27 Mayıs 2015 Çarşamba

SON ZAMANLARDA OKUDUĞUM KİTAPLAR – 2


PAULO COELHO – SİMYACI
Simyacı’yı ilk kez çocukken duymuştum. O zamanlar yarısını okumuştum ve o günlerden aklımda kalan tek şey Santiago’nun tozlu kristallerin tozunu alması, kristaller temizlenince dükkanın satışlarının artmasıydı.
Simyacı İspanya’dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun hikayesini anlatıyor. Bu yolda Santiago çok şey yaşıyor ve çok şey öğreniyor. Kitabın sonunda bambaşka birine, olması gereken kişiye, dönüşüyor. Hazineyi bulup bulmadığını söylemeyeyim, kitabı henüz okumayanlar varsa hevesleri kaçmasın.
Paulo Coelho her zamanki gibi insanı sıkmayan, kolay okunan bir kitap yazmış. Yine her zamanki gibi altını çizdiğim, beğendiğim çok cümle oldu. Zaten Paulo Coelho bu altı çizilecek cümleleri en iyi yazan yazarlardan biri.
Kitabı 2 günde bitirdim, aslında bir günde bile bitirilebilir, ve beğendim ama ben kitaptaki başkarakterin bir amaç uğruna yola çıktığı, bu yolda yaşadıklarıyla değiştiği ve kendini keşfettiği hikayeleri okumaktan biraz sıkıldım. Gerçi Simyacı bu tarz kitapların ilk örneklerinden sayılır ama ben daha öncesinde buna benzer kitaplar okuduğum için Simyacı’yı okurken “Ben bu kitabı okumuştum.” Hissine kapıldım. O yüzden çok etkilenmedim.
Eğer hâlâ okumadıysanız Simyacı’yı okumanızı tavsiye ederim. Özellikle manevi yönü yüksek ve kişisel gelişim kitaplarını sevenler Simyacı’yı daha çok beğenecektir.

ALTINI ÇİZDİKLERİM:
1.Bir şeyi gerçekten istersen onu gerçekleştirmen için bütün evren işbirliği yapar.
2. Düşümü gerçekleştirmek korkuyorum çünkü o zaman yaşamak için bir sebebim olmayacak.
3. Kötülük insanın ağzına giren şeyde değildir. Kötülük oradan çıkandadır.
4. Yarın, deveni satıp bir at al. Haindir develer. En küçük bir yorgunluk belirtisi göstermeden binlerce fersah yol alırlar. Ve sonra birden dizüstü çöküp ölürler. Oysa atlar yavaş yavaş yorulur. Ve sen onlardan neler isteyebileceğini ve ne zaman öleceklerini bilirsin.
5. Yüreğine, acı korkusunun, acının kendisinden de kötü bir şey olduğunu söyle.
6. Bir düşün gerçekleşmesini bir tek şey olanaksız kılar; başarısızlığa uğrama korkusu.
7. Bir kere olan bir daha asla tekrarlamaz. Amma ve lakin iki kere olan mutlaka üçüncü defa da olacaktır.


FERAYE SÜNEV ÇOKGÜRSES VE KAAN ARER – BACAK ARASINDAN TÜRKİYE
        30 küsur sene jinekolog olarak çalışan Feraye Sünev Çokgürses doktorluk anılarını toplamış bu kitapta.
Kitap çok popüler oldu. Son zamanlarda birçok kişinin okuduğunu gördüm. Durum böyle olunca bir de kadın hikayeleri anlatılınca ben de kitabı aldım ve okudum.
Kitapta sezaryen, kürtaj, ensest, gibi başlıklar var. Yazarın bu konulardaki görüşleri ve anıları yer alıyor bu bölümlerde. Aynı zamanda yazar tıp eğitimini, Doğu’da çalışmasını ve özel sektör tecrübelerini de ayrı başlıklar altında anlatmış. Özellikle özel sektör anılarını dehşetle okudum. Sağlığımız nasıl insanların elindeymiş. Burada sağlıktan bahsediyoruz şaka değil. Devlet özel hastaneleri daha sık denetlemeli ve daha sert yaptırımlar uygulamalı. İnsanların hem paraları alınıyor hem de sağlıklarıyla oynanıyor.
Kitabı okurken ülkemizdeki kadınların ne acılar çektiğini bütün çıplaklığıyla görüp ürperiyorsunuz. Gazetelerin 3.sayfalarında çıkan, şöyle bir bakıp geçtiğimiz olayları gerçekten yaşayan insanlar var. Sanılanın aksine kadınlar sadece Doğu’da zor durumlar yaşamıyor, ülkemizin ehr yerinde yardıma muhtaç kadınlar var. Kitabı okuduktan sonra onlardan biri olmadığım, rahatım yerinde olduğu için şükrettim.
Yazar kadın vücudu ve doğum ile ilgili yararlı bilgiler veriyor. Günümüzde kadınların birçoğunun sezaryen yaptırdığını ama doğal ve sağlıklı olanın normal doğum olduğunu yazmış. Bunu tabii ki hepimiz biliyoruz. Yazar normal doğumun sanıldığı kadar zor ve acı verici olmadığını anlatmış. Çocuğu olmayan ve çocuk doğurmaktan korkan biri olarak şu sayfanın beni epey rahatlattığını söyleyebilirim :-)


Sonuç olarak bu kitabı bütün kadınlara tavsiye ediyorum. Büyük ihtimalle kitap erkeklerin ilgisini çekmeyecektir ama kadınları daha yakından tanımak için onlar da bu kitabı okuyabilirler.

ALTINI ÇİZDİKLERİM:
1.Komedyen Eddie Cortar’a “Hastalanınca ne yapmak gerekir?” diye sorulduğunda: “Mutlaka doktora gidin.” Demiş. “Zira doktorun yaşaması gerek. Verdiği ilacı da alın çünkü eczacının da yaşaması gerek. Fakat ilaçları sakın içmeye kalkmayın, zira sizin de yaşamanız gerek.”


KAHRAMAN TAZEOĞLU – BUKRE
            Kahraman Tazeoğlu daha önce okumadığım bir yazardı. Bukre kitabı bu kadar popüler olunca, bizim 6.sınıftaki kızların hepsi bu kitabı okudu herhalde, bir de hakkında iyi eleştiriler olunca Bahar Okuma Şenliği kapsamında okuyacağım kitaplara Bukre’yi de dahil ettim.
            En sonda söylemem gerekeni en başta söyleyeceğim. Kitap son zamanlarda okuduğum en sıkıcı kitaptı. Sırf hiçbir kitabı yarıda bırakmama prensibim yüzünden kitabı zorla bitirdim. Baştan sona vıcık vıcık bir aşk hikayesi anlatılıyor. Yazar resmen Facebook’taki atarlı giderli sözlerden kitap yazmış. Kitaptaki her karakter aforizmalı konuşuyor. Normal bir “Nasılsın? Nasıl gidiyor?” muhabbeti yok ki kitabın bütün karakterleri genç. Kitap boyunca bir karakterin çıkıp da “Ya siz ne anlatıyorsunuz? Kasmayın, normal insan gibi konuşun.” Demesini bekledim ama kitaba giren her karakter aynı tarz konuşuyordu :-( Ne demek istediğimi anlamanız için, kitabın dilini merak edenler için birkaç alıntı yazıyorum. 304 sayfa boyunca böyle konuşmalar yapılıyor işte.

1.(Kitabın arka kapağındaki yazı) Sen büyümüşsün ama doğmamışsın bile. (???)
2.Bukre karşılıksız sevmişti ve bunun karşılığı karşılık alamamak olmuştu. (Kardeş zaten karşılıksız sevdiğini söylüyorsun. Karşılıksız sevmek demek, karşındaki insanın senin sevgine karşılık vermemesi demek değil mi?)
3.Aklın ardında kalacağına bırak ardın geride bıraktığının yanında kalsın (???)
4.Eğer, geçmişteki acılarımın karşılığı karşımdaki insanda sonlanmıyorsa, o benim mutluluğumun başlangıcı da olamaz. Hayatıma girecek insanın beni sadece mutlu etmesi yetmez, geçmişimdeki acıları da bana unutturması gerekir. Yoksa bu bir başlangıç değil, geriye doğru görünmez bir kalemle silmektir içini karartan her şeyi… Ve bilirsin ki bir gün tekrar gün yüzüne çıkacağını onların. (Başlangıç gene fena değil de sonradan yine bozmuş).
            Daha böyle çok cümle vardı, hatta bütün kitap bu tarz cümlelerden oluşuyordu. İnternette okuduğuma göre Kahraman Tazeoğlu’nun bütün kitapları bu tarzmış. Bu demektir ki Bukre okuduğum ilk ve son Kahraman Tazeoğlu kitabı olacak.

            Bir de kitapta Bukre için “Bukre’nin saçları çimenlerin üzerinden siyah bir ırmak gibi akıyordu.” Diyor ama kitabın kapağına sarı saçlı bir kız koymuşlar. Herhalde kapağı tasarlayan arkadaş da kitabı okumaya dayanamamış, gelişigüzel bir kız fotoğrafı kullanmış :-)

4 yorum:

  1. Bacak Arasından Türkiya bunu not aldım. Çok ilgimi çekti hele fotoğrafı olan sayfada yazanlar gerçekten şaşırtıcı.
    Bukre'yi ya da Kahaman Tazeoğlu'nun hiç bir kitabını okumadım (bazen merak ediyorum ama öğrenci olarak para vermek istemiyorum) Geçenlerde öğrendimki Tazeoğlu'nun asıl mesleği kadın kuaförlüğüymüş. Tahminimce yıllarca kadınları dinleyen abimiz onlara verdiği tavsiyeleri ben bunları yazsam kitap olur diyerek şiirselleştirip yazmıştır :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neşeli Kitap Vagonu, hahahahah bunu bilmiyordum. Olabilir :-)

      Sil
  2. Güzel özetlemişsiniz, teşekkürler. Simyacı artık bir klasik sayılır ve listemde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gamze, yorumunuz için ben teşekkür ederim. Simyacı'yı çok seven insanlar var. Umarım siz de seversiniz.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...