Herkese merhaba. Umarım iyisinizdir. Üç günlük bir
karantinadan sonra bugün sokağa çıkıp biraz nefes alabildik. Ben bu hafta sonu
ailemin yanında kaldım. Kardeşim ve eşi de geldi. Üç gün aile saadeti yaşadık. İki
aydır doğru dürüst görüşmemiştik. Bu salgın birden pat diye bitmeyecek. Biz de
yıllar boyunca, aşının bulunması için gereken süre, kimseyle görüşmeden
duramayacağımıza göre hijyen kurallarına dikkat ederek ailemle görüşmeye karar
verdim.
Bugün hükumet normal hayata dönmek için ilk adımları paylaştı. Beni en
çok kuaförlerin bir hafta sonra açılması mutlu etti. Bugün kendi saçını kesme
videoları izlemeye başlamıştım ve saçımı kesecektim. Haber tam zamanında
duyuruldu 😀
4. Gün
Sorusu: “En sevdiğiniz korku filmi hangisi?”
![]() |
| Efsane sahne 😱 |
Ben korku filmlerini sevmiyorum. İnsanın korkmak için film
izlemesi bana her zaman saçma gelmiştir. Bir de izlediğim filmlerden çok
etkilendiğim, sahnelerini aklımdan çıkaramadığım düşünülürse korku türü en uzak
olduğum alan oluyor. Yine de klasiklerden ya da çok beğenilen korku
filmlerinden birkaç tane izlemişim. İçlerinde en sevdiğim The Shining yani
bizdeki adıyla Cinnet. Stephen King’in romanını Stanley Kubrick sinemaya
uyarlamış. Jack Nicholson oyunculuğuyla büyülüyor. Senaryosunu, oyunculuklarını
ve film boyunca insanı diken üstünde tutmasını sevmiştim. Sadece türün
meraklıları değil herkese öneririm. Zaten IMDB’nin en iyi filmler seçkisinde
61.sırada.
Yıllar önce Okan Bayülgen’in yaptığı gece şovlarından birinde
The Exorcist’ten sahneler paylaşmışlardı ve ben dayanamayarak kanalı
değiştirmiştim. Eğer izleyebilseydim büyük ihtimalle en çok korktuğum film o
olurdu.
Beş yıl önceki cevabımı buradan okuyabilirsiniz.
NOT: Normalde
bloğuma günlük hayatımla ilgili pek yazmıyorum ama bu etkinlik boyunca kısa
kısa kendimden, durumumdan, ruh halimden bahsetmeye karar verdim. Olağanüstü günler
geçiriyoruz. Yıllar sonra bloğuma baktığımda bugünlerle ilgili neler yaşamışım
görmek istiyorum.
