kaşlar kaşınırsa gözyaşı, alın kaşınırsa birini göreceksiniz, sağ taraf kaşınırsa erkek, sol taraf kaşınırsa kadın, kulak kaşındı mı yağmur var, dudaklar öpüşme, bıyık kaşınırsa hediye alacaksınız, dirsek kaşınırsa yer değiştireceksiniz, ayakaltı kaşınırsa yolculuk…

6. Tarih ona yalnızca insanlığın ne kadar zavallı olduğunu öğretmişti: Bir dönemde insanlık felaketlere uğruyor, mutluluğunu yitiriyordu; sonra bütün gücüyle çalışıp çabalamaya koyuluyor, iyi günlere kavuşmak için türlü cefalara katlanıyordu. Nihayet tarihin bir döneminde insanlık rahata kavuşacak gibi oluyor; artık tarihin kendisi de rahat edecek diyorsunuz. Nerede? Tekrar işler bozuluyor; her şeyin altı üstüne geliyor, insanoğlu yeniden çalışıp çabalamaya başlıyordu. Güzel günler bir türlü sürmüyor; hayat değişiyor, her şey durmadan bitip yeniden başlıyordu.

7. Artık anlamaya başlıyoruz ki karşıtlı bir sevgi yaratmıyorsa bile ona hiç de engel olmuyor.

8. Hayatın ideali bir yerde oturmaksa ne diye insanlar her tarafta demiryolları yapıyor, gemiler işletiyorlar?

9. İnsanın hem nazik hem de içten olması pek zor.

10. Evet, hayat konusunda şairim çünkü hayat bir şiirdir. Onu insanlar berbat ediyor.

11. Erkeğe gerçeklerin apaçık gösterilmesi gereken yerde kadına hafif bir rüzgâr, işitilmez bir hava ürpermesi yeter.

12. Aşk komedyasında veya tragedyasında iki oyuncu vardır: Hemen her zaman biri ezer, biri ezilir.

13. İnsan niçin yaşadığını bilmezse günü gününe yaşamakla kalıyor; günün geçmesini, gecenin gelmesini beklemekten başka zevki olmuyor. Bugün nasıl yaşadım, sorusuna cevap vermeden uykuya dalıyor, ertesi gün gene aynı hayat.

14. Siz yanımdayken her şeyden eminim; sesiniz, bakışınız bana gerçek duygularla dolu geliyor. Gözleriniz benimle konuşuyor sanki; kelimelere ihtiyacım yok, her şeyi yüzünüzden anlıyorum; ama sizden ayrılır ayrılmaz içimde öyle kuşkular, öyle sorular uyanıyor ki tekrar yüzünüze bakmak, inancımı tekrar bulmak için yanınıza koşmak istiyorum. Neden böyle oluyor?

15. Beni ağlatmak elinizdeydi ama gözyaşlarımı durdurmak artık elinizde değil. O kadar güçlü değilsiniz.

16. İnsan her önüne çıkanı bir hata diye atacak olursa doğruya ne zaman rastlayacak?

17. Evlenen kadın değildir ki, bizimle evlenirler ya da bizi kocaya verirler.

18. Ya şimdi ya hiçbir zaman!

19. Birçok insan bir çiftlik satın alıp işletir gibi evleniyordu, kadın evine çekidüzen veriyor, işleri yapıyor, annelik, mürebbiyelik ediyordu. İyi bir işadamı çiftliğinin manzarasına nasıl bakarsa onlar da aşka öyle bakıyorlar, yani zamanla ona alışıyor ve artık farkına varmaz oluyorlardı.

20. Mutlu değilim doğru. Mutluluğumun çok fazla oluşu, mutluluk duymama engel oluyor.

21. Dostluk, genç bir kadınla genç bir erkek arasında aşk olmadığı zaman ya da ihtiyarlar arasında bir aşk anısına dönüştüğü zaman iyi bir şeydir. Bir yanda dostluk, öbür yanda aşk olunca felaket!

22. Aşk bir ruh kangreni; o kadar çabuk ilerliyor ki. Daha şimdiden ne haldeyim. Zamanı saatlerle, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, sizinle ölçüyorum. Onu gördüm, görmedim, göreceğim, görmeyeceğim, gelecek, gelmeyecek…

23. Bütün bunlar (aşk) gençlikte güzel çünkü gençlik heyecanların tatlısına, acısına kolayca dayanır; benim yaşımda insan huzuru arıyor. Ben uykulu ve uyuşuk huzura alışmışım, fırtınalara tahammülüm yok.

24. Sizi görmemeye katlandıktan sonra nelere katlanamam ki?

14 yorum:

  1. Ben okurken nedense çok zorlanmıştım. Sanırım kitabı okurkenki ruh hali okuma durumumuzu fazlasıyla etkiliyor. Benim de en sevdiğim kitaplardan birisi haline geldi. Bazen kendimi Oblomov'un yerine koydum. İnsanın hayatını sorgulamasını sağlayan ve önemli şeyler katan bir kitap,bu klasikler serisindeki her kitap gibi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gizem Gündüz,
      Kesinlikle. Ben doğru zamanda okudum. En sevdiğim klasiklerden biri oldu.

      Sil
  2. Oblomov benin aşkım ya :)
    en kızdığım ve en olmak istediğim karakter

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. SevKoz,
      övüldüğü kadar carmış. Ben de çok sevdim.

      Sil
  3. Çok bahsi geçen bir kitap, sen de övmüşsün... Bir ara kütüphaneme katayım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ışınonur,
      umarım sen de severdin. Ben çok beğendim.

      Sil
  4. Sen oku diyorsan kesinlikle okunmalı:))) Kitabı biliyorum ama alıp okumadım, seveceğim gibi geliyor. 6. ve 16. alıntıyı çok sevdim. Alınacaklar listesine ekledim:))) Emeğine sağlık:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kitapkesfi,
      bence mutlaka okumalısın. Özellikle genç yaşlarda okursan hayatını nasıl geçirmek istemediğin konusunda fikir verebilir.

      Sil
  5. hımm tamamdır Şule’ciğim, derhal bakılacak :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitap Eylemi,
      umarım sen de seversin Eylem. Ben çok beğendim.

      Sil
  6. Kitabı çok merak ettim Şule’cim özellikle de Stolz’u:)) listeme ekliyorum sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eren,
      umarım sen de seversin Eren. Ben çok beğendim.

      Sil
  7. Klasiklerden çok uzak kaldım. Halen okuyamadım çok klasik var :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cahil Okur,
      benim de öyle. Arada okumaya çalışıyorum ama son zamanlarda okurken konsantrasyonum çok dağılıyor.

      Sil

Yorumlarınız için çok teşekkür ederim :-)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...