24 Eylül 2018 Pazartesi

George Orwell-Kitaplar ve Sigaralar (kom #2018)

George Orwell kitapları
Sel Yayıncılık, Çevirmen: Levent Konca, 119 Sayfa, 5.Baskı,2016

Kitaplar ve Sigaralar’da, George Orwell’ın denemeleri toplanmış. Çoğunluğu kitap üzerine olan denemeler ama yazarın çocukluğundan ya da dünyadaki siyasi gelişmelerden bahsettiği denemeler de var.  

Orwell’ın ne kadar kitaba sahip olduğunu hesapladığı bölümde “Ödünç alınan ama geri verilmeyen” ibaresini görünce “Sen de mi Orwell?” dedim. Sonradan kendisinin de birçok kitabını çevresine ödünç verdiğini ama çoğunluğunun geri gelmediğini okuyunca yazarı mazur gördüm J

Orwell’la kitaplar üzerine birçok düşüncemizin ortak olduğunu görmek çok hoşuma gitti. Yazar yaşasa ve biz kitaplar üzerine sohbet etsek çok iyi anlaşırmışız gibi hissettim. Bu da zaten sevdiğim Orwell’a beni daha da yakınlaştırdı.

Romanlarıyla favori yazarlarımdan biri olan George Orwell, denemeleriyle de benden tam not aldı. Kitapsever herkese öneriyorum.

Siz Kitaplar ve Sigaralar’ı okudunuz mu? Beğendiniz mi? Okumak ister misiniz? Yorumlarınızı bekliyorum. Yeni yazılarda görüşmek üzere.

Yazardan okuduğum diğer kitapların yorumuna, kitapların isimlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz:


ALTINI ÇİZDİKLERİM: 1. Şimdiki fiyatlarla tütün için harcadığım para, kitaba harcadığımdan çok daha fazla.

2. Okumanın maliyeti, kitapları ödünç almak yerine satın alsanız ve çok sayıda dergiye abone olsanız bile tütün ve içki içmenin toplam maliyetini aşmaz.

3. İnsanın tekrar tekrar okuduğu, aklının demirbaşları arasında yerini alan ve hayata bakışını değiştiren kitaplar da vardır; göz atıp asla baştan sona okumadığı, bir oturuşta okuyup bir hafta sonra unuttuğu kitaplar da.

4. Okumak ucuz eğlenme türlerinden biri. Hatta muhtemelen, radyo dinlemekten sonra, en ucuz olanıdır.

5. Sahafta çalışırken 1897’de çok hoş bir kitap okumuş olan, kendisi için o kitabın bir nüshasını bulup bulamayacağınızı soran yaşlı bir hanımefendi geldi. Ne yazık ki adını ya da yazarını hatırlamıyor, tıpkı hangi konuyla ilgili olduğunu da hatırlamadığı gibi; fakat kırmızı bir kapağının olduğunu unutmamış.

6. Japonya depremini önceden bildiğini iddia eden insanların derlediği altı penilik yıldız falları satıyorduk. Kapalı zarfların içinde olduklarından bir kere bile zarfı açıp içine bakmadım; ancak satın alan insanlar sıkça geri gelip yıldız fallarının ne kadar “doğru” olduğunu anlatıyorlardı. Karşı cins için son derece çekici olduğunuzu ve en büyük hatanızın cömertliğiniz olduğunu anlatan her yıldız falı kuşkusuz “doğru” gelecektir.

7. Ödünç kitap veren bir kütüphanede insanların sahte değil, gerçek zevklerini görürsünüz ve “klasik” İngiliz romancılarının nasıl tamamıyla gözden düşmüş olduğunu fark etmek sizi şaşkına çevirir. Dickens, Thackeray, Jane Austen, Trollope ve benzerlerini ödünç kitap veren sıradan bir kütüphaneye koymak beyhudedir; kimse onları almaz. İnsanlar, bir 19.yüzyıl romanını daha gördükleri anda “Ah, ama bu eski!” der ve hemen uzaklaşırlar.

8. Yayıncıların her iki üç yılda bir endişeye kapılmasına yol açan bir başka nokta ise, kısa öykülere rağbet olmaması. Kütüphanecinin kendisi için bir kitap seçmesini isteyen neredeyse herkes “Kısa öykü istemiyorum.” ya da alman bir müşterimizin dile getirdiği biçimiyle “Küçük öykü arzulamıyorum.” diyor. Nedenini sorduğunuzda, her hikayede birtakım yeni karakterlere alışmanın fazla yorucu olduğunu söylüyorlar; ilk bölümden sonra artık düşünmeyi gerektirmeyen bir romanın içine girmeyi seviyorlar.

9. Her kitabın üzerine eleştiri yazılmasını hak ettiği önyargısı sorgulanmalı.

10. Kitaplara herhangi türden profesyonel bir bağlantısı olmadıkça insan, çoğunluğunun ne kadar kötü olduğunu fark etmiyor. Onda dokuzdan oldukça fazla örnekte nesnel açıdan dürüst yegane eleştiri “Bu kitap değersiz.” Olurken, eleştirmenin kendisinin hakiki tepkisi muhtemelen “Bu kitap hiçbir şekilde ilgimi çekmiyor; hakkında yazmam için para verilmediği sürece yazmam.” Olurdu.

11. “Rusya’da yazarlara zulmediliyormuş. Ne fark eder? Ben yazar değilim.” Entelektüel özgürlüğe ve nesnel gerçeklik tasavvuruna yapılan her saldırının uzun vadede tüm düşünce dallarını tehdit ettiğini göremiyorlar.

12. Tanrılar kıskançtır ve şansınızın yaver gittiğini onlardan gizlemeniz gerekir.

13. Doğruyu söylemek gerekirse bedensel cezalar olmaksızın klasik eğitim hiç başarıyla yürütülmüş mü ya da yürütülebilir mi şüpheliyim.

14. İlk gençliğimde en sevdiğim yazarlar Ian Hay, Thackeray, Kipling ve H.G. Wells’ti.

15. Dua kitabı tanrıyı sevmenizi ve ondan korkmanızı söylüyordu; fakat korktuğunuz birisini nasıl sevebilirsiniz ki?

16. Doğru olan ile mümkün olan asla kesişmiyordu.

17. Çocuk, ihtiyarlamayı gizemli bir sebepten asla kendi başına gelmeyecek neredeyse tiksinç bir facia olarak tahayyül eder. Otuz yaşını geçmiş herkes önemsiz şeyler hakkında hiç durmadan şikayet eden ve çocuğun görebildiği kadarıyla yaşamak için hiçbir nedeni olmaksızın hayatta kalan, neşesiz, grotesk bir figürdür.

6 yorum:

  1. Yazarın bu kitabını görmüştüm. Ama okunacak o denli kitap var ki sıra gelmedi. Kapağını beğeniyordum. Şimdi alıntılarını da beğendim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar

    1. İlkay Özgür,
      haklısın İlkay'cım. Okunacak o kadar kitap var ki hepsine sıra gelmiyor.

      Sil
  2. Selam.
    Bu kitap alacağım kitaplar listesinde
    Diğer kitaplarını ilgiyle okuduğumdan bu kitapda ilgimi çekmişti
    İyi akşamlar selamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar

    1. Gülşah Şahin,
      yazarı seviyorsan bu kitabını da seveceğinden eminim. Şimdiden iyi okumalar. Sevgiler :-)

      Sil
  3. 3. alıntıyı çok beğendim :) Benim defalarca okuduğum kitapta "Göğü Delen Adam" bu sıralar 3. kez okumayı düşünüyorum. Ufkumu açıp beni en çok değiştiren kitaptı :)
    "Yazar yaşasa ve biz kitaplar üzerine sohbet etsek çok iyi anlaşırmışız gibi hissettim." Bu cümlende Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabını hatırlattı :)
    Orwell ile sohbet etmek birçok şeye değerdi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar

    1. Neşeli Kitap Vagonu,
      Göğü Delen Adam'ı öneri üzerine okumuştum. İnsanı değiştirebilecek gücü olan kitaplardan.

      Çavdar Tarlasında Çocuklar'ın o meşhur cümlesini biliyorum :-) George Orwell'la karşılıklı oturup konuşmayı çok isterdim. Hiçbir şey diyemesem bile "Kitaplarınızı çok seviyorum." derdim :-)

      Sil

Yorumlarınız için çok teşekkür ederim :-)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...