8 Ekim 2014 Çarşamba

ADANA SHERATON OTELİ


   
     Düğünümüzden sadece birkaç gün sonra işimize dönmemiz gerektiği için balayı yapamadık. O yüzden kendimizi şımartarak iyi bir otelde birkaç gün kalmayı düşündük. Bunun için de yakın zaman önce açılan ve dış görünüşüyle göz kamaştıran Sheraton'ı seçtik.

     Otele girdiğimiz anda hissettiğim duygu ihtişamdı. Bu tarz yerlere alışkın olmadığım için ilk görüşte büyülendim. Bekleme salonunda portakal suyu ikram etmeleri ve okumamız için dergi bırakmaları da izlenimimi olumlu anlamda etkiledi.

     Bilgi almak için gittiğimiz pesepsiyonist bize çok ilgili davrandı. Zaten Sheraton'da kaldığım süre boyunca en çok hoşuma giden şeylerden biri çalışanların davranışlarıydı. Hepsi güleryüzlü, ilgili ve kibardılar. Bize çok iyi davrandılar. Hizmet anlamında çalışanlardan çok memnun kaldık.

    Otelde 3 gün kalırız diye düşündük ama bir günlüğünün 525 lira olduğunu duyunca süreyi 2 güne düşürdük :-) Tabii ki daha ucuz odalar vardı ama bize gösterilen odanın güzelliği, manzarası ve açık büfe imkanı olmasıyla biz burayı seçtik.

     Düğünden sonra gelinliğimiz ve damatlığımızla Sheraton'a geldik. Odamıza çıktığımızda balayında olduğumuz için otelden bir ikram, bir jest bekledim ama hiçbir şey gelmedi. Resepsiyonist balayı için çok tercih edildiklerini söylemişti ( hatta biz oradayken bir çift daha geldi) Belki bu yüzden gelin ve damadı çok önemsemediler.

     Oda Seyhan nehrine ve Merkez Park'a bakan çok şık ve rahat bir odaydı. Banyoya bayıldım. Su sistemi harikaydı. Hayatımdaki en güzel banyolardan birini orada yaptım. Yatak da çok rahattı.

     Açık büfe yemek yiyeceğiz dedik ama büfede sadece aperatif yiyecekler vardı (Bunu bize odayı tutmadan önce de söylemişlerdi. Yani ortada bir kandırmaca yok) İlk gün kahvaltıyı kaçırınca çerez, çikolata ve lokumla karnımızı doyurmaya çalıştık ama pek başarılı olamadık. Bu yüzden öğlen sandviçlere resmen saldırdık. Aç olduğumuzdan mı bilmiyorum ama o mini sandviçler o kadar lezzetli geldi ki anlatamam. Akşam yemeği ve kahvaltı muazzamdı. Bu öğünlerde lezzetli yiyecekler yedik ama ara öğünler yetersizdi.

     "Yemek salonunda birçok dergi var, sırasıyla hepsini okurum." diyordum ama aynı dergilerin farklı sayıları sıralanmıştı. Vogue ve Alem. Başka dergi yoktu. Gazeteler de az sayıdaydı. Böyle bir otelden insan daha çok çeşitlilik bekliyor. Aynı dergilerin farklı sayıları ve aynı gazeteden birkaç tane olacağına bütün gazete ve dergilerden birer adet koyulsaydı daha iyi olurdu diye düşünüyorum.

     Yemek salonu ve oturma odasını beğendim. Çeşit çeşit oyunların olması otelde vakit geçirecek insanların eğlenmesini sağlayacaktır. Balkon, balkondaki koltuklar ve manzara da mükemmeldi.

     Sonuç itibariyle Sheraton cidden güzel bir otel ama bir gün için 525 lira hak ediyor mu tartışılır. bir de tabii oteli tutan kişi de önemli. Zengin bir iş adamı ya da ünlü bir sanatçı olsam rahat etmek adına Sheraton'da seve seve kalırdım ama biz 2 öğretmen için bu miktar fazla. Bir de şunu düşündüm. Oda, otel ne kadar güzel ve lüks olursa olsun sonuçta dört duvar arası bir yer. Bir süre sonra alışıyorsun ve o yer büyüsünü kaybetmeye başlıyor. Kaldı ki biz orada sadece 2 gün kaldık. Sonradan "Keşke Sheraton'da kalacağımıza daha ucuz bir yerde daha uzun kalsaydık veya orada da 2 gün kalıp geriye kalan parayla gezip bir yerlere gitseydik." diye düşündük. Bizim 2 gün için verdiğimiz parayla millet bir hafta Antalya'da tatil yapıyor.

     Dediğim gibi aslında Sheraton'da kalma tercih ve bütçe meselesi. Bir daha orada kalacağımı düşünmüyorum. (İleride çok zengin olursam başka) Ama yine de iyi ki balayımızda oraya gitmişiz. Hem güzel ve rahat 2 gün geçirdik hem de Sheraton'da kaldık diyebiliyoruz. İçimizde kalmamış oldu :-)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız için çok teşekkür ederim :-)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...